"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

YOBİKO

Ya ben nasıl bir şapşalım bilmiyorum. 2011 için kendime verdiğim ilk sözü tuttum. Bisikletimi aldım, adını da “YOnca Bİsikletli KOşucu”dan esinlenip YOBİKO koydum.

Geçtiğimiz Cuma günü de: “Bilin YOBİKO nedir?” diye yazdım ya, amanın aman ne çok tahmin geldi. Ama meğer Yobiko bizim dershanelerin Japon versiyonuymuş iyi mi! Hiç bilmiyordum. Tesadüfün böylesine pişti derler. Birkaç şoku aynı anda yaşadım aslında. Şanslıyım çünkü inanılmaz dikkatli ve araştırmacı okurlarım var. Tam 3 okurum YOBİKO’nun benim bisikletimin adı olduğunu ve hecesi hecesine nereden çıktığını tahmin edip bildi ağzım açık kaldı! Okurlarım Alev Öztaş, Eser Baylakoğlu ve Özlem Aysoy’u harbiden kutluyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum. Pes!

Yonca

“şaşiko”

 

8. Riva 15Km Yol Koşusu

Yarış Takvimi tarafından 2011 yılı için planlanan koşu yarışlarının ilki 30 Ocak 2011 Pazar günü saat 10:00'da, haberiniz olsun. Yarış mesafesi 15km. Yarışın başlangıç noktası yine Ali Bahadır Köyü’nde Mola Cafe’nin orada. Detaylı bilgi ve kayıt için www.yaristakvimi.com sitesine bakabilirsiniz. Meraklısına duyurulur.

Yonca

“atletiko”

 

Hayat seksten ibarettir

Hadi içkiyi bırakayım bi kenara. Daha yeni “Rakı, balık ve kadın” yazısı yazdım nasıl olsa. Ama hayat ve sekse dair bir şeyler söylemem lazım mutlaka. Şimdi ilk önce, sırf bu yazılık tabi, kadın Yonca karakterini bir kenara bırakıp, 2 kere hamile kalmış, 2 çocuk sahibi Anne Yonca karakteri olarak “aile kurmada seks” olayına dair bildiğim birkaç şeyi anlatayım. Mesela, eğer insan hamile kalmaya karar vermişse, bilin ki bir türlü olmaz. Bu “Mörfi’nin kurallarından” biridir; istersin olmaz, istemezsin şak diye olur. Hele kararı verip denemeye başladığın ay, ne kadar uğraşırsan uğraş, hamile kalma şansı da oranı da çok düşüktür. Sorun, doktorunuz da bunu teyid edecektir. Oysa insan saf saf Türk filmi mantığıyla üzerine ceket düşse hamile kalacak sanır. İkinci ay, o oran azıcık daha artar çünkü; sen zaten daha ilk denediğin ay hamile kalamadığından olayı hırs etmiş, acilen işe bilimsel olarak yaklaşmaya, hesap kitap yapmaya başlamışsındır. Yine mi olmadı, üçüncü ay artık sapığa bağlamaya başlarsın. Doktor araştırması, sinir bozukluğu yaşamalar, sağa sola çaktırmadan bu konuda önüne gelen her habere, kitaba, bilgiye başvurmalar; elinde olmadan kocana ve kendine şüpheyle bakmalar, kafada binbir çeşit sorular-sorgulamalar başlar. Uğraştıkça bir aksilik olur. Çünkü çok “uğraşmak ve aktif” olmak gerekir. Tam zamanıdır, kocan seyahate gider. Tam zamanıdır, yatılı misafir gelir gitmez. Tam zamanıdır uyuya kalınır. Tam zamanıdır can çekmez. Hooop bir-iki ay da böyle geçer. İş sevişmekten çıkar artık, seks demek bile sekse hakaret olur, olay resmen “çocuk yapma projesi” haline dönüşür, hiçbir şeyin tadı tuzu kalmaz. Yok efendim vücut ısısı ölçen alet, yumurta tünele girdimi bilen alet, tünelde yol alıyor mu duruyor mu tahmin eden alet, sperm kalitesi bakan alet, yetmedi şu gün şu saatte sevişirsen yumurtayı onikiden vurursun diyen alet, haydi seviştin ayaklarını kaldır beklemek filan derken, anne baba olmak, aileleşmek, “hayata” bir çocuk getirmek isteyen “sevişgen” çiftimiz haklı olarak seksten kafayı yer. Bu çok sık görülen bir durumdur üstelik. Ama bizde kimse bunu açık açık anlatmaz. Herkes sanki istedi, cırt diye oldu gibi davranır. Hiç çocuk istemezken pıt hamile kalan insanlara inat, sen istedikçe kalamadığın için, “Ay biz daha hazır değiliz..” demeye başlarsın. Aylar geçtikçe, iş komedi olmaktan çıkar, ciddi bir sorun olur, ve hatta ilişkin bile çatırdamaya başlar. Bunları nereden mi biliyorum, yaşayan ve cesurca paylaşan arkadaşlarımdan. E şimdi bu durumda düşünüyorum da, çocuk sayısı en az 1 olan birçok ailenin hayatı bile ciddi anlamda “seksten ibaret” olmak zorunda olmuş. Ha şimdi diyeceksiniz “Seks çocuk yapmak mı demek sadece?”, hayır ne alakası var, ama bazıları için öyle. Öyle olsa bile seks işte. En başta dedim, bu yazdıklarım işin hani sakıncasız, yasal, efendime söyliyim bazılarınca “ahlaklı” olan aile olma boyutu. Ayrıca, hayat seksten ibaret olsun derken mi çocuklar olmuştur; yoksa çocuk doğurmak bahanesiyle mi hayat seksten ibaret olmuştur orasını bilemeyeceğim. Ama Meclis’e baktığımızda gördüğümüz en çok çocuklu milletvekili sayısına sahip iktidarımızdan yükselen “hayata dair bilge nutuklar” nasıl algılanmalıdır, derin derin düşünmekteyim. Hani klasik bizim memleket giderek daha komik olmaya başladı desem diyemem; çünkü nedense olan bitene hiç gülememekteyim.

Peki... Eğer kelimenin tam anlamıyla “HAYAT”, hayata geliş, doğum vesaire gerçekten seksten ibaret olmasaydı/değilseydi, bizde herkes gökten zembille mi inmeydi?

Yonca

“seks-ek”

X