Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yine aşırı yağış

Son zamanlarda gelen her yağış bir şekilde sıkıntı oluşturuyor. Bu hafta sonunda da yağış ihtimali var. Cumartesi günü Marmara’nın batısı ve Ege üzerinden Türkiye’ye girecek yağışların pazar günü Trakya ve Kıyı Ege’de su baskınlarına yol açabileceğinden şüpheleniliyor.

Su baskınlarına karşı hem bölge insanına, hem de yerel yöneticilere dikkat diyoruz. Ama unutmayın; yazımı siz okumadan 2 gün önce baskıya teslim ettiğimi söylemiştim, bu nedenle aşırı yağışlar beklediğimiz bu sistemin ayrıntılarını, eğer olursa değişimlerini bültenlerimizi takip ederek öğrenebilirsiniz! Yağışın sıcaklığı çok düşürmesi beklenmiyor, yağışla düşüş yalnızca 4-5 derece ile kısıtlı kalacak.

*

Size geçen haftalarda tarihten minik bir bilgi vermiştim. Endonezya’nın Sumbawa bölgesinde bulunan Tambora volkanının yaptıklarını anlatmıştım. Bu volkanın 5-15 Nisan 1815 tarihlerindeki patlamalarıyla atmosfere kükürt ağırlıklı çok ciddi oranda partikül yayıldı. Bu partiküller miktar olarak öyle fazlaydı ki Kuzey Amerika ve Avrupa semalarını kapladı. Sera gazlarının tersi bir etkide bulunan bu partiküller ertesi yıl 1816’da kuzey yarım kürenin büyük bir bölümünde yaz yaşanmasını engelledi. O yıl kayıtlara "Yaz mevsimi olmayan yıl" olarak geçti.

Aslında bu durum kayıtlara geçmiş volkanların etkilediği tek yıl değil. İzlanda’da da 1783’te volkan patlamaları meydana geldi. Nasıl Endonezya’daki volkan patlamaları Avrupa semalarını kapladı ve yaz olmayan bir yıl yaşattı, aynen İzlanda’da meydana gelen volkan patlamaları simüle edildiğinde görüldü ki Mısır’ın iklimini olumsuz yönde etkilemiş.

Bu volkan patlamaları 7-8 ay sürmüş. 1783’ün Haziran’ından 1784’ün Şubat’ına kadar devam etmiş. 100 milyon tondan fazla kükürt dioksit ve bazı toksik gazların atmosfere yayıldığı tahmin ediliyor. Mısır’ı iklimsel olarak etkiledi ama volkanın meydana geldiği İzlanda’da yalnızca bu sebeple 9 bin kişi yaşamını yitirmiş.

Yeni teknoloji ile araştırmalar daha da derinleştirildiğinde görülüyor ki, 1784 yazı son 400 yılın en soğuk yazı olmuş, Alaska ve Sibirya’da ise 600 yılın en soğuk yazı olmuş. Bunun nedeni de, volkanın yaydığı sülfür dioksitin atmosferdeki su buharıyla birleşip kükürt asit oluşturması. Yine Avrupa’da olduğu gibi kükürt asit, karbondioksidin tersi etkisiyle güneşten gelen ışınları geri yansıtarak bir anlamda Dünya için bir çınar gölgesi oluşturmuş.

Ülkemizde son 550 yıldır volkan patlaması olmasa da sönmüş yanardağ olarak gördüğümüz Nemrut, Tendürek, Ağrı, Erciyes, Süphan ve Hasan dağlarının halen aktif yanardağlar bulguları verdiklerini biliyor musunuz? Bu şekilde sönmüş olarak görünen yanardağların uzun yıllar sonra tekrar aktif hale geçtiği biliniyor. Bu bizim dağlarımız da tekrar lav püskürtecek anlamına gelmiyor ama hiç bir zaman püskürtmeyecek anlamına da gelmiyor! Dünya üzerinde meydana gelen her doğal olayın neticede yaşamın sürebilmesi için bir gerekliliği ve faydası var. Volkanlarla da bazı mineraller yer yüzeyine çıkıyor ve bir boşalma meydana geliyor. Şimdi bu noktada ben bir ahiretlik soru üreterek yerbilimcilere soruyorum; yaklaşık 550 yıldır coğrafyamızda volkan patlamalarının olmaması, yer sarsıntılarının üzerinde etki meydana getirmiş midir? Yani volkan patlamalarının az ya da çok olmasının deprem ile bir bağı var mıdır? Benim bu sorum umarım dikkatleri biraz başka yere çekerek "Havalar bir tuhaf gidiyor, deprem olabilir mi?" sorusunu biz meteorologlardan biraz uzaklaştırır :)
X