Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yeni bir siyasi yıldız mı doğuyor?

Belki Çankaya yarışı Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçecek…

Belki Erdoğan ilk turda cumhurbaşkanlığı ipini göğüsleyecek ama ben bugün AK Parti’nin başkanlığa koşan ‘reisi’ ya da CHP ile MHP’nin ortak adayı Ekmel Hoca’yı değil, cumhurbaşkanlığı adaylığı ile birlikte Türkiye siyasetinde hızla paylayan Selahattin Demirtaş’ı anlatmak istiyorum.
Dikkat edin Türkiye siyaseti diyorum…
Türk ya da Kürt siyaseti değil…
Demirtaş siyasette yeni değil fakat Çankaya adaylığına kadar birçok insanın gözünde o sadece Kürt siyasi hareketinin bir temsilcisiydi.
Ki ben de aynı fikirdeyim…
Bir yanda Kandil diğer yanda Öcalan…
Bir yanda silah diğer yanda siyaset…
Çok zor bir denklem…
Fakat tüm bu zorluğa rağmen Demirtaş tıpkı Ahmet Türk, tıpkı Şerafettin Elçi gibi Kürt siyasi hareketinin en sahici ve samimi damarını temsil etti.
Aslına bakarsanız birkaç ay önce bırakın Çankaya adaylığını, yıllarca eşbaşkanlığını yaptığı BDP’den bile ayrılmayı düşündü.
Hatta HDP’ye geçiş sürecinde fiilen ayrıldı.
Ciddi ciddi siyaseti bırakmaya karar verdi.
Ama taban, tavandan daha çok arkasında durdu…
HDP’nin Türkiyelileşme hedefinin Demirtaşsız gerçekleşemeyeceği çok kısa sürede anlaşıldı.
Fakat emin olun Çankaya adaylığı ile Demirtaş’ın adeta ‘yeni bir politik yıldız’ olarak bu kadar kısa sürede doğacağını Kürtler dâhil kimse beklemiyordu.
Aşırı milliyetçiler dışında hemen herkes Demirtaş’ın sahici, samimi, her türlü ayrımcılığa karşı barıştan yana demokratik dilini ve duruşunu sevdi.
İlla oy vermek gerekmiyor…
Ama Demirtaş birçokları için gerçekten de AK Parti –CHP/MHP kamplaşmasında üçüncü bir yol oldu.
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun CHP’den adaylığı nasıl bir anlamda siyasette ‘muhafazakarlığın örtük zaferi’ ise, Demirtaş’ın Çankaya adaylığı da HDP’nin Türkiyelileşmesi adına Kürtlerin zaferi.
Aynı zamanda Türklerin tüm Türkiye’nin zaferi.
İKÖ’ye başkanlık yapmış bir dindar CHP’den aday olabiliyor, bir Kürt Çankaya adaylığı ile Kürtler kadar Türkleri de heyecanlandırabiliyorsa bu aslında laiklik-dindarlık, Türklük-Kürtlük ekseninde çatladı çatlayacak denilen Türkiye’ni zaferi.
Hakkını yemeyelim siyasette ezberlerin bozulmasına son 10 yılda en büyük katkıyı başbakan Erdoğan liderliğinde AK Parti yaptı.
Ama bugün kendi tabanını konsolide etmek adına ezberlerin daha da bozulmasının önünde ki en büyük engel olarak Erdoğan duruyor.
CHP kararsız. MHP keskin. İşte bu tabloda Demirtaş’ın tüm Türkiye’yi kucaklayan şu çağrısı yankılanıyor:

ACILARI YARIŞTIRMAYAN BU DİLİ

“Biz meydanlarda acılı anneleri yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. Herkesin ezilmiş kimliği ile cumhurbaşkanı olmaya çalışacağız. Berkin Elvan’ın annesini bu salonda alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki eşi Hrant öldürüldüğünde, Gezi’de çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler. Acıları yarıştırmayan bu dili siyasete hakim kılacağız, rehberimiz bu olacak.

Çağrımız yeni yaşam çağrısı. Çağrımız Türkiye’deki tüm halkların birbiri ile özgürce yepyeni bir yaşam inşa etmeleridir. Hayalini kurduğumuz cumhurbaşkanı sokakta halkla birlikte olacak. Yeni yaşam etnik, dinsel, cinsel, sınıfsal ayrımcılığın karşısında sesi duyulmayanın yanında yeşerecek. Türkiye artık yol ayrımında. Ya devlet otoritesini daha da pekiştirecek, ya da radikal demokratik değişimi tercih edecek. Bu seçimlerde 3 aday ama 2 çizgi yarışıyoruz. Bizim çizgimiz neo-liberal düzen içinde tekçi, mezhepçi bir tercihe zorlanmayı reddeden çizgi. Devletin küçüldüğü, yurttaşın büyüdüğü bir sistemi hedefliyoruz. Devlet tek bir kişiyle artık yönetilmeyecek. Cumhur meclisleri ile halkın doğrudan yönetime katılmasının önünü açacağız. Çiftçi, emekli meclisleri olacak. Türkiye MGK gibi vesayetçi bir yapı ile değil demokratik kurullarla yönetilecek.

Devlet Denetleme değil Halk Denetleme Kurulu olacak. Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile eşzamanlı yürüyecek bir süreç. Bunu sağlayacak irade var bizlerde. Her türlü tekçilik son bulacak. Devletin anayasası döneminden halkların anayasası dönemine geçiş olacak. Mevcut anayasanın başyazarları kısa bir dönem önce müebbete mahkum oldu. Devletin kutsandığı, halkların yok sayıldığı bu anayasanın topyekun değiştirilmesi artık ertelenemez bir sorundur. Herkesin sosyal hayatını özgürce yaşamasının önü açılmalıdır. Anadilinde ibadet hakkı tanınmalı. Diyanet kaldırılmalı. Nefret suçları içeren ayrımcı söylemler temizlenmeli ve bunlara cezai yaptırımlar getirilmeli. Çağrımız yeni bir yaşam çağrısı. Çağrımız tüm Türkiye’ye…”

X