Podyumların ‘Demir Leydi’si

Model, güzellik kraliçesi, ajans sahibi, üçüz annesi, anaokulu zinciri sahibi… Neşe Erberk, on parmağında on marifet olan bir isim! Onunla eski albümleri karıştırdık; defile kulislerinde ödev notu okuduğu genç modellik yıllarından ‘Demir Leydi’ olarak anıldığı ajans patroniçeliği günlerine, herkesin ‘hevesini alır, kapatır’ diye baktığı ama 20 yılı deviren ve 49 şubesi bulunan anaokulundan üçüz anneliğine hayatının dönüm noktalarını konuştuk.

Haberin Devamı

Podyumların ‘Demir Leydi’si

Kendi de adı gibi neşeli! Diyor ki, “Babam herhalde ismimi bu yüzden ‘Neşe’ koymuş… Adımı hak etmek için hep neşeli olmayı tercih ediyorum!” Neşe Erberk, mimar bir baba ve ev hanımı bir annenin ikinci çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geliyor. Yaşıyla ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadığını söyleyerek tam tarihi de veriyor; “14 Ekim 1964! Terazi burcuyum!” Rumeli göçmeni ailesinden anneannesinin renkli gözlerini ve göbek adını (Beria) alıyor. Neşe ve ağabeyi Cengiz, kalabalık bir ailenin içinde yetişiyorlar. Ancak Erberk, “Okuldan eve, evden okula sadece ders çalışan, pek de sosyal olmayan bir çocuktum” diye başlıyor: “Teşvikiye İlkokulu’ndan sonra Robert Kolej’e girdim. Lisede uzun boyum sebebiyle voleybola başladım. O zaman açıldım.”

Haberin Devamı

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Sene 1970'ler: Baba Sedat Bey, anne Gülsen Hanım ve ağabeyi Cengiz Erberk ile...

AMATÖR MANKEN ARANIYOR...

Asıl açılmasıysa lise sonuncu sınıftayken annesinin onu bir defileye götürmesiyle oluyor. Erberk, “O zamanlar Halit Kıvanç’ın sunuculuk yaptığı defileler vardı” diye anlatıyor: “Mankenlerin giydikleri kıyafetleri, ‘Bu gördüğünüzün kumaşı şu, detayı şöyledir’ diye tarif ederdi. Podyumda dönemin meşhurları Hülya Yiğitalp, Merih Akalın ve Nergis Kumbasar yürüyordu. Müzik eşliğinde yürümeyi çok heyecan verici bulmuş, çok özenmiştim… Sene 1982’ydi. Bu defileden altı ay sonra ‘Zeki Triko amatör manken arıyor’ diye bir ilan gördüm. Denemek için başvuru yaptım ve seçildim! İlk defile Pera Palas’taydı. Podyumda müzik eşliğinde yürümek, çeşitli kimliklerle farklı giysileri tanıtmak fikri çok hoşuma gitti. Her tür ruha bürünebilmek beni heyecanlandırıyordu. Bu defileden sonra moda yayını Vizon Dergisi’nin yarışmasına katıldım. Kazanırsam modelliği daha ‘profesyonel’ olarak yapabilirdim. ‘Bayan Vizon’ da seçildikten sonra annem beni hemen güzellik yarışmasına hazırlamaya başladı.”  

Haberin Devamı

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Sene 1983: Türkiye Güzellik Yarışması

PROVALARDA BOĞAZİÇİ NOTLARI

Erberk, modellik kariyeri devam ederken eğitimini de hiç aksatmadığını anlatıyor: “Asıl hayalim işkadını olmaktı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nü hedefliyordum. Modellik benim için hiçbir zaman bir meslek olmadı. Hep ‘yarı zamanlı eğlence’ olarak gördüm.” Bu saikle hedeflediği okulu kazandı. Bir yandan da defilelere çıkıyordu. Neşe Hanım, devam ediyor: “Teklifleri sınavlarımla çakışmayacak şekilde kabul ediyordum. Provalarda elimde fotokopiler oluyordu, ders çalışıyordum. Moda dünyası maalesef bir sürü insanın gözünü döndürecek kadar pırıltılıydı; hemen tanınıyorsunuz, imkanlar ayaklarınıza dökülüyor. O yüzden çok kuvvetli bir karaktere sahip olmanız gerekiyor. Hem aile yapım hem de işkadını hedeflerime odaklanmamla o pırıltılı dünyaya kapılıp gitmedim. Her şeye ‘Hayır!’ diyordum; davetler, hediyeler, flörtler… Birçok kişi beni soğuk ve mesafeli buluyordu. Sadece podyumdaki anı seviyordum. Pırıltılı dünyanın getirdiği avantajlar beni cezbetmiyordu.”

Haberin Devamı

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Sene 1984: Miss Europe Avrupa Güzellik Yarışması Avusturya

GÜZELLİK YARIŞMASINDA SAVAŞ BOYALARIMI SÜRDÜM

Üniversitenin ilk yılının sonunda annesini kırmayarak Türkiye Güzellik Yarışması seçmelerine girdi. Ancak Neşe Hanım, bunun sadece ‘görev icabı’ olduğunu anlatıyor: “Annem, ‘Yurtdışında Türkiye’yi temsil etmeni istiyorum’ deyince görevimi yaptım, birinci seçildim ve geri geldim ama sonra Avrupa Güzellik Yarışması’na katılınca çok heyecanlandım. Orada Neşe Erberk değil, ‘Miss Turkey’ olarak yarışıyordum. Avrupalılar, ‘Türk kızları yarışmaya katılabiliyor mu, mayo giyebiliyor mu, üniversite okuyabiliyor mu?’ diye beni aşağılıyorlardı. Bunun hırsıyla onlara Türk kadınını anlatmak için savaş boyalarımı sürdüm. Toplantılarda sürekli Türkiye’yi anlatıyordum. ‘Birinci Neşe Erberk!’ denince hüngür hüngür ağlamaya başladım! Orada güzellik yetmiyordu, çaba lazımdı. Bunun gururu vardı.” 

Haberin Devamı

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Sene 2019: Miss Europe Avrupa Güzellik Yarışması Avusturya

23 YAŞINDA PATRON KOLTUĞUNDA

Eğitimine Avrupa Güzellik Kraliçesi olarak devam eden Neşe Erberk, üçüncü sınıftan itibaren kendini iş hayatına da hazırlamaya başlamıştı. Önce sınıf arkadaşlarından bir oyuncu ve manken kadrosu kurdu. Mezuniyetten sonra da ‘Erberk Ajansı’ kurarak işi resmileştirdi. Patron olduğunda henüz 23 yaşındaydı! Bu dönemi şöyle anlatıyor: “Eğitimli manken azdı. ‘Eğitimli ve profesyonel manken’ iddiasıyla yola çıktım; beden dili, yürüyüş-duruş, diyet, giyim, adap… Üç, dört yıl daha mankenliğe devam ettim. Sonra ‘tam zamanlı’ patron oldum. Tanınır olmamın faydası vardı ama bir ‘heves’le bu işe başladığımı sananlar da oldu. Halen iş hayatında devam ediyorum; ciddi olduğumu anladılar!”

Haberin Devamı

POLİS GİBİ BAŞLARINDA BEKLERDİM

Erberk Ajans’tan Deniz Akkaya, Sinem Kobal, Kıvanç Tatlıtuğ, Özge Özpirinççi gibi bugünün pek çok parlak ismi çıktı… Başarılı insanların ortak özelliği nedir? Erberk, “Fırınlarca ekmek yemek, podyumları aşındırmak… O sabrı gösterip, mücadele verenler başarılı oluyor. Sabırsız olanlar silinip gidiyor” diyor.  Genç ve güzel insanları yönetmek zor bir iş miydi? Yanıtı;“Çok kuralcı olduğumdan bana ‘Demir Leydi’ diyorlardı; çekim varsa gece çıkamazsın, her istediğini yiyemezsin… Bazı firma sahipleri mankenlerimi, gönüllerini hoş tutsun diye isteme cüretinde bulunuyorlardı. Onlara ‘Mümkün değil’ derdim. Organizasyonlarda polis gibi başlarında beklerdim. Mankenlerime anlık yaşamamaları gerektiğini anlatırdım. ” 

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Neşe Erberk Model Ajansı'nın ‘mankenlerin tanışma gecesi’

ANAOKULUMUN İLK ÖĞRENCİLERİ ÜÇÜZLERİMDİ

Erberk’in hayatı, 1999’da dünyaya gelen üçüz kızlarıyla bir başka yöne evrilmiş… Neşe Hanım anlatıyor: “Üçüzlerim doğduğu andan itibaren birçok annenin yaptığı refleksle kızlarımın geleceğini planlamaya başladım. Eğitimleri nasıl olacak? Okulları gezdim, hiçbirini beğenmedim. Sonunda ‘Ben yapacağım!’ dedim. Kızlar bir yaşına gelince evde bir öğretmenle anaokulu mizanseni yarattım. Bir anaokulu kurma hayalim lisedeyken de vardı… Klasik bir anaokulu olmasın istedim. Çocuklar tüm gün aynı sınıflarda yer almasınlar, kavram derslikleri olsun… Kızlar iki buçuk yaşındayken ilk anaokulunu Levent’te kurdum. Müdürümüz Meryem Hanım ve üç çocukla açtık okulu; Alin, Selin ve Lara! Kendi çocuklarımdan başka öğrencim yoktu. Gelenler önce ‘Bu ne anlar ki… Bu bir manken’ diye burun kıvırdılar ama sonra ‘hava olsun’ diye verdikleri okuldan çok memnun kaldılar. Bugün okullar 20. yılında… Dokuzu İstanbul, diğerleri başka şehirlerde olmak üzere 42 okulumuz var.”  

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Kızlarıyla anaokulunun bahçesinde...

EVDE BAŞARININ SIRRI: DİSİPLİN

Erberk, ajansını kardeşine devretmiş. Son 17 yıldır bütün mesaisini anaokuluna ayırdığını söylüyor. Peki genç modellerle mi uğraşmak daha keyifli yoksa çocuklarla mı? Yanıtı: “Kalabalık bir ailede büyüdüm. Genç kız olunca ‘12 çocuğum olsun’ diye hayal etmeye başladım! Çocuklarla ilgilenmek çok daha keyifli çünkü ne verirseniz alıyorlar. Verdiğiniz filizlenmeye başlayınca çok mutlu oluyorsun. İyi ki bu sektöre geçmişim diyorum.” Hem üçüz çocuk yetiştirmek hem iş hayatını devam ettirebilmek… Başarının sırrı nedir? Şöyle yanıtlıyor: “Disiplini hiç bozmadım. Kızlarım şimdi ‘Sen bizi hiç kayırmadın ya!’ diye sitem ediyorlar. Onlara ‘Kendi işinizi kendiniz yapın’ diyorum! Bizde her şey alfabetik sırayla yapılır; Alin, Lara ve Selin…” 

120’YE KADAR YAŞAMAYA KARARLIYIM

Nasıl bu kadar iyi görünüyor? Gülerek, “120 yaşıma kadar yaşamaya kararlıyım!” diye yanıtlıyor: “Öncelikle ben mutlu bir insanım. Küçük şeylerden mutlu olurum. Mutlu olmak insanı gençleştiriyor ve enerjik yapıyor. Sürekli şikâyet eden insanlar yaşlı görünüyor. Bir de iyi besleniyorum. Köpeğimle doğa içinde yürüyüşler yapıyoruz.”

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Sene 1986: Boğaziçi Üniversitesi mezuniyeti

ÇOK FAZLA GÜZEL KIZ, ÇOK YAKIŞIKLI ERKEK VAR

‘Güzellik’ algısı ve iş yapış biçimleri son 20 senede nasıl değişti? Şöyle yanıtlıyor: “Sosyal medyadan dolayı insanlar artık göz önünde olmaya, güzel görünmeye ve güzelliğinin de görülmesine daha hevesli. Çok fazla ajans, çok fazla güzel kız, yakışıklı erkek var. Ancak artık sadece güzellik yetmiyor, eğitim de gerekiyor. Yeni güzellik anlayışında çok ‘yapılı’lık var. Dudaklar şişiriliyor kaşlar kaldırılıyor, hemen dolduruluyorlar… Aşırıya kaçanları beğenmiyorum. Klasik güzellik, orantılı hatların olmasıdır. Teşhirciliği beğenmiyorum. Sırf beğenilmiş olmak için ne hallere giriyorlar!” 

ANNE GELENEĞİ

Neşe Erberk kızları Alin, Lara ve Selin ile son beş yıldır Miami’de yaşıyor. Kızları üniversite üçüncü sınıfta tıp, psikoloji ve işletme okuyor. Onların modelliğe merakı yok mu? Erberk, “Üçü de uzun boylu. Onları hemen voleybolcu yaptım!” diye yanıtlıyor: “Annem de zamanında mankenlik yapmayı çok istemiş. Büyükbabama yakalanınca bırakmak zorunda kalmış.”

Podyumların ‘Demir Leydi’si
Lara-Selin-Alin-Anneanne Gülsen Hanım-Neşe Erberk... 2021 aralık ayı, Miami, Gülsen Hanım'ın doğumgünü kutlaması.

 

Yazarın Tüm Yazıları