"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Sporcuyu takviye mi öldürür – dünden devam

Dün başlayan yazımın devamı Cumartesi olacak dedim ama, Kelebek’te çıkacak yazım Cumartesi’ye kalınca, bugün devam etmeye karar verdim.

Dünkü yazımın linki burada:
http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/89/Yonca-Tokbas-4-Yaprakli-Yonca/42799/Sporcuyu-takviye-mi-oldurur

Evet dün konuya girizgah yaptık. Bugün aynı hızla devam ediyoruz.
Antrenör ve Sporcu Fırat Dizman son dönemde olan sporcu ölümleri sonrası takviyelere dair bilgiler veriyor.
Buyrun dün kaldığımız yerden okumaya devam.
Söz Fırat’ta...
Yonca
“sporcu”
****
Doktolar
En çok saygı duyduğum meslek grubu. Ancak ülkemizde her branşta olduğu gibi bu konuda da kalite sorunu çekmekteyiz.
Bir yanda, “İnsanın haftada 3 gün 30dk yürüyüş yapması yeterli” deyip, kas kitlesini arttırıcı çalışmaları bir hastalık olarak gören bir kitle; öte yanda sporun ve kas kitlesini arttırıcı çalışmaların insan üzerindeki iyi etkisini araştıran kitle...
Halen çoğu konuda aynı branşta iki uzman bile anlaşamazken bu işin içinden nasıl çıkacağız inanın ben de bilemiyorum.
Şansınız iyi giderse ikinci kesimden bir doktor bulabilirsiniz.
Bazı doktorlar, çok üzülerek söylüyorum, bireyleri basma kalıp değerlendirmekte.
Benim yaşım, kilom, boyum, yaptığım iş, beslenme tarzım, ailemin genetiği, kullandığım ilaçlar vs. bir başka kişiyle aynı olmadığı halde, bir önceki hastayla aynı dozda aynı ilacı kullanmam bekleniyor.
Oysa 20 yaşında biriyle 70 yaşında birinin sağlık durumu aynı olabildiği gibi, tüm parametreleri aynı olan iki kişi çok farklı ihtiyaçlar gösterebiliyor.
Bunu anlatmamın nedeni de şu; normal insanlar için bile gözetilmesi gereken ne çok şey varken, üst seviye bir sporcu için düşünün neler gerekiyor.
Size kendimden bir örnek vereyim. Bir rahatsızlığımdan dolayı acile gittiğimde kalp krizi teşhisi ile acil dil altı hapı ve ambulansla acil fakülte hastanesine sevk edildim. Oysa ben konuşarak derdimi anlatmaya çalışıyordum. Kimseye dinletemedim.
Yaptığım spor branşı nedeniyle kalp atım hızım ve ekg sonuçlarım farklıdır. Ama bana kimse bunu sormadı. Beni değerlendirirken bunları da göz önüne almak gerekti oysa.


Supplement – Yani Takviye
Anlatması en zor kısım bu işte.
Dünyadaki rantı çok.
Bu maddeler Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nca Türkiye’ye getirilmesine izin verilen, denetimi yapılan, satışa ve sağlığa uygun görüldüğü için reçetesiz şekilde eczane ve sporcu ürünleri satan mağazalarda ruhsatlı olarak satılan ürünlerdir.
Peki bu “izin” almış maddeler nasıl oluyor da bu kadar yanlış kabul ediliyor?
Devlet kendi eli ve izniyle ruhsatlı sattığı bir maddeden neden ve nasıl aracıyı sorumlu tutuyor?
Sigara da ruhsatla fatura ile satılan bir ürün. O zaman akciğer ve buna bağlı rahatsızlıklardan ölenlerin yakınlarına veya rahatsızlananlara hukuki hak doğmuyor mu?
Ben takviyeler zararlıdır/yararlıdır demiyorum.
Diyemem.
Yarar ve zarar konusu göreceli kavramlardır. Aspirin örneği gibi.
Kimisi alır iyi gelir, kimisine öldürücü etki yapabilir.
Önemli olan her takviyenin, ilacın doğru dozda doğru şekilde doğru kişide kullanılmasıdır.
Şekerli içecekler, trans yağlar, paketlenmiş ürünler; anne ve babaların marketlerden aldıkları ve çocuklarına afiyetle yedirdikleri bu ürünler suçsuz, sadece takviyeler mi suçlu bunu sormak isterim.
Son 3-5 yıldır medyada isim yapan bazı beslenme uzmanları “margarin yiyebilirsiniz zararı yok faydalı, içinde kolesterol yok” diye reklam yababiliyor. İşin ilginç tarafı kolesterolün bir kısmını beden kendisi üretiyor ve hatta faydalı.
Normal şartlarda hiçbir takviye kimseyi öldürmez. Zararlı maddelerle karıştırarak suçlu takviyedir demek büyük hatadır.
Takviye kullanımı doktor, antrenör, beslenme uzmanı ortak çalışması ile yönetilmelidir. İşin doğrusu budur.

Takviyeler dediğimiz, organik olmayan ama organik kabul ettiğimiz, sofralarımızda yemek olarak tüketirken karbonhidrat, protein, mineral, vitamin, amino asid ile ilgili en temel bilgi şudur: her insanın yemesi ve alması gereken besin değeri oranı kendi kilosuna göre hesaplanmalıdır.
Kişi sadece sağlık için spor yapıyorsa, maddi durumu iyiyse ve beslenmesi de ona göre kaliteliyse kişisel görüşüm olarak söylüyorum bu kişiye takviye gerekmeyebilir.
Ama, kişi yarışan, yarışlara hazırlanan bir insansa durum değişmekte.
Vücudun acil beslenmeye olan ihtiyacı ve bazı maddelerin vücutta sentezlenmemesi nedeniyle sporcuların takviye alması gerekmektedir.
Yine hiçbir vücut birbirinin aynı olmadığından, hiçbir çalışma programı da, takviye kullanımı da, cinsi de, miktarı da kullanım şekli de asla aynı olmaz, bu mümkün değildir.
Örnek:
Bana çalışmaya gelen bir sporcum “siz takviye kullanıyor musunuz?” diye sordu. “Neden?” diye sorduğum da, “eğer siz kullanıyorsanız ben de kullanacağım” cevabını verdi.
Benimse cevabım şu oldu;
Kişisel şartlarıma göre uygun olan dozlarda kullanabildiğimi söyledim.
Ben kullanıyorum diye onun da kullanması söz konusu olabilir mi?
Bir başka sporcum, daha geldiği ilk gün benden aynı çalışmada 2 defa protein tozu istedi. Yaşı genç, kilosu fazla. Çalışmaya başlayalı 15 dakika daha yeni olmuş. Neden istiyorsun cevabı “daha önce gittiği yerde veriyorlardı” oldu.
Benimse cevabım “hayır!” oldu.
Antrenör/çalıştırıcı/koç maddesinin ne kadar olduğunu umarım anlatabilmişimdir.

Yasak maddeler
WADA (Dünya antidoping ajansı) her yıl kullanılması yasak ve şüpheli maddeleri yayınlamakta. En son olaylardan sonra Spor Bakanlığı ve taşra teşkilatları spor salonlarına bu maddelerin yazılı olduğu listeyi yollayarak asılmalarını istedi. Bu maddeler normalde uzman doktorlar tarafından yeşil veya kırmız reçete veya başka resmi yollarla sadece gerekli hastalara sayı ile verilen maddeler olduğu gibi, tıpta dahi kullanılmayan, sanayide tarımda bile kullanılan maddeler olabiliyor.
Bazıları maalesef, hala, reçete dahi olmadan eczanelerden temin edilebilmekte. Bir başka sorunumuz da, bazı yasaklı ve tehlikeli maddelerin yurtdışından yasadışı yollarla getirilip ülkeye sokulması.
Maddeler patentli olmadığından, gerçekte ne olduklarının tam olarak bilinememesi ve buna bağlı olarak ta kullanılacak doz miktarı ve maddenin etki gücünde insana ne kadar zarar verebileceğinin asla hesaplanamaması.

Medya
Yazılı ve görsel medyanın gücü o kadar büyük ki, bir ülkede savaş çıkarıp bitirebiliyor. Gazete ve televizyonlarda hayatını kaybeden iki sporcu için yağ yakıcı ve kas hapı kullanmış ibaresi geçti.
Kas hapı nedir? Nasıl bir şeydir?
Yağ yakıcı nedir peki?
Bu haberleri dinlediğimde yağın ateşle yandığına inanacaktım.
Ricam şudur, lütfen, bir haberde, özellikle insanların hayatının konu olduğu haberlerde, biraz araştırma, biraz dikkat.
Yazdığınız yazılarla, bir televizyon kanalında geçen alt yazısıyla kocaman bir ülkeyi etkilediğinizi unutmayın.

Son söz
Spor yapacak, spor salonlarında çalışacak her kişi, hangi branş olursa olsun, ister kulüpte antrenör eşliğinde çalışsın ister arkadaşlarıyla... lütfen mutlaka en önce bir kardiyolog görsün.
Ardından hemogram, kan değerleri, şeker, tiroid ve diğer bazı hormon testleri (doktorunuz bilir) yaptırarak kendini tanısın.
Hasta olduğunuz, ilaç kullandığınız gün çalışma yapmayın. Çok tok veya çok aç çalışma yapmayın. Akut ve veya kronik veya genetik rahatsızlıklarınız varsa mutlaka çalıştırıcınıza, kulüp yetkilisine, çalışma arkadaşınıza söyleyin. Olası ciddi sağlık sorunlarınıza dair bir bileklik/künye kullanın.
Sürekli kullandığınız ilaç varsa mutlaka yanınıza alın ve bunu da çalıştırıcınıza haber verin. 6 ay veya 12 ayda bir, kontrol testlerinizi tekrarlayın.
Size kimden gelirse gelsin kapalı kutuda olmayan, içerik bilgisi olmayan hiçbir maddeyi asla kullanmayın. Hatta kapalı kutu ve içerik olanları da uzmanına danışmadan kulaktan dolma tavsiye ile kullanmayın. Şunu unutmayın, eğer düzenli/profesyonel spor yapmıyorsanız reklamlarda çıkan alet ve bitkisel ürünlere kanmayın.
Reklamda oynayan kişiler yaklaşık 20 yıldır düzenli profesyonel seviyede spor yapan kişilerdir. Henüz, ne mucize bir spor aleti, ne bir bitkisel ürün, ne de mucize yaratan bir hareket icat edilmedi.
Çalışmaları yaparken amacınız ağırlık değil, hareket olmalı. Halter şampiyonasına hazırlanmıyorsunuz! Çalıştırıcılarınızı kırmadan ciddiyetle zorlayın. Soru sorun, araştırın tatmin olmazsanız değiştirin.
Fırat Dizman
Antrenör, Profesyonel Sporcu

X