"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Bizde 10 kişiden sadece 3’ü duymuş...

“Yonca...Bunları sana 12 yaşında, normal gelişim gösteren Azra’nın annesi olarak yazıyorum. Ben de her anne gibi çocuğumun geleceği ile ilgili hayaller, umutlar ve beklentilerle yaşıyordum.

İyi bir okulu kazanması, sevdiği işi yapması, mutlu bir hayat sürmesi gibi...
Bundan iki yıl önce Tohum Otizm Vakfı’nın kapısından içeri girdiğimde otizmli o özel çocuklarla ve aileleriyle tanıştım. Her şey o gün değişti.
Kendi başına yemeğini ilk kez 9 yaşında yiyebilen Deniz’in heyecanını gördüm.
11 yaşında ilk kelimesini okuyan Fatih’i duydum.
İlk kez 4 yaşında annesinin gözlerinin içine bakabilen Ege’yi tanıdım.
Ağrıyan yerini ilk kez annesine gösteren 6 yaşındaki Aliye Zeynep’le; ilk “anne” kelimesini 7 yaşında söyleyen Arda’nın annesinin mutluluğuna şahit oldum.
Normal gelişim gösteren bir çocuğa sahip bizler için çok sıradan olan birçok şey, otizmli çocuğa sahip anneler, babalar için tarif edilemez bir umut ve mutluluk.
Yarın 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü.
Dünyada her 68 çocuktan 1’i otizm riskiyle dünyaya geliyor. Türkiye’de ise 352 bin otizmli çocuk ve gencimiz eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden faydalanmak için bekliyor. Eğitim her çocuğun anayasal hakkıdır ve tüm çocukların eğitime erişimi sağlanmalıdır. Özellikle otizmli çocuklar için eğitim haktan da öte tek çaredir. Çünkü otizmin bilinen tek tedavisi, tek çaresi, tek ilacı erken tanı ve yoğun, sürekli, özel eğitimdir.
Tohum Otizm Vakfı olarak erken çocukluk ve okul öncesi dönemlerinde çocuğun tanı alabilmesi ve hemen sonrasında yoğun, sürekli ve etkin yöntemlerle eğitim alabilmesi için çalışıyoruz. 3-5 yaş arası çok önemli. Haftada en az 30 saat eğitim verilirse, aile de eğitilir ve çocukların evde eğitime devam etmesi sağlanırsa bu çocukların yüzde 50’sini topluma kazandırabiliyorsunuz. Bizim için başarı onların yaşlarına uygun becerileri kazanmaları ve kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak hayatlarına devam edebilmeleridir.
Gördük ki yolumuz daha çok uzun. Tohum Otizm Vakfı için yapılan araştırma gösterdi ki Türkiye’de her 10 kişiden sadece 3 tanesi otizmi duymuş. Duyanlar arasında ise sadece yüzde 7’si otizmin belirtilerini biliyor.
Bizler de, tüm Türkiye’ye “Otizme Mavi Işık Yak” çağrısı yapıyoruz. 2 Nisan günü bütün dünyada binalar mavi ışıkla aydınlatılacak, insanlar mavi giyecek ve sosyal medya hesapları üzerinden otizmle ilgili mesajlar vererek otizmin farkında, onların yanında olduklarını ifade edecekler...”
Bana bunu yazan arkadaşım, Betül Selcen Özer, Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü.
İyi ki varsınız!
Ve...
Bu hafta sonu masmaviyim!
Yonca
“mavi”


Ebru Gündeş...

Bu işte bir abukluk olmalı. Anlayamıyorum. Ne Ebru Gündeş’i...
Ne fanlarını...
Karı-koca arasında geçen her türlü ilişkiye özel şeyi anlarım.
Fantezileri. Sapıklıkları. İkiliye özel ama bana ters şeyleri anlarım.
Ama Ebru Gündeş’in içinde bulunduğu durumda elindeki maddi imkanlar, işi gücü vesairesi ile kocasının yaptıklarını kabullenmesini, devam etmesini anlayamıyor, acayip yadırgıyorum.
Bünyem almıyor.
Adam acaba çocuğuyla tehdit filan mı ediyor diyorum?
Hani olur ya, adam o kadar tekin değil çünkü.
O adamın kanunsuzluklarını kabul eden “anne” olarak, çocuğuna ben hırsızlığa onay veriyorum evladım demek değil mi bu?
Ya da yarın ne dersin çocuğuna?
O çaldı, ben de yarabbi şükür dedim mi?
Hani bu aldatmaca değil ki, evladım sana ne o babanla benim özelimdi diyesin...
Bilmiyorum.
Bu evrensel kanunsuzluk.
Çocuğunun adalet duygusunu çalmak bu.
Değersizlikleri alkışlayarak, yere göğe koyarak boğuluyor olmamızdır beni en çok bozan.
Yonca
“bozukpara”

 

 

 

X