"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Sonsuza Kadar Kalben

“Hayatta aşka dair bütün yasaklar mübahtır. Çocuk sen ne yaptın! Çok yaşa e mi!” diye mesaj attım Kalben’e.


“Bize yasak yoktur” diye cevap verdi bana.
Gülümsedim.
Yoktur tabii ya!
O “Al beni”si, pek güzel acı/tatlı/ekşi/tuzlu hatta umami bir tatla müptela etti beni kendine. İlk dinlediğimde yaş gelmişti gözümden. Şimdilerde yaş gelmiyor, dudaklarımı ısırıyorum sadece.
Eylül, ekim, kasım inletti be arkadaş beni. Bakmayın çocukluktan edindiğim en şahane alışkanlıkla sürekli gülmek için kendimi ittirdiğime.
Ve fakat ama... İnsan çabalamalı her daim, Sonsuza Kadar!
Geçen sene karar vermiş, 1 Aralık için takvimime not etmiştim; “Bu aralık kendine hak gör gönül molası almayı. Kalbi yorma, kabullen ve huzurla dinlen” diye.
Bugün 1 Aralık madem,
Sakin ol Evladım açtım dinliyorum geceden...
İnsan kendine yakalanır
İnsan kendinden yaralanır
Kalben’in, “Sonsuza Kadar” albümü çıkalı daha 24 saat olmamıştı, ben albüm süresi kadar koşmaya karar vermiştim, dinleye dinleye koşup geldim.
Albüm bittiğinde, zaten çoktan çok sevmiştim.
İnsan hani bazen öyle bir haldedir de hiç içmese de sarhoş gibidir ya dünden. Benim halim bazı müziklerle ve müzisyenlerle de öyle işte. Çoktan hazırım sevmeye.
Ha ama haklı nedenlerim var kendimce.
Hak ediyorlar gönlümde o yeri gani gani.
Seviyeli değil samimi ilişki...
Yaşadığım, dilime kalemime doladığım bir duygunun müziğini ben yapamadığımdan yapılmışını bana armağan etti dedirten bir gerçeklik...
Bir cesaret... Bir dobralık.
Ve dövmeden haykıran, incitmeden kalbini açan, yaralamadan ağlatan, hayattan güldüren bir şeyler oluyorlar illa.
Kalben öyle.
Ulaşılabilir hissettiğim bir dolu cümlesi var içinde.
Ne bileyim işte, aykırı bir bendenlik.
Bir zamanlar bu köşede “yaralarımı seviyorum” diye bir yazı yazmıştım. Ta kaç zaman önce. Kalben’in “Yara”sını dinlerken mesela, bir garip hissettim.
Hatta dizimdeki yarama baktım uzun zaman sonra. Elimi üstüne koydum.
Evet, hâlâ orada izi.
Aşka dair bir şeyleri, başını ortasını sonunu tamamını arkasını önünü, bu kadar incitmeden yazabilmek ne güzel bir yeti dedirtiyor ya bana, ondan seviyorum işte mesela. O “Al Beni” bana acccayip iyi geldi.
Düşünsene seviyorsun, “Al beni” diyorsun. “Ben seni seçtim” diyorsun.
Sapsade ve net. Açık ve mert.
“İçimi deştim, döktüm avuçlarına” diyorsun, öylesine güçlü, e öyledir be ya aşk. Deşersin dökülürsün avuç avuç.
Kalakaldım ben orada işte.
Yumuşacık çimdikleyip gül bitirmek gibi insanın yüzünde.
Müzik sen ne güzel bir kalemsin!
Bir de neyi seviyorum ben Kalben’de biliyor musunuz?
Gitarı, müziği, sesi kendinden imzalı.
2 milyar ışık yılı ötede olsan, bir tınısını duysan bilirsin ki o Kalben.
Bir de, akşam konserden gelmiş, sabah sanki çocuklarımın karşısındaki odadan çıkacakmış, hep beraber menemen yapıp çok da ayılamadığımız bir halde sohbet edecekmişçesine yakın gibiyim Kalben’e.
Kalben...
Sözün, sesin, aşkın, müziğin, gitarın, tının, özgürlüğün daim olsun...
Ve evet, bize yasak yoktur.
Yonca
“Ateşböcekleri”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI