"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Hatayla karışık

BEN onu en çok “Uzun hikaye abi...” repliğiyle hatırlıyorum. Bir de vurgusunu, iç çekmeyle, kırık ses tonundan alan “Ah Müjganım ah”ıyla...

Sadri Alışık’ın aynı isimli filmindeki o Müjgan ki, aslında uzun hikayedir -yine onun repliğiyle- “abilerim, ablalarım”.
Müjgan,
Farsça’da kirpik demektir üstelik.
Ve o manayı, Attila İlhan’ın “o mahur beste çalar, Müjgan’la ben ağlaşırız” dizeleri de başka kılar.
Attila İlhan derseniz, bambi kirpikli, ceylan gözlü Çolpan İlhan’ın ağabeyidir malum.
* * *
Çolpan ise Sadri Alışık’ın birtanesi...
Rakılı gecelerinde bakarmış gökyüzüne, yıldızlara gezegenlere... Ve çağırır karısını, içlerinden birtanesini gösterirmiş:
“Bak Çolpan...”
Çolpan, Çoban Yıldızı nam-ı diğer Venüs, Zühre, yani aşk, güzellik filan hatırlatır ya...
* * *
Sonra cigaralı sesiyle, Lemi Atlı’nın o hicaz şarkısını söylermiş Çolpan’a:
“Severim her güzeli senden eserdir diyerek /Ah, koklarım goncaları sen gibi terdir diyerek /Çekerim sineye her cevr’i kaderdir diyerek /Yanarım ömrüme vallahi hederdir diyerek”.
Ve eklermiş ardından, amaneeey:
“Sen tek nüshasın...”
Çolpan
desen, zaten kocasının sesiyle demlenen koyu, buğulu namelere “alışık”.
Sadri Alışık
desen, “Uzun hikaye abi...”
* * *
Kalenderidir Yeşilçam'ın, gönlündeki çınarın altında yanında Çomarıyla bir berduş uzanır:
“Sokak köpeklerine selam vermeye başladıysan, insan olmaya çeyrek kalmıştır.”
Bilmem kaçıncı sınıf senaryolara mahkum kalsa da, Sait Faik’in “Çok sevdim be abi” hikayelerinin perdedeki halidir.
Hüzün had safhadadır elbet ama hep “Şakayla karışık Sadri Alışık”:
“Seni öyle bir severim ki, dengeni kaybedersin.
Kiliseye gider, ‘Selamün aleyküm” dersin...”
* * *
Kadim dostu Ayhan Işık ölünce iyice çoğaltmış, rakıyı ve Sipahi sigarasını... Bedeli, Karaciğer nakli.
Beş yıl idare etmiş “emanet” karaciğerle.
Herkes vurgunu “kara”sından beklerken, akciğerden gelmiş.
Üşütmüş biryerlerde, toparlayamamış bir daha, atlatamamış bronşiti.
* * *
Şoför Ali, Balıkçı Ahmet, Turist Ömer, Ofsayt Osman, İstanbul efendisi Haşmet İbriktaroğlu...
O uzun hikayeyi şöyle özetlemiş:
“Bütün bir ömür sabahları evden çıkarken karısının boynuna sarılan, akşama eve milyoner gireceğim diye hayaller kuran, sonra gün kararırken meyhane köşesinde rüyasını cilalayan, yenik bir adamın hikayesi benim hikayem.”
“Jön” değildi o hikayeleri yaşatan Sadri Baba: hataları sevdiren, "Olur be abi, olsun be abi" dedirten adamdı...
* * *
Söylediği şarkılar gibi, 20 yıl önce 18 Mart'ta kendi kelimeleriyle vedası da hicazkar oldu:
“Bir sabah uyandığınızda, beni bulamayacaksınız.
Bir hicaz şarkı, rüzgar olacak denizlerinizde
Üşüyeceksiniz...”

Hatayla karışık
"Kumral bıyıkları mahzun /hani felaket tütün içerler (...)
Kadehlerde rakı /nazlı beyaz /vaniköy korusunun ‘teşrinler’deki sisi
Gramofonda incesaz /meyhane musikisi /o şenliklerden heyhat kim kaldı?”


NOT: O uzun hikayenin daha çoğu için: “Kahkaha ve Hüzün: Sadri Alışık” - Dost Kitabevi.


X