"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Bir kova suda taraf-karşı taraf-bertaraf olmak

“BİR kova buzlu su” kampanyasının buzu erimeden, “Şova dönüştü” eleştirileri de yağmaya başladı. Her mevzuya anında bir “taraf-karşı taraf” belirlemezsek, bertaraf hatta berhava oluruz, maazallah.

Dünyayı saran ve ALS hastalığına “farkındalık”tan öte, maddi yardım da yaratmaya çalışan kampanyayla ve eleştirilerle ilgili biraz farklı düşünüyorum.
Velev ki, bana haksız, bazen de yersiz gelen kimi eleştirilere, kovalı-kovasız meydan okuma sayılsın.

HEM ŞIK, HEM “DURUŞ”LU

Öncelikle "eylem" şık, zararsız ama etkili bir yolla “meydan okuma”, duruş gösterme olanağı sağlıyor.
Kuralı açık, zekice, hatta muzırca:
Başından aşağı buzlu suyu dök ve seçtiğin 3 kişiye meydan oku...
Ya o da döksün (yani kampanyaya katılsın)...
Ya da “Benden pas” diyerek, en az 100 dolar bağışlasın, çekilsin.
İkisini de yapmazsa keyfi bilir, ayıbı/kayıbı da yok... Kendi içişleri dışında, yaptırımı da...

“STİL” FARKINA UYGUN

Ötesi, rakibin meydan okumasına Microsoft’un kurucusu Bill Gates gibi, kendi “stil”inizle, meşrebinizle de karşılık verebilirsiniz.
Gates kampanyaya, video çekiminde gösterdiği ayrıntılı çizimlerle hazırladığı kova düzeneği aracılığıyla, hoş bir ironiyle katıldı.
Suyu da döktü, bağış da yaptı, ama duruşunu da gösterdi.

Bir kova suda taraf-karşı taraf-bertaraf olmak

BUZ GİBİ DEMOKRASİ-EMPATİ EĞİTİMİ

Rakibe ya da farklı düşüncede birisine, zarif bir yolla “meydan okumak”...
Onu kendi katıldığın bir “şey”e, bir fikre, bir eyleme “gülümseten”, duyarlı bir yöntemle davet etmek...
Ama ona seçenek de sunmak....
Ve meydan okurken, önce o buzlu suyu kendi kafana boca etmek...
Bunların demokrasiye, çağdaş iletişime dair de çağrışımları var, değil mi?

DUYGUSAL BUZLAŞMAYA TEPKİ

İnsanın hayatında şok etkisi yapan hastalığa algı-farkındalık yaratma eyleminin, buzlu suyla yine bir şok etkisi tınısı taşıması da, “empatik” duygular yaratan bir yönü...
Yönetmen Michael Haneke’nin “Duygusal Buzlaşma Üçlemesi” başta olmak üzere, filmlerinde kuvvetle, hatta sertçe dürterek dikkat çektiği duygusuzlaşma, duyarsızlaşma meselesine buz gibi bir tepki olması da, kıymetli...

SİYASETİN HAVASINA/KAFASINA...

Kampanyanın bir anda ve tüm dünyada gündeme yerleşmesi...
Adı-sanı bilinmeyen bir hastalığın, artık en azından “kulak dolgunluğu” yaratması...
Sonra da politikaya dalması...

CHP'Lİ NAZLIAKA'NIN KURAL İHLALİ

Siyasetin gri, buz gibi havasına, CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka örneğindeki gibi bir mola, renk getirmesi, hoş değil mi...
En azından bir bardak kürsü suyunda fırtına koparan o arenadaki buzlaşmanın, bir kova vasıtasıyla kafalara yerleşmesidir...
(
Bu arada Nazlıaka kural ihlali yaptı; sadece Angela Merkel’e meydan okuması olmaz. İki isim daha gerekli. İsimlerin memleketlimiz olması, biz gazeteciler açısından daha makbule geçer. Ama çok istesem de, bazı politikacıları başına kovayla su dökerken canlandıramıyorum. Ki, bunun da tarz bayatlamasıyla ilgisi olabilir)

KÜÇÜMSESEN NE FAYDA...

Bütün bunlar için çok şey denilebilir elbet; ama “dünyanın insanını” bir an için de olsa, aynı “kova”da buluşturan bu hareketin yerli versiyonuna burun kıvırmak, bir yarar sağlamaz.
Kampanyanın anlatmaya çalıştığım doğasını, dokusunu es geçip de...
Türkiye’de kimi kimilerin bu eylemi “şov amaçlı” kullandığını söylemek...
Toplanan bağışın minicikliğinden neredeyse keyifle yakınmak... (Doğru toplanan azıcık bir miktar ama, pahası sadece o “hesap”ta, aritmetikte değil)
Faydasız, bazı örnekte yersiz, cımbızdan bir eleştiri gibi geliyor bana.

“ŞOV”SA DA, DEĞİLSE DE...

Olsun varsın. Velev ki, kimi de sadece şov için, kendi piarı için yapmış olsun. (Şu "velev ki"yi ne zamandır cümle içinde kullanmak istiyordum, bu yazıya -hem de iki kez- kısmetmiş)
Böylesi bir mevzuda, ne zararı var? Varsa, kendi sudan çıkmışlığına...
Ötesi, magazin dünyasından iyi biliyoruz; bazen “şov”, bir mesajı daha menzilli, daha yaygın, daha erişimli, hatta etkili kılabiliyor.

CEM YILMAZ'IN "ŞOV"U MESAJLI

Bu arada Cem Yılmaz da kampanyaya kendine has bir yorumla omuz vermiş.
Ben beğendim ve "şov"undaki -şişi de kebabı da yakmayanlara- mesajını anlamlı buldum.
(Videosu: http://webtv.hurriyet.com.tr/2/67815/27061756/cem-yilmaz-dan-buz-kovasi-videosu)

SONUÇTA HEPSİ AYNI KOVAYA

O öyle katılmış, şu böyle katılmış. O su katılmamış şovcu, öbürü su katılmış sütçü... Öyle midir, değil midir, kim bilir... Ne fayda...
Şov bir yana, mesaj bir yana, sonuçta hepsi aynı kovaya, aynı amaca..
O ünlü İtalyan atasözünü biraz bu yana çekerek; "Oyun bitince şah da piyon da aynı kutuya konur"...
"Bir fikir"le dünyaya ulaşmak, az iş değil.
Aslolan, dünyanın insanını buluşturan bir kova su sayesinde, ne öğrendiğimiz, ne hissettiğimizdir, derim ben...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI