8 bin 121 yayın organı bir anda ‘tek ses’ olur mu

11 EYLÜL 1980 akşamı, Ulusal Basın Ajansı’nın (UBA) Çemberlitaş’daki İstanbul ofisi...

Haberin Devamı

 

O akşam nöbetçiyim... Elimizde polisten bilgi sağlayacak ekipman yok. Her yarım saatte bir polis telsiz merkezini arıyorum. Arada diğer haber ajanslarından arkadaşlarla paslaşıyoruz.


23.30’da Anadolu Ajansı’nda nöbetçi arkadaşımla haberleştik, şu bilgiyi paylaştı:

 

- Darbe söylentisi var ama Ankara’daki merkezimizden kimse bir şey söylemedi.

 

Teleksin başına geçtim, merkezimiz Ankara’daki nöbetçi arkadaşa sordum:

 

- Birazdan büroyu kapatıp çıkacağım. Önemli bir şey var mı?

 

Gelen yanıt her zamanki gibiydi:

 

Haberin Devamı

- Çıkabilirsin, iyi geceler...

 

Büroyu kapattım, Sultanahmet’deki durakta son otobüse binerken etrafta birkaç asker gördüm. Ülke genelinde zaten sıkıyönetim olduğu için garipsemedim. Beyoğlu’ndaki bekar evime vardığımda da çevrede dikkat çekici bir şey yoktu.

 

Çok geç uyudum. Sabah okula gitmek üzere evden çıkan bir arkadaşımızın korkuyla geri dönüşü üzerine uyandım:

 

- Kalkın, darbe olmuş...

 

Radyoyu açtık, Milli Güvenlik Konseyi bildirisi okunuyor, sık sık Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in sesi duyuluyordu. UBA’da çalışan ev arkadaşım Mustafa Başdağ’la ajansa gitmek üzere yola koyulduk.

 

Taksim’e doğru yürürken askerler durdurdu:

 

- Sokağa çıkma yasağı var, evinize dönün.

 

Ajans kimliklerimizi gösterdik, inceleyip ikna oldular. Kazancı yokuşundan Fındıklı’ya indik. Bir polis aracıyla Sirkeci’ye kadar gittik. Oradan yürüyerek Çemberlitaş’a ulaştık, büroyu açtık.

 

Haberin Devamı

O günden itibaren darbe döneminde gazetecilik yapmanın tüm sıkıntılarını yaşadık. Gazete kapatmalar, ordunun yayınlara müdahalesi, meslektaşlarımızın tutuklanması...

 

15 Temmuz 2016 gecesi darbe girişimi sırasında 12 Eylül 1980 darbesinin ilk günlerini anımsadım...

 

12 Eylül 1980’de görsel medya olarak bir tek TRT Televizyonu vardı... TRT Radyoları da yayındaydı... TRT’den bildirilerin okunması, o dönemki darbe yönetimini anında etkili kılmıştı.

 

15 Temmuz gecesi Türkiye, medyada çeşitliliğin önemini gördü. TRT’de silah zoruyla darbe girişimi bildirisi okunurken, özel TV kanalları ve radyolar habercilik yapmayı sürdürdü. CNN Türk ve Kanal D, darbeci baskını sırasında bile ekranı karartmamayı başardı.

 

Haberin Devamı

Bu gelişmeler üzerine “medyada çeşitliliğin” en azından sayıca hangi noktada olduğuna baktım. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) temsilen Basın İlan Kurumu (BİK) Yönetim Kurulu’nda bulunan Ahmet Özdemir’e 1980 dönemini sordum, yanıtladı:

 

- 1980 yılı başlarında BİK’in merkez ve şubesinin 6 ilde 76 gazete çıkıyormuş. Bunların 31’i İstanbul’da yayınlanıyormuş. Valiliklerin görev alanında yayınlanan gazeteler ile ilgili kesin rakam yok. “400 civarında” diye kayıtlara geçmiş.

 

1980-81’le ilgili şu veriyi de aktardı:

 

- 1980 sonları ve 1981 başında söz konusu 6 ilde gazete sayısı 60’a düşmüş. İl merkezlerinde 231, ilçelerde 386 olmak üzere toplam 617 olarak yazılıyor. İstanbul’daki gazete sayısı 27’den 26’ya düşmüş.

 

Haberin Devamı

Sosyal medya hariç, bugünlere ilişkin verileri de Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün 2013 yılı raporundan aldım:

 

- 6 bin 800 yaygın ve yerel gazete-dergi var. 263 TV, 1058 radyo yayın yapıyor.

 

Bu kadar yayın organını bir anda “darbenin sesi”ne dönüştürmek mümkün mü?

 

15 Temmuz’da medyada sayı-içerik açısından çok seslilik ve çeşitlilik “demokrasinin sigortası” oldu değil mi?..

 

Öyleyse, medyada içerik açısından “çok sesliliğin” önünü daha çok açalım...

 

263 TV, 1058 RADYO VAR

 

BAŞBAKANLIK Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün 2013’te hazırladığı, “Bir Bakışta Türk Medyası” raporunda şu veriler yer alıyor:

 

* 24’ü yaygın, 15’i bölgesel, 209’u yerel, 78’i kablolu, 154’ü uydudan olmak üzere 263 televizyon kanalı yayın yapıyor. TRT’nin 15 farklı televizyon kanalı var.

 

Haberin Devamı

* Türkiye’de 1058 yaygın-yerel radyo faaliyet gösteriyor. TRT’nin 16 farklı radyosu yayın yapıyor.

 

* Ülkemizde 2 bin 618 yerel, 91 bölgesel, 196 yaygın gazete çıkıyor. Dergiler de eklenince basılı yayın organı sayısı 6 bin 800’e ulaşıyor.
Üstelik bunların çoğu mali açıdan zar zor ayakta duruyor...

Yazarın Tüm Yazıları