"Uğur Meleke" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Meleke" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Meleke

Lig üçüncülüğü hayati

23 Mayıs 2017

Ümit Hoca, son yarım saatte skoru korumak istedi, beşli savunmaya döndü. Claro’nun sakar penaltısıyla mağlup duruma düşünce Muriqi’yi soktu, ama iş işten geçmişti çoktan.

-Fenerbahçe’ye maçı kazandıran hamleyse, ikinci yarıda Alper’in sol açığa, Van Persie’nin on numaraya, Sow’un en uca geçişi oldu. Bu hamle Van Persie’yi özgürleştirdi, stoperlerle boğuşmaktan kurtulunca verimi arttı. Kritik 3 puan için bir diğer krediyi de, sahanın hareketli ismi İsmail’e vermek gerek.

Eylül’de başlarsınız

-Fenerbahçe’nin bu galibiyetle avantajlı konuma geçtiği lig üçüncülüğü yarışı, hiç de azımsanacak bir konu değil: Birincisi, yayın havuzundan üçüncüye verilen ödülle, dördüncüye verilen arasında yaklaşık 5 milyon lira fark var. İkinci detay da, Avrupa’da sezonu açacağınız tarih.

- Eğer kupayı Konyaspor kazanırsa, lig üçüncüsü Temmuz sonunda, dördüncüyse Temmuz ortasında sezonu açacak. Eğer kupa galibi Başakşehir olursa, lig üçüncüsü Avrupa’da Eylül’e kadar rahat. Dördüncüyse maceraya Temmuz sonunda başlayacak.

- Zaten bu sezon ancak 4 Haziran’da bitiyor, hatta milli oyuncular için 11’inde Kosova randevusu da var. Ligi dördüncü bitiren ekip, bir de yeni sezonu Temmuz ortasında ikinci ön eleme turu maçıyla açmak zorunda kalırsa, sadece 15-20 gün tatil yapabilecek.

- Geçen yaz da Euro 2016 oynayan bir sürü sporcu olduğu göz önüne alınırsa, onlar için travmatik olacaktır bu durum. Tüm bu sebeplerle, Galatasaray’la Fenerbahçe’nin kalan iki haftada çok daha ciddi olmaları gerektiği ortada.

Yazının devamı...

Döve döve durdurdular

22 Mayıs 2017

Kaybın sebebiyse basit: Ersun Yanal, son bir ayda anlamsız bir şekilde Castillo’yu yedek oturtup takımının alışılmış düzenini bozdu. Yusuf Yazıcı, son 230 dakikayı bir ön libero, bir sağ açık, bir sol açıkta geçirdi. Okay’ın sakatlığında da oraya bir türlü ideal çözümü bulamayan Ersun Hoca, üç maçı peş peşe feda etti bu arayışlarıyla.

Dünkü maça çıkarken, ideale yakın ayarlara dönülmüş gibiydi: İlk 11’e dönen Castillo çok etkiliydi. Orta sahanın faulden sorumlu bakanlık görevi Bero’ya verilmişti. Bero ve Olcay, ilk 45 dakikada Başakşehir’in her hızlı hücumunu döve döve durdurdular adeta.

Orijinal pozisyonuna dönen Yusuf Yazıcı da özellikle ilk bir saat olağanüstü etkiliydi, biri direkten dönen 3 etkili şut attı, tek eksiği goldü genç oyuncunun. Aslında ilk bir saat boyunca hemen her şey doğruydu Trabzon için. Özellikle ikinci yarının başında presle kazanılmış toplarla üretilen pozisyonlar, hareketlendirdi tribünleri.

GARİP TERCİHLER

Bir saatin sonundaysa senaryo tamamen değişti Medical Park Arena’da. Çarşamba akşamı kupada Fenerbahçe’ye karşı 120 dakika savaşan Başakşehir’in yorulacağı zannediliyorken, son yarım saatte fiziksel olarak düşen taraf Trabzonspor oldu.

Yanal’ın ilk 11’de Rodallega’yı değil N’Doye’u tercih etmesi ne kadar garipse, 70’te orta sahayı kaybettikleri anda onu oyuna sokması bir o kadar garipti. Mahmut’un girişiyle orta sahayı ele geçiren Başakşehir, Pektemek’le net pozisyonlar bulduysa da, şampiyonluk umutlarını son 15 güne taşıyacak golü yakalayamadılar bu bölümde.

Belki bu maçta beraberlik her iki ekibe de yarayan bir sonuç olmadı. Ama 2017’de Trabzon’un 32, Başakşehir 31 puanla Beşiktaş’la birlikte en başarılı 3 takımdan ikisi oldukları düşünülürse, 2018 Mayıs’ında bu iki ekibi zirve yarışında izlememiz sürpriz olmaz herhalde.

Yazının devamı...

El Kebir: 1 Ozan Tufan: 0

14 Mayıs 2017

Çünkü oynanmadı, oynanamadı. 78’inci dakikadan itibaren kramp sorunlarıyla uğraşmaya başlayan Başakşehirli futbolcular, 90+4’e kadar oyunu tamamen soğuttular.

Attamah sorun yaşadı, Emre, Pektemek, Caiçara yaşadı. Eren yaşadı. Alper Ulusoy 4 dakika uzatma onayını verirken aklında ne vardı, son 15 dakikayı nasıl izledi, anlayamadım doğrusu.


BİR BAŞKA FUTBOL AYIBI
Akşam saatlerinde Kadıköy’deyse bir başka futbol ayıbı vardı sahada. İlk dakikadan itibaren faul yapmaya odaklı takımlar, özellikle ilk 45 dakikası düdüklerle çöpe atılmış bir maç...

Yazının devamı...

Wesley Sneijder’e açık mektup: Kendini anlatmak isterse benim sütunum ona açık

11 Mayıs 2017

DÜNYA futbolunda 21’inci yüzyılın belki de en önemli açmazı, “futbolcuya dayalı düzen” olacak gibi. Mesele kesinlikle Türk futboluna ya da Galatasaray’a özgü bir mesele değil. 2014-15 sezonunu şampiyon tamamlayan Chelsea futbolcuları, 2015-16’yı çöpe atıp ligi 10’uncu bitirdiler, Mourinho’yu işinden ettiler. Hemen hemen aynı adamlar, yarın akşam bir şampiyonluk kupası daha kaldırmaya hazırlanıyorlar! Hazard’ın son 3 sezondaki gol sayıları sırasıyla 14,4 ve 15... Aynı adam, aynı takım, hemen hemen aynı maç sayıları. Ama sonuçlar farklı.

AYAKLARI DEĞİL, ÇENELERİ ÇALIŞANLAR

Benzer durumlar, her sene Süper Lig’de birkaç farklı takımda yaşanıyor. Galatasaray’ın şu an içinde bulunduğu çıkmazın da bir numaralı sorumlusu, ayaklarından çok çenesi çalışan, futboldan çok siyasetten anlayan bazı sporcular. Birkaç gündür gazetelerde okuyor, televizyonlarda izliyorsunuzdur. Soyunma odası konuşmalarını medyaya sızdırıyorlar, Sneijder başta olmak üzere bazı yabancı futbolcuları günah keçisi, kendilerini melek ilan ediyorlar.

YA SELÇUK VE SABRİ GİBİLER?..

Sakın yanlış anlaşılmasın; ben Sneijder’in, De Jong’un ya da Chedjou’nun masum olduklarını düşünmüyorum asla. Onların da miadının dolduğunu, dönemlerinin bittiğini ve ayrılmaları gerektiğini söylüyorum zaten 2 yıldır.

Ancak aynı parantezin içinde kesinlikle Selçuk, Sabri gibileri de olmalı. Sırf onlar yerli diye çağ dışı bir pasaport ayrımcılığı yapılmamalı.

Sneijder’in performansı kötü olabilir, ki bence kötü. Takıma faydası çok azalmış olabilir, ki bence çok azaldı. Ama adamın çok haklı olduğu çok basit bir argümanı var... “Ne söyleyecekseniz yüzüme söyleyin.” diyor adam... “Ayrılmamı istiyorsanız, muhatabı benim, benimle masaya oturun. Başka masalarda, başka telefonlarda tezgâhla yapmayın bu işi” 

KAYSERİ’DE NELER OLDU?

Yazının devamı...

 Sadece şansla açıklanamaz

8 Mayıs 2017

Ancak bu kapan-fırla stratejisinin, ilk golü yerlerse neye dönüşeceğini bilmiyordu, çünkü hiç test etmemişti. Dün Beşiktaş maça iştahlı başlayınca, direnci kırmak için gereken sihir de 45’te Tolgay’dan gelince, 46’da başka bir sınav başladı Fenerbahçe için.

Advocaat’ın devre arası değişiklikleriyle kurduğu 11, daha dengeli bir 11’di doğrusu... Fenerbahçe puanı bir şans golüyle kazandı ama Şenol Güneş’in de maçı tutamamasında Gökhan İnler’i oyuna çok geç sokmasının etkisi var.

Fenerbahçe, D.Kiev, Lyon... Bunca kritik maçta skoru tutamıyorsanız, bu durumu sadece şansla açıklamak doğru olmayabilir.

TRİBÜN

NAPOLİ VE DİNAMO GİBİYDİ

Vodafone Arena’nın akustiği güçlü. Oraya gelen her rakibe muhakkak deplasman hissi yaşatıyor. Napoli ve D. Kiev maçlarında olduğu gibi F.Bahçe önünde de oyunun içindelerdi.  

TAÇ ÇİZGİSİ KURAL KİTABI

Bir büyük

Yazının devamı...

Lawal: 3 Aytaç: 0

7 Mayıs 2017

 Antalya’da 45, Ankara’da 35, Trabzon’da 32 faul yaşanmış; bu kadar faule karşılık kırmızı kart yok, 3 maçta toplam yalnızca 16 sarı var. Yeni sezon öncesi MHK, bu konuyu çözecek şekilde pozisyon almazsa, hakemler sistematik faule yeterince kart çıkarmayı başaramazsa, bu ülkede futbol ölecek arkadaşlar. Gün gelecek, Spor-Toto Faul Ligi’ni kimse izlemek istemeyecek.

YANAL’DAN SKANDAL KARAR

Trabzon da, Kayseri de rakipleri hücuma çıkarken çok faul yapan iki takım... Ama dünkü kaosta sonucu faul yapmaktan çok hücum etmeye odaklanan Lawal belirledi. Geçen hafta Gençlerbirliği önünde Okay sakatlanıp çıktığından beri Yanal’ın yaptığı tüm tercihler yanlış. Geçen cumartesi orta ikiliye gömüp bitirdiği Yusuf’u, bu kez de kenarlara gizleyip etkisizleştirdi. 65’te Yusuf’u esas yerine kaydırırken N’Doye’u değil de Rodallega’yı çıkarması başka bir skandal karar. Okay’ın yokluğunda göbekte Medjani’yi değil de Aytaç’ı seçmesi de enteresan. Lawal ağır bir oyuncu olmasına rağmen, topu her aldığında Aytaç’ı darmadağın etti: Birinci geçişinde jeneriklik bir gol attı. İkinci geçişinde Uğur’a kart göstertti. Üçüncü gol öncesi de Lawal’i seyreden adam yine Aytaç... Yanal, sadece 11 oyuncuyla, standart bir diziliş ve istikrarlı bir futbolla 12 hafta ligin en iyi takımlarından birini yaratmıştı. Son iki maçta orijinal ayarlarını bozarak, kendi eliyle düşürdü takımını.

Yazının devamı...

Futbolun kurtuluşu 0-0'a 0 puan mı?

4 Mayıs 2017

Gollü beraberliğe 1’er, golsüz beraberliğe 0 puan verilmeli.

Tek farklı galibiyete yine 3, iki veya daha fazlasına 4 puan.

Turu geçene ve ilk golü atana ekstra puan da ayrıca tartışılmalı.

Dünya futbolu, 80’li yılların başında büyük bir krizle karşı karşıya kaldı: Futbol eskisi kadar sevilmiyor, eskisi kadar izlenmiyordu. İngiltere’de 70’li yıllarda 4 milyon civarında olduğu tahmin edilen futbol izleyicisi sayısı, 80’lerin başında neredeyse yarı yarıya düşmüştü. Bu düşüşteki en önemli faktör, maçların sıkıcılaşması, savunma futbolunun güç kazanmasıydı tabii ki. 0-0’lık sonuçlarıyla ünlenmiş Stoke City menajeri Alan Durban, futbolu çirkinleştirdiği eleştirilerine şöyle cevap veriyordu o günlerde: “Futbol bu. Eğlence yok. Eğlence istiyorsanız, palyaçoları izleyin

 Palyaçoları izlemediler. Onun yerine, bir galibiyete 2 değil, 3 puan vermeyi kararlaştırdılar. İngiltere, 3 puanlı düzene 1981’de geçti. Dünyanın geri kalanı uzun süre direndi bu değişime. 3 puanlı formatın uygulandığı ilk Dünya Kupası 1994, ilk Şampiyonlar Ligi sezonuysa 1995-96 idi. O günlerde 3 puanlı sisteme direnenler, bugün başka yeniliklere de direniyorlar tabii.

Oysa dünya değişiyor, futbol değişiyor. Efsanevi Fransız futbol adamı Michel Hidalgo’ya göre 3 puanlı sistemin de miadı doldu, yeni formatlara ihtiyaç var artık. Hidalgo’yla aynı fikirde olanların sayısı hiç de az değil.

 

0-0’A SIFIR PUAN

Yazının devamı...

Denk kuvvetlerin savaşı

1 Mayıs 2017

Rize’nin 1 puan telaşına girmesiyle Fenerbahçe son 10 dakikada bir baskı kurmasa, Kadıköy’de denk kuvvetlerin savaşında birer puan paylaşılacaktı zaten. Sahada bu duruma isyan eden tek bir adam vardı, o da adını iki kez tabelaya yazdırdı zaten. İsteksiz, kibirli ve mutsuz Van Persie’dense sezonu istekli Sow’la bitirmek, çok daha akıllıca bence.

ERKEN TATİLE ÇIKMIŞ GİBİLER

Fenerbahçe, sezonun geri kalanında kupa ve ikincilik hedeflerine gitmek istiyorsa, yüzde yüzünü veren oyuncuları tercih etmeli. Sow, Alper, Ertuğrul istekliler. Şener, Van Persie ve Aatıf gibilerse tatile erken çıkmış gibi.

TRİBÜN

HAFTA SONU ZULMÜ

FENERBAHÇE maçlarında stat önünden geçen yolların kesilmesi gibi olağanüstü bir saçmalık var. Futbolla ilgisiz iki milyon Kadıköylü’ye hafta sonu zulmü oluyor bu keyfi uygulama. 

SEYİRCİ STADA NEDEN GELMİYOR?

Yazının devamı...