"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

İstanbul nasıl İstanbul oldu?

Hepimizin bildiği o meşhur Sezen Aksu şarkısı kulağımıza gelip, “Ah İstanbul İstanbul olalı / Hiç görmedi böyle keder / Geberiyorum aşkından / Kalmadı bende gururdan eser” sözleri duyulduğunda, hiç düşündünüz mü, ne kadar bir süreden bahsediliyor olabilir?

İstanbul nasıl İstanbul oldu

“İstanbul İstanbul olalı...” tabii ki rasyonel bir laf değil ama yine de üzerinde durulabilir. İstanbul ne zaman ve nasıl “İstanbul” oldu?

BALIKÇI KÖYÜNDEN MEGA KENTE

İstanbul, neredeyse 15 bin yıldır insanların yaşadığı bir yer. Ama sivilize olması, yani yerleşik düzende kentleşmesi, bir başka deyişle uygarlaşması ile ilgili daha net konuşmak mümkün. İstanbul’un “yerleşke” olarak var oluşu, hiç şaşırtıcı olmayan şekilde bugünkü Sarayburnu bölgesinde olmuş hep. Daha önce
Lygos adlı küçük bir balıkçı köyü varmış Sarayburnu’nda. Daha önce de ismini bilmediğimiz köylerin olduğu gibi. Fakat MÖ 668’de, Yunanistan’ın Atina kentinin yakınlarındaki Megara kentinden birileri kalkıp gelmiş ve bir koloni kurmuşlar. Bunların başında Byzas isminde bir lider varmış. Söylenceye göre Byzas, yola çıkmadan önce Delfi Kâhini’ne gidip, “Şehir kuracağım, nereye kursam acaba?” diye danışmış. Kâhin Byzas’a, “Körler ülkesinin karşısına kur” İstanbul nasıl İstanbul oldudemiş, başka da bir şey dememiş. “Yahu körler ülkesi de neresi?” diye sorup yanıt alamayan Byzas ve beraberindekiler düşmüşler yollara. Talih yollarını bizim İstanbul Boğazı’na düşürmüş. Bir bakmışlar bugün Kadıköy olarak bildiğimiz, o günkü adı Khalkedon olan yerde bir şehir var. Sollarına bakmışlar ve Sarayburnu bölgesini görmüşler. İşte o an anlamışlar ki Kâhin’in bahsettiği Körler Ülkesi, olsa olsa bu Khalkedon olabilir çünkü karşısındaki yer, oraya göre çok daha güzel ve bir şehir kurmak için çok daha uygun. Bu kadar iyisi varken gidip Khalkedon’a yerleşmek için ancak kör olmak lazım! (Bazı kaynaklarda Khalkedon isminin Körler ülkesi anlamına geldiği yazılı internette. Ne yazık ki yanlış bilgi. Khalkedon ismi körler ülkesi anlamına gelmiyor. Bilge Umar, Türkiye’deki Tarihsel Adlar isimli sözlüğünde sözcüğün, “iskele yeri olan” anlamına gelen kala-ka-da kökünden türemiş olma olasılığının yüksek olduğunu, bir olasılık da Helen dilinde bakır anlamına gelen ‘khalkos’tan türemiş olabileceğini belirtir.) Bölge, olağanüstü bir avantaja sahiptir, arkasındaki Keras denilen haliç, gemiler için mükemmel bir limandır, Avrupa tarafına doğru çok verimli arazilerle tarıma elverişlidir vs. Byzas şehrini kurar ve kendi adını verir kente: Byzantion. MÖ 668’de. Bu isimle kurulan kent giderek genişler, serpilir, güzelleşir. Daha sonra bir Roma yerleşkesi olur. Roma İmparatorluğunun önemli kentlerinden biri haline gelir. İsmini de 7 asır kadar korur. Ta ki Roma eş imparatorlarından Büyük Konstantin (Constantinus) ortaya çıkana kadar.

YOL ÇANAKKALE’DEN GEÇER

Roma’da Tetrarşi denen, dört eş imparatorun (aslında bu ifade çok doğru değil ama açıklayacak yerimiz olmadığı için böyle özetlemeyi tercih ediyoruz) birlikte ülkeyi dört parça halinde yönettiği bir dönem vardır. Konstantin, İngiltere ve Batı Avrupa dolaylarından sorumlu imparatordur. Licinius adlı bir diğeri de Anadolu’yu içine alan eyaletin yöneticisidir. Zamanla birtakım hadiseler sonucu diğer iki imparator ortadan kalkar. Konstantin ve Licinius kalır meydanda ve birbirlerine bir şekilde meydan okurlar. Elbette savaş çıkar aralarında. Hem de karadan ve denizden. Deniz savaşının adresi ise bellidir. Her zaman İstanbul’a giden yol olan Çanakkale Boğazı’nda. Yani, 1915’te Çanakkale’de yaşananların bir benzeri, MS dördüncü yüzyılda, yani 300’lerin ilk yarısında yaşanır. İstanbul’a ulaşmak isteyen, her zaman Çanakkale’den geçmek zorundadır.

KONSTANTİNOPOLİS’E HOŞ GELDİNİZ

İstanbul nasıl İstanbul olduBu savaşı, Konstantinus’un, büyük oğlu Krispus tarafından çok akıllıca yönetilen donanması kazanır. Karadan da Konstantin ordusuyla Byzantion’a doğru ilerlemektedir. Çünkü Byzantion, Licinus’un konuşlandığı yerdir. Savaşı kaybeden Licinus önce Byzantion’a sığınır ama kentin, Konstantin’in saldırılarına dayanamayacağını görünce Khalkedon’a geçip saklanır. Korkunun ecele faydası olmaz ve Konstantin gelip Licinus’u ve ordularını tepeler. İşte Konstantin’in Byzantion ve Khalkedon’u eline geçirdiği tarih 18 Eylül 324’tür. Byzantion’un muhteşem konumunu çok iyi bilen Konstantin, yeni başkentini burada kurmaya karar verir ve kentin adını da, zaferini kendi adıyla onurlandırmak için Konstantinopolis koyar. Yani Konstantin’in Şehri! Ve Konstantinopolis bundan böyle Şehirlerin Kraliçesi olarak bilinecektir. Öyle de kalır. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in dilinde bile adı Konstantiniye’dir. Daha hayli zaman bu isim kullanılır ancak zaman içinde değişime uğrar ve bizim dilimizde Konstantinopolis, İstanbul’a dönüşür.

2400 VEYA 1700

Byzas’ın, beraberindekilerle gemilerle gelmesi, İstanbul’un Konstantinopolis olmasının yolunun açılması hep deniz ve denizcilikle ilgilidir. İşte artık en baştaki şarkı sözünde Sezen Aksu’nun söylediği “İstanbul İstanbul olalı”nın ne kadar bir zamana tekabül ettiğini biliyoruz. Dilerseniz Byzas’ın kenti kurduğu MÖ 668’i alıp 2400 yıl diyebiliriz, isterseniz Konstantinopolis oluşunu, yani MS 324’ü alıp 1700 yıl. Hangisi isterseniz. Seçim sizin. E madem bu kadar lafını ettik, gelin şarkının tüm sözlerini alalım buraya. Belki içimizden şarkıyı mırıldanır, Byzas’ı, Delfi Kâhini’ni, Konstantin’i falan da arada hatırlarız.

İSTANBUL İSTANBUL OLALI

Söz-Müzik: Sezen Aksu

Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bi taşa
Gözümün yaşını yüzdürdüm Hisar’a doğru
Yapacak hiçbir şey yok gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti

***

Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

***

Ah İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

***

Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir karadelik
Yapacak hiçbir şey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik

***

Bi lodos lazım şimdi bana, bi kürek, bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

***

Ah İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ
YEREL TERMAL RÜZGÂRLARA DİKKAT

Denizde güçlü ve tehlikeli bir hava görünmüyor ancak bu, yerel termal rüzgârların oluşmayacağı ve en azından yelken için dikkat etmeyi gerektiren ani sağanaklar ortaya çıkmayacağı anlamına gelmez. Kara çok ısındığı için, karaya yakın bölgelerde yelkencilerin, özellikle akşamüzerleri dikkatli davranmaları gerek. Ancak sistemin geneli büyük rüzgârlar üretmeyeceği için, en azından büyük büyük dalgalarımız yok. Bu da balıkçılık ve diğer deniz etkinlikleri için denizin uygun olduğunu gösteriyor diyebiliriz. Yağış beklenmiyor ve hava elbette sıcak. Tüm denizci dostlara selamet, herkese keyifli bir hafta sonu dilerim.
#tayfuntimocin

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI