"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Sistem

CUMHURBAŞKANI tarafından Genel Sekreterlik yeniden düzenlendi ve hükümetteki bakanlıklar gibi “Başkanlık” makamları oluşturuldu. Bu konuda ne denilebilir?

Ben şunu diyorum: Anayasa’ya uygun, sisteme aykırı!
Anayasa’ya uygun, çünkü Anayasa “Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin kuruluşu, teşkilat ve çalışma esasları, personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir” diyor. (mad. 107)
Yani kanun çıkarmak gerekmez. O yüzden Anayasa Mahkemesi’ne gidilemez. Bireysel başvuru kapsamına da girmez. Bu yöndeki başvuruları AYM reddetti zaten.
Peki Danıştay’a gidilebilir mi? Bütün kararnamelerin iptali için Danıştay’a gidilebilir ama “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” için gidilemez! Çünkü 12 Eylül Anayasası’nda, “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler” için yargı yoluna gidilemez diye hüküm vardır! (mad. 125)
Bu madde hukuk devleti prensibine aykırıdır fakat Kenan Evren için konulmuştur ve yürürlüktedir.


SİSTEME NİYE AYKIRI?


Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı sorumsuzdur; yani hakkında Meclis’te gensoru ve soru önergeleri verilerek denetim yapılamaz. Güvensizlik müzakeresi söz konusu olamaz. Tasarruflarına karşı dava açılamaz. Sadece “vatana ihanet”ten suçlanabilir, bu da soyut bir kavramdır.
Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı böyle sorumsuz olduğu için, sorumluluk gerektiren yetkileri de yoktur. Başbakan ve ilgili bakanın imzası gerekir.
Sorumlu olan da yetkili olan da başbakan ve Bakanlar Kurulu’dur.
Halbuki şimdi Cumhurbaşkanlığı sarayında hükümetin bütün temel yetkileriyle ilgili “izleme” başkanlıkları kuruldu.
Yetki-Sorumluluk ilkesine uymadığı için parlamenter sistem mantığına aykırıdır.
Yetki ve sorumluluk böyle muğlak hale gelirse hem ‘iyi yönetişim’ zarar görür hem zamanla sürtüşmeler çıkabilir.


DEVLET GELENEĞİMİZ


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Aralık günlü konuşmasında, “Türkiye buradan idare edilir” diyerek Cumhurbaşkanlığı sarayını işaret etti. Sarayda yeni 7 başkanlık daha kurularak bunun mekanizması da oluşturuldu.
Başbakan Davutoğlu ise 8 Aralık’taki açıklamasında, “kader arkadaşlığı” vurgusu yaptı fakat aynı zamanda şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımızla bizim ilişkimiz devlet geleneğinde cumhurbaşkanı-başbakan ilişkisidir. Yetkilerimizi kullanırken bu geleneğe sadık olarak kullanırız.”
Kavramlar konusundaki titizliği çok iyi bilinen Davutoğlu bu sözleri dikkatsizce söylemiş olamaz.
Bizim devlet geleneğimizde sorumluluk da yetki de hükümetindir.


KARDEŞLİK HUKUKU’


AK Parti camiasında çok kullanılan “kardeşlik hukuku... kader arkadaşlığı” gibi kavramlar elbette önemlidir. Fakat siyaset öyle bir alandır ki, mesela Cemel ve Sıffin savaşlarında eski kader arkadaşları, hem de Bedir’de kader arkadaşlığı yapanlar birbirlerine kılıç çekmediler mi?!
Bütün insanlık tarihi böyle örneklerle doludur.
İşte bu acı tecrübelere bakarak insanlık “yetki-sorumluluk dengesi” fikrine ulaşmıştır. Demokraside sandık kadar önemli “denetim ve denge” prensibi vardır. Denetlenme yani sorumluluk yoksa yetki de olmaz. Yetkiler bile mukabil yetkilerle, mesela yargı denetimiyle dengelenir.
Başbakanlıktan farklı olarak Cumhurbaşkanlığı denetlenemeyen ve yaptığı işlemler için yargıya gidilemeyen bir itibar makamıdır.
Neticeten, Cumhurbaşkanlığı makamındaki yeni düzenleme 1982 Anayasası’na uygun fakat parlamenter sistemin temel mantığına aykırıdır. Bizim sistemimizde hukuken de siyaseten de yetkili ve sorumlu olan hükümettir.
NOT: Medyada geniş çapta gözaltılar yapılacağı yolundaki haber konusunda Sayın Bülent Arınç, “Doğruysa vahim” diyerek tarihe not düştü. Türkiye bir hukuk devletiyse böyle bir şeyin bırakın yapılmasını, düşünülebilir olması bile vahimdir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI