"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

OHAL ve Anayasa

OHAL kararnameleriyle yapılan düzenleme ve tasfiyelerin ölçüsüzlüğü gittikçe daha çok eleştiri çekiyor.

İktidara bu imkânı Anayasa Mahkemesi’nin 2016/159 Sayılı kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi OHAL kararnamelerini denetleme yetkisinin olmadığından bahisle CHP’nin açtığı iptal davalarını reddetmişti.

Böylece OHAL kararnameleri üzerinde hiçbir anayasal denetim imkânı kalmadı.

Bu denetimsizliğin sonuçlarını yaşıyoruz.

Son olarak hükümet OHAL kararnamesiyle Seçim Kanunu’nda bile değişiklik yaptı; tabii referandum amacıyla!

Terör ve darbe ile ne ilgisi varsa?!


OHAL’İN SEBEPLERİ
AYM kararının gerekçesi Anayasa’nın 148. maddesindeki şu hükümdür:

“Olağanüstü Hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz.”

Evet bu hüküm var. Fakat Anayasa’nın birlikte düşünülmesi gereken başka OHAL düzenlemeleri de var.

Mesela bu kararnameler “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği konularda” çıkarılır. (Madde 121)

Üniversitelerdeki rektör seçimlerini kaldırmak “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği” bir konu mudur?!

AYM kararında da OHAL kararnamesi çıkarma yetkisinin “ivedi önlem ve karar alabilme gereksinimi” sebebiyle verildiği belirtiliyor. “Zaruri, zorunlu” kavramları vurgulanıyor.

Bunlar çok doğru anayasal tespitlerdir. Fakat...

OHAL’LE İLGİSİ NE?
Yürütme organı Meclis denetiminden yahut yargı denetiminden kurtulmak için “ivedi olmayan” konuları da OHAL kararnamelerinin içine koyarsa ne olacak?!

Mesela “Maarif Vakfı’nın Mütevelli Heyet üyelerine ödenecek huzur hakkı” OHAL KHK’sı ile düzenlendi!

Bu “ivedi” miydi, “terör ve darbe”yle ilgili bir konu muydu?

Adli Tıp, Bankacılık Kanunu, Öğrenci Etüt Merkezleri, Bölge Mahkemeleri, Rektör Seçimleri, Varlık Fonu kanunlarında OHAL kararnamesiyle değişiklik yapıldı...

Dün çıkan 687 sayılı KHK’da “işsizlik sigortası, prim ödemeleri, kış lastiği, TV lisansları” gibi konular da bulunmaktadır.

Bu arada, seçim ve referandum dönemlerinde özel TV’lerin eşit ve siyaseten dürüst yayın yapmaları için koyulmuş hükümler Seçim Kanunu’ndan çıkarıldı; amaç besbelli.


YARGI DENETİMİ OLMAYINCA
Peki, bütün bunlar anayasanın öngördüğü “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği konular” mıdır?!

AYM’nin kendisi de aynı kararında OHAL için “Hukuku dışlayan keyfi yönetim anlamına gelmez” diyor. Doğru fakat OHAL yetkileriyle çıkarılan kararnamelerde “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği konular” dışında ve “ivedi önlem” niteliğinde de olmayan rektör seçimleri, TV’lerde seçim programları ve mütevelli heyet üyeleri gibi konularda düzenleme yapıldığında ne olacak?

Hukukun temel ilkelerinden biri olan “ölçülülük” ilkesi göz ardı edilerek “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği konular”la yani terör ve darbeyle cezai bir ilişkisi bulunmayan akademisyen ve kamu görevlileri tasfiye edildiğinde ne olacak?

Hükümet de bu büyük sorunu nihayet gördü ve “komisyon” kurdu. Baştan yargı denetimi gerekmez miydi?


ANAYASAL DENETİM?
AYM çeyrek asır önce, “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği konular”ın dışında OHAL kararnameleriyle düzenleme yapılamayacağına karar vermişti. (Karar 1991/1)

Kalıcı kanunların OHAL kararnameleriyle değiştirilemeyeceğini de belirtmişti.

Anayasa’daki “OHAL kararnamelerine karşı dava açılamaz” hükmünün sınırlarını böyle tespit etmişti.

“Hak eksenli” bir karardı.

Fakat son kararlarında içinde ne olursa olsun, hiçbir OHAL kararnamesine karşı dava açılamayacağına hükmetti.

OHAL’i tamamen anayasal denetim dışında tutan bu kararı yanlış buluyorum.

NOT: Bu akşam CNN Türk'te Eğrisi Doğrusu programında saat 19:30'da Başkanlık sistemi konusunda evet, hayır, kararsızlık eğilimlerinin sosyolojik özelliklerini konuşacağız.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI