"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Beyanname ne diyor?

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı seçim beyannamesinde, her partinin beyannamesi gibi alkışlanacak ve eleştirilecek yönler var.

Ben yargıyla ilgili olarak tehlikeli gördüğüm bir hususu eleştireceğim.
Evvela şunu belirteyim, bütün partiler bir popülizm yarışında... Bol keseden dağıtıyorlar. Halbuki pastayı büyütmeden daha büyük paylar dağıtılamaz. Merhum Demirel’in 1991 seçimlerinde yaptığı “erken emeklilik” popülizminin hasarını hâlâ kaldıramadık.
HDP’nin seçim beyannamesinde, KCK’nın totaliter “demokratik özerklik” kavramına yer vermemesine ilk bakışta sevinmiştim fakat “yerel yönetim” diyerek aynı şeyi daha aşırısıyla savunuyor. Ayrı bir yazı konusu...
Dönelim iktidar partisinin beyannamesine.


BAĞIMSIZ YARGI?


Başbakan’ın okuduğu beyannamede elbette hukuk ve yargıyla ilgili gayet iyi genel ifadeler var fakat şu somut beyana bakınız:
“Yargı üst yönetimi ile temyiz mahkemelerinin oluşmasında TBMM’nin rolünü güçlendireceğiz, böylece yargının toplumsal meşruiyetini güçlendireceğiz.”
HSYK gibi idari nitelikteki kurullarda, “yargı içinden gelenler çoğunlukta olmak kaydıyla” TBMM’nin nitelikli çoğunlukla üye seçmesi tabiidir ve gereklidir. Meclis’in çıkardığı kanunları inceleyen AYM için de parlamentolar tabii ki üye seçerler.
Fakat... Beyannamedeki “Temyiz mahkemelerinin oluşmasında TBMM’nin rolünü güçlendireceğiz!” ifadesi asla kabul edilemez.
Bu, “çoğunlukçu demokrasi” kavramını bile aşan tehlikeli bir eğilimdir.
“Temyiz mahkemeleri”nin anlamı, alt mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunu denetleyen Yargıtay gibi yüksek yargılama kurullarıdır!
Yargıtay’a Meclis mi üye seçecek?!
İdari yargı alanında Yargıtay gibi çalışan Danıştay’ın üyelerini Meclis mi seçecek?!
Olgun demokrasilerde bunun örneği yoktur. Kaldı ki, AKP’nin Meclis Komisyonu’na verdiği taslaktan biliyoruz ki “Meclis seçer” sözü, “Çoğunluk partisi seçer” anlamındadır.
Bu, yargı bağımsızlığının sonu olur.


BAŞKAN VE YARGI


Beyannamenin bu bölümünü yazanlar, acaba, başkanlık sistemine hazırlık düşüncesiyle, Amerikan Yüksek Mahkemesi’ni mi emsal aldılar?
Orada Yüksek Mahkeme’nin yeni üyelerini başkan atar, senato onaylar veya reddeder.
Fakat Amerika’daki kuvvetler ayrılığı bizde var mı? AKP beyannamesinde de kuvvetler ayrılığı yeterince vurgulanmıyor.
Ayrıca Amerikan Yüksek Mahkemesi üyeleri ömür boyu seçilir, kendisini seçenlerin etkisinden uzaktırlar, süreleri dolunca iktidar sahiplerinden başka bir görev beklentileri olmaz. Kuvvetler ayrılığı kültürü de çok güçlüdür. Yargıçlar başkan karşısında ayağa bile kalkmazlar.
AKP’nin beyannamesinde ise, “Yüksek mahkeme üyeliğini Avrupa örneklerine benzer şekilde makul sürelerle sınırlayacağız” deniliyor.
Fakat bizde ömür boyu görev zaten yoktur. Görev süreleriyle oynayarak Anayasa Mahkemesi’nde bir kadro tasfiyesi düşünülüyor olabilir mi? Fakat Anayasa değişmeden bu yapılamaz.


YOLSUZLUK KONUSU


Cumartesi günkü yazımda AK Parti’nin 2001 tarihli programında yolsuzlukla mücadeleye dair hükümleri yazmıştım. Mesela milletvekili dokunulmazlıkları parlamento çalışmalarıyla sınırlı olacaktı. Yolsuzluk gibi soruşturmalarda dokunulmazlık bulunmayacaktı.
Beyannamede bunları görecek miydik?
Hayır göremedik!
Son olarak, Sayın Davutoğlu’nun şu sözleri gerçekten çok güzel: “Kesinlikle nefret söyleminden uzak duracaksınız!”
Bu sözlerinde samimidir ve kendisi nefret söyleminden uzak duruyor. Fakat eli kalemli Yakup Cemil’ler, tetikçiler Sayın Başbakan’ı dinlemezler bir gün gelir ona da saldırırlarsa şaşmam.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI