"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

AKP ne diyecek?

BAYRAM günü siyaset yerine ‘bayram sohbeti’ yapmayı daha doğru bulurum fakat ülkenin sorunları, terör belası ve ağır siyasi atmosfer buna imkân vermiyor.
Yine sohbet edelim ama konusu siyaset olsun.
İktidar yanlısı medyadaki tetikçileri, eli kalemli Yakup Cemil’leri, komplo paranoyaklarını okumam. Fakat ciddiye aldığım, dikkatle okuduğum kalemler de vardır. Bunlardan biri Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk’tür. Dünkü yazısında iktidar partisine aklı başında tavsiyelerde bulunuyordu. Bunları “mefhumu muhalifinden” okuyunca, iktidarın yanlışlarını da yazmış diye düşündüm.

KAVGACI SİYASET

Mesela Öztürk, AKP’nin seçim bildirisinin 4 Ekim’de açıklanacağını haber veriyor. Seçim sürecinde hiçbir partiyle sert kavgalara girmemesini öneriyor, “Başka partiyle gireceği her polemik diğer partiyi kazandırır” diyor. Hele HDP ile zinhar çatışmamalı:
“HDP’yi baraj altında bırakmak için yapılan her çağrı, 7 Haziran’da ters tepti. Demirtaş’ı kötüleyen her cümle, onu daha da güçlendirdi. HDP ve Demirtaş, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bu söylemlerini çok iyi tersine çevirdi, mağduru oynadı ve kazandı...”
Mefhumu muhalifinden, demek ki, AKP niye, kime çatarsa onun ekmeğine yağ sürmüş... AKP’nin çattığı kişi ve kuruluşlar “mağdur” görülmüş.
Çünkü AKP artık “muktedir”dir!
İşte AKP en sert ve en yoğun kampanyayı, üstelik Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla 7 Haziran’da yürüttü, ilk defa ve ciddi oranda oy kaybetti. AKP’yi aşağıya çeken, onun güçsüz olması değil, aksine, otoriterleşmesinin yarattığı endişe oldu.

‘ÜSLUP VE TUTUM’

Öztürk, iktidarın kullandığı “üslup ve tutumla duygusal olarak Kürtleri incittiğini, yeniden “Kürtlerin gönlünü alması” gerektiğini yazıyor.
Muhafazakâr Kürtlerin AKP’ye dönmesini ben de isterim. Sosyal demokrat Kürtler de keşke CHP’ye yönelse. Fakat bu eğilimler kolay değişmez.
Sadece Kürt oyları değil... İktidarın otoriter politikaları, mesela “yapboz kanunlarıyla”yla yargının “yürütmeyle uyumlu” hale getirilmesi, basına baskılar, bürokraside dışlayıcılık gibi vahim uygulamaların yanında o sert ve kibirli “üslup ve tutum” da hemen her bölgede AKP’ye oy kaybettirdi.
Davutoğlu siyasi ortamı yumuşatmaya çalışıyor fakat daha etkili bir siyasi kudret olan Cumhurbaşkanı, yumuşak bir “üslup ve tutum”u benimseyecek mi, göreceğiz.

SEÇİM BİLDİRGESİ

AK Parti’nin seçim bildirisinde neleri göreceğimizi de doğrusu merak ediyorum.
“Terörle mücadele”, tamam.
Tabii “istikrar” vurgusu da olacaktır. Fakat “istikrar”ın sadece tek parti iktidarı demek olmadığını yaşayarak gördük. AKP iktidarının en güçlü olduğu 2011-2015 dönemi, bugünkü istikrarsızlığa yol açan faktörlerin oluştuğu bir dönem oldu. Reform ve ekonomide başarı dönemi ise temenni ile hareket ettiği daha önceki yıllardadır.
1 Kasım seçimleri için yayınlayacağı bildiride iktidar mesela “yolsuzluklarla mücadele” konusunda neler diyecek?...
“AB kriterleri” konusunda ne diyeceğini de merak ediyorum. “AB İlerle Raporları”nda iktidarın basın hürriyeti ve yargı bağımsızlığı gibi konularda nasıl eleştirildiğini biliyoruz çünkü.
Besbelli, ortada iç açıcı bir tablo yok. Bunu herkesten çok “kuruluş ilkeleri”ne hâlâ önem veren AK Partililer görmelidir. Türkiye’nin bu en büyük partisinin daha büyük güç ve kudrete değil, daha büyük bir sağduyuya, sakin bir zihne, vicdanlı bir iç muhasebeye ihtiyacı var.
Bütün okurlarımın mübarek kurban bayramını kutluyor, terörsüz, gerilimsiz, ağız tadıyla nice bayramlar diliyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI