"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Bir kıvılcım olarak gitti alev olarak geri döndü

‘Uluslararası Yükselen Yetenek’ ödülü sahibi bilim insanı Doç. Dr. Duygu Sağ, kanserle savaş için bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarıyla umut veriyor. Yurt dışında eğitim ve araştırmalarla geçen 10 yılın ardından Türkiye’ye dönen Sağ, “Amacım dünya standartlarında eğitim almak, araştırmalar yapmak ve öğrendiklerimle ülkeme fayda sağlamaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘bir kıvılcım olarak gidip alev olarak geri dönmek’ti. Zemin hazır olduğunda döndüm” dedi.

Bir kıvılcım olarak gitti alev olarak geri döndüFotoğraf: Duygu Özbekçi MİLLİ

Doç. Dr. Duygu Sağ, kalıpların dışında ve dünya çapında düşünebilmesinin bilimsel anlamda fark yaratmasını sağladığına dikkat çekerken, özellikle gençlere ve kadınlara hikâyesiyle ilham olma duygusunun kendisine büyük enerji verdiğini söyledi. Bursa’da yaptığı TEDx konuşması sonrası bir araya geldiğimiz Doç. Dr. Sağ ile bilim insanı olma yolundaki hikâyesinden kanserle mücadelede umut veren çalışmalarına uzanan dolu dolu bir sohbet gerçekleştirdik. Sağ’ın en büyük mesajı güçlü bir bağışıklık sistemi için öncelikle kendimize iyi davranmamız gerektiği oldu.

Duygu sağ kimdir?

- İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi Araştırma Grup Lideri ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Duygu Sağ, kanserle savaş için bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarıyla 2018 yılında L’Oreal UNESCO Bilim Kadınları İçin Programı’nda ‘Uluslararası Yükselen Yetenek’ ödülünü kazandı. Doç. Dr. Duygu Sağ, yurt dışında eğitim ve araştırmalarla geçen 10 yılın ardından Türkiye’ye döndü. Kanserle mücadelede radyoterapi ve kemoterapi dışında kişinin kendi bağışıklık sistemini güçlendirip hastalığı yenmesini amaçlayan immünoterapi alanında çalışmalar yürütüyor. Özellikle immünoterapinin (bağışıklık sisteminin tedavisi) gelecekte kanser tedavisinin ana yöntemi olacağına inanan Doç. Dr. Sağ’ın çalışmaları mesane, yumurtalık, meme ve prostat başta olmak üzere kanser için umut veriyor.

Bir kıvılcım olarak gitti alev olarak geri döndü- “Ailemin, ‘Çalışma, yeter’ dediğini unutmam” diyorsunuz. Nasıl bir öğrenciydi Duygu?
İlk ve ortaokulu İnegöl’de okudum. Çok çalışkan, disiplinli ve prensipli bir çocuktum. Bununla ilgili annemin hep anlattığı bir anımız vardır. Bir gün Hıdırellez’de gençler dışarıda ateş yakmış, üzerinden atlıyordu. Ben o sırada evde sınav hazırlığı için süre tutmuş, test çözüyordum. Annem dışarıdaki eğlenceyi pencereden izlemem için adeta yalvardı. Başımı bile kaldırıp bakmadım. Süre tutuyordum testi bitirmek için çünkü. Şimdi düşünüyorum da 2 dakika pencereden baksam da olurmuş aslında. Neyse ki ilerleyen yaşlarımda daha esnek biri oldum.

- Ders dışındaki zamanlar da peki?
Aynı zamanda yaratıcı bir çocuktum. Soyut bir dünyam vardı. Şiir yazardım, beste yapardım. Hatta o kadar bilimsel buluş yaptım ama bence hayattaki en büyük eserlerimden biri, şekerin sindirimi ile ilgili üniversite yıllarımda yazdığım şiirdir. Bilimsel ve esprili tek şiirim. Derslerimde bazı sınıflarıma okuyorum o şiiri.

- Hayalleriniz, idealleriniz nelerdi öğrenciyken?
İlkokuldaki hayalim yurt dışında master yapmaktı. Sonra da yüksek eğitim ve yurt dışı tecrübesi her zaman idealimdi.

BİLİM İNSANI OLMAK...

Üniversite ve bölüm tercihinizde de idealistliğiniz devam etmiş. Aklınızda ne vardı? Ya da hep bilim insanı mı olmayı istediniz?
Liseyi İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nde okudum. Sayısal yeteneği güçlü tipik bir fen lisesi öğrencisi değildim. Lise arkadaşlarıma kıyasla sözel yeteneğim daha güçlüydü. Fen bilimlerinin en sözel dalı olan biyolojiye ilgi ve yeteneğim lisede su yüzüne çıktı. Sevdiğim alanda eğitim görmek istedim. Böylelikle sevdiğim bir iş yapabilirdim. Üniversite sınavında da idealist bir şekilde sadece 4 tercih yaptım. Yalnız, yıllar içinde bilim insanı olmakla ilgili çok gel-gitler yaşadım. Çünkü çok zorlu bir yol. Ama hayat bilimden kopmama hiçbir zaman izin vermedi. İyi ki de öyle oldu. Şu anda olduğum yer ve heyecanla yürüdüğüm güzel yol için hayata minnettarım.

DÜNYA ÇAPINDA DÜŞÜNÜYORUM

- 10 yıl ABD’de kalmışsınız? Size neler kazandırdı yurt dışında araştırma yapmak ve yaşamak?
ODTÜ Biyoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra burslu olarak kabul edildiğim bütünleşik master/doktoramı yapmak üzere ABD’ye gittim.Araştırma yapmayı zaten orada öğrendim. Başka türlüsünü bilmiyorum. O nedenle, bilimde Türkiye çapında değil dünya çapında düşünüyorum. Ayrıca, ABD çok kültürlü bir toplum olduğundan, dünyanın çeşitli yerlerinden insanlarla tanışma fırsatım oldu. Bu da hayata bakış açımı değiştirdi. Kısacası, 10 yıllık ABD deneyimi her anlamda ufkumu genişletti.

- Kanser immünolojisi üzerine yaptığınız buluşlarda ailenizde yaşadığınız kayıpların da etkisi oldu mu?
Motive edici etkisi oldu ama özellikle onun için bu alana girmedim. İlgimi çektiği için girdim.

SADECE KALBİMİN SESİNİ DİNLEDİM

- Başarıya taşıyan yolda hangi özellikleriniz eşlik etti size?
Azimli olmam ve her zaman yaptığım işin en iyisini yapmaya çalışmam başarılı olmamda büyük etkenler. Bunun yanında, kalıpların dışında düşünebilmem de bilimsel anlamda fark yaratmamı sağladı.

- ‘Yapamazsın’ diyen oldu mu size de? Yolunuzdan döndürmek isteyenler? Maalesef yaygın bir şekilde ‘desteksiz olmaz bu işler’ görüşü de hakim ülkemizde.
Oldu tabii. İşletme oku, kolay iş bulursun, bilim insanı olup sürünecek misin diyenler oldu. ABD’ye nasıl kabul alacaksın, gitsen de kadın başına orada ne yapacaksın diyenler de oldu. Ama ben kimseyi dinlemedim, sadece kalbimin sesini dinledim.

Bir kıvılcım olarak gitti alev olarak geri döndü

EN BÜYÜK MOTİVASYONUM KENDİ HİKÂYEM

- “Gençler ve kadınlar için rol model olmak istiyorum” diyorsunuz. Nasıl güç buldunuz, motivasyon kaynağınız ne oldu?
Bu kişiliğimle ilgili bir şey, rol model olmak, ilham verebilmek beni mutlu ediyor ve enerjiyle dolmamı sağlıyor. Ben çeşitli zorluklar içinde büyüyen bir kız çocuğunun desteksiz, torpilsiz tırnaklarıyla kazıya kazıya bu günlere gelmiş haliyim. En büyük motivasyonum kendi hikâyem. Gençlerin bundan ilham alacağını düşünüyorum. İlham aldıklarını da söylüyorlar hatta. Hiç gitmediğim şehirlerden, tanımadığım insanlardan sevgi dolu mesajlar alıyorum. İlkokul öğrencileri derste bilim insanları konusu işlenirken, beni anlattıkları videolarını gönderiyorlar. Çok duygulanıyorum ve doğru yolda olduğumu daha iyi anlıyorum. Ben yapabildiysem onlar neden yapamasın? Yeter ki kendilerine güvensinler, yeterince istesinler ve yapabileceklerine inansınlar!

Bir kıvılcım olarak gitti alev olarak geri döndüBİLİMSEL YATIRIMLAR YAPILDI

- Türkiye’ye dönmek aklınızda var mıydı hep?

ABD’ye gitme amacım orada dünya standartlarında eğitim almak, araştırmalar yapmak ve öğrendiklerimle ülkeme fayda sağlamaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “bir kıvılcım olarak gidip alev olarak geri dönmek”ti. O nedenle gittiğim ilk günden beri hep bir gün döneceğimi düşündüm. Tabii Türkiye’ye dönmek için zeminin hazır olması gerekiyordu. Son yıllarda Türkiye’de güçlü bilimsel yatırımlar yapıldı. Çalıştığım İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi bunlardan biri. Dünya standartlarında bir araştırma merkezi. O nedenle gönül rahatlığıyla döndüm.

KANSERLE SAVAŞAN ASKERLERİ GÜÇLENDİRİYORUZ

- Ödül aldığınız immünoterapi (bağışıklık sisteminin tedavisi) araştırması hakkında bilgi alabilir miyiz?
Bağışıklık sistemimize ordumuz dersek, kansere de düşmanımız diyebiliriz. Her gün vücudumuzda minik tümörler oluşuyor ama ordumuzun askerleri, yani bağışıklık sistemi hücrelerimiz bu tümörleri büyümeden ve kansere dönüşmeden yok ediyor. Ama kanser hücreleri çok akıllı, ordumuzun askerlerini etkisiz hale getirmeyi ve onlardan kaçmayı başarıyor. Biz immünoterapiyle askerlerimizi güçlendirerek onları düşmanla savaşta etkin hale getirmeyi hedefliyoruz. Ordumuzda düşmanla savaşan değişik askeri birlikler var. Bunlardan biri makrofaj hücreleri… Makrofajlar, kanserle savaşan M1 makrofajlar ve kanseri destekleyen M2 makrofajlar olarak ikiye ayrılıyor. Kanser tabii ki M2 makrofajları seviyor. Biz ise makrofajları kanserle savaşan M1’e çevirmek üzerine çalışıyoruz.

- “Kanserden bir gün kurtulacağımıza inanıyorum” diyorsunuz?
Şu anda bildiklerimizle yarın kanserden tamamıyla kurtulmamız mümkün değil. Ama yarın ne bileceğimizi şu anda bilemiyoruz. Yarın öyle bir şey keşfedebiliriz ki kanseri ortadan kaldırabiliriz. Ben bilime ve yarın keşfedeceklerimize güveniyorum ve bir gün kanserin tarih olacağına inanıyorum.

KENDİMİZE İYİ DAVRANALIM

- Günlük yaşamımızda bize vereceğiniz tavsiyeleriniz, önerileriniz ne olur?
Bağışıklık sistemimiz bizim ordumuz. Biz nasıl hissedersek ordumuzun askerleri, yani bağışıklık sistemi hücrelerimiz de öyle hissediyor. Biz iyi hissedince enerji doluyorlar ve düşmanla iyi savaşıyorlar, biz kötü hissedince enerjileri düşüyor ve düşmana karşı savunmasız hale geliyorlar. O zaman güçlü bir bağışıklık sistemi ve sağlıklı bir yaşam için öncelikle yapmamız gereken şey ‘iyi hissetmek’ olmalı. Kendimize iyi davranalım ve stresle baş etme yöntemlerini günlük yaşamımızın bir parçası haline getirelim.

 

X