"Serhat Tezcan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Serhat Tezcan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Serhat Tezcan

Devir değişti İK da değişti

İş yaşamı ve modellerindeki değişime bağlı olarak, firmaların insan kaynağına yönelik çalışmaları da değişiyor. Hürriyet Bursa olarak bu değişimi yaşayan ve modern şekilde iş yapan kurumsal firmaların insan kaynaklarındaki işleyişleri Yeni Nesil İK yazı dizimizde siz okurlarımıza aktaracağız. İK’daki yeni uygulamalar, işe alım süreçleri, iş yerine uyum, ücret politikaları, kariyer planlamaları, çalışan mutluluğu ve motivasyonu, öne çıkaran özellikler ve sosyal sorumluluk projelerine yer vereceğiz. Aynı zamanda iş arayanlara da ufuk açmak adına firmaların bakış açılarını yansıtacağız.

Devir değişti İK da değişti

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Barış Gül, insan kaynaklarında adaleti üstte tutan ve matematiği üst düzeyde kullanan firmaların bulunduğunu kaydetti. Şirketlerin çalışanları sadece iş yapan canlı bir varlık olarak görmemeleri gerektiğini, devrin ve sistemin tamamen değiştiğini belirten Gül, “Şirketler, ‘Benim işim bu. Bu işi yapacak kişinin bu nitelikte olması lazım’ diye kriterlerini belirlerse, o kritere göre personel alımı yaparlar. İnsan kaynakları çalışanları, ‘Bordro yapmaktan, sigorta girişi-çıkışı yapmaktan, servis gelmiş mi, gelmemiş mi?’ demekten çıkmalı” dedi. Bazı firmalarda farklı durumların olabileceğini söyleyen Gül, “Bursa özelinde konuşursam, ücreti patronlar belirliyor. O zaman patronun gözünde çalışıyor gibi gözükmek burada daha fazla zam almayı sağlıyor. İnsan kaynakları ise sorumluluğu patrondan alıp; matematiği, verimi, analizleri ortaya koyuyor. O kişinin eğitimi, firmaya aidiyeti, verimliliği gibi birçok kriteri bulunuyor. Uygulamaları ile ücreti, hak edişi çok net belirleyebiliyorsunuz” dedi. İnsan kaynaklarının 1980’li yılların ortalarında büyük holdinglerle birlikte Türkiye’ye girdiğini hatırlatan PERYÖN Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Barış Gül, sonrasında da özlük ya da sosyal hakların yanı sıra insani taraflarında ele alındığını bir birim olarak öne çıktığını kaydetti. Bu birimin çalışan motivasyonunun artırılması, doğru yöne konumlandırılması, adaletli ücret alması gibi birçok unsuru içinde barındırdığını belirten Gül, uzman kişilerin bu konuda özel eğitimler aldıklarını ekledi.

İNSANA VERİLEN DEĞER GERİYE GİTTİDevir değişti İK da değişti

Şirketlerin, çalışanları sadece iş yapan canlı bir varlık olarak görmemeleri gerektiğini, devrin ve sistemin tamamen değiştiğini belirten Gül, “Şirketler, ‘Benim işim bu. Bu işi yapacak kişinin bu nitelikte olması lazım’ diye kriterlerini belirlerse, o kritere göre personel alımı yaparlar. Her belirlediği kriter, o kişinin entelektüel sermayesini ve kişinin değerini ortaya koyar. İnsan kaynakları çalışanları, ‘Bordro yapmaktan, sigorta girişi-çıkışı yapmaktan, servis gelmiş mi, gelmemiş mi?’ demekten çıkmalı. Artık insan kaynakları çalışanı gerçekten psikoloji, mühendislik, yönetim becerileri eğitimi ile daha donanımlı hale getirilip, şirketin ihtiyacı olan çalışanların bulunmasından, terfi edilmesine kadar bütün süreçleri; adalet ve güven ilkeleriyle yapmalı” diye konuştu. Türkiye’de 90’lı yılların ortalarına kadar iş yerine bağlılığın ortalama 20 yılı bulduğunu açıklayan Gül, şu an 2,5 ile 3 yıl arasında değiştiğini kaydetti. Buradaki düşüşü, çalışan beklentisinin artışı ve işyerlerinin çalışana çok fazla değer vermemesine bağlayan Gül, “Yıllar geçtikçe insana verilen değer geriye gitti. Biz, bu ülkeye gerçekten katma değeri yüksek ürün çekmek istiyorsak; parada, kıymette değerli işler almak istiyorsak; o nitelikte, o değerde, o bilgi seviyesinde çalışanların işletmelerde çalıştırılması gerekiyor” dedi.

HALA USTA ÇIRAK MANTIĞI İLE GİDİYORUZ

Teknoloji konusunda eksik kaldığımızı savunan Gül, çalışanların da bu duruma paralel ilerlediğini söyledi. Bilginin Türkiye’de eksik verildiğini ifade eden Gül, işletmelerin bu konuya çok fazla önem vermeleri gerektiğini belirterek, “Bu ülkede donanımlı insan sayısı çok az. Biz, hala usta çırak; ‘Ben, bunu yaptım. Sende bunu yap’ mantığı ile gidiyoruz. Oturup kitaptan, bilimsel bilgilerle bu işin nasıl yapılacağını öğrenmiyoruz” diye konuştu.

BİLGİ İLE OLUYOR

Türkiye’nin 2023 hedefleri için uygulanan eğitim sisteminin çok fazla oturmadığını söyleyen Gül, “Biz, ihracatta 500 milyar dolar hedefliyorsak, bunu kumaş üreterek yapamayız. Akıllı, termal kumaşlar üreterek yapabiliriz ya da otomotiv montajı yaparak değil de kendimiz üretip, bir marka yönetimi ile yapabiliriz. Bunların hepsi bilgi ile olabiliyor” şeklinde konuştu.

BAŞARI ORANI YÜZDE 10

Meslek lisesi veya uzmanlık dalından mezun olan öğrencinin bilgileri ezberlediğini ve kullanmadıkça da unuttuğunu belirten Gül, “Türkiye’de Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun sınavına giren kişilerin başarı ortalaması yüzde 10. Yani, kaynak belgesi almak için sınava giren 20 yıllık kaynak ustası, sınavı geçemiyor. Özellikle son 10 senedir endüstri meslek liselerinin eğitim kalitesi çok fazla düştü. Zaten tercih olmaktan çıktı” diye konuştu.

Devir değişti İK da değişti

ÜCRETİ PATRON BELİRLİYOR

İnsan kaynaklarında adaleti üstte tutan ve matematiği üst düzeyde kullanan firmalar bulunduğunu söyleyen Gül, bu sistemi uygulamayanların da olduğunu belirterek, “Bursa özelinde konuşursam, özellikle burada patronlar ücretleri belirliyor. O zaman patronun gözünde çalışıyor gibi gözükmek burada daha fazla zam almayı sağlıyor. İnsan kaynakları ise sorumluluğu patrondan alıp; matematiği, verimi, analizleri ortaya koyuyor. O kişinin eğitimi, firmaya aidiyeti, verimliliği gibi birçok kriteri bulunuyor. Uygulamaları ile ücreti, hak edişi çok net belirleyebiliyorsunuz” şeklinde konuştu.

YAPAY ZEKA DEVREYE GİRECEK

İnsan kaynakları alanında da kabuk değişimi olduğuna işaret eden Gül, “İşe alma konusunda teknikler değişti. İşin içine psikoloji, sosyoloji girmeye başladı. Matematik daha fazla giriyor. Psikoteknik testlerden, kişilik envanterlerine, birebir çok derin mülakatlardan, doğru işlere, doğru kişileri almaya devam ediyoruz. Artık teknoloji de devreye gidiyor. Yapay zeka çok kısa zaman sonra devreye girecek” dedi.

BEN BU İŞİ YAPAMAM DİYEN ÇOK FAZLA

Kadın çalışan sayısının artırılmasına dönük şirketlerde çeşitli çalışmalar bulunduğunu hatırlatan Gül, “STK’larda bunun üzerine gidiyor. Peryön olarak biz de üstüne gidiyoruz. Kadın istihdamının artırılması konusunda eğitimler veriyoruz. Ancak burada kadının da çalışmak istemesi gerekiyor. Ben bunu yapamam diyen kadın sayısı çok fazla” diye konuştu.

KADINLAR BAŞVURMUYOR

Kadınların iş yaşamına katılması konusunda hala bazı eksik bakış açılarının bulunduğuna dikkat çeken Gül, “Kadınlar, hep beyaz yakada çalışacak gibi düşünüyorlar. Eğitim seviyesi daha altta olan kadınlar da var. İşletmelerin orda da desteğe ihtiyacı var. Bugün işletmeler, ‘CNC operatörü alacağım. Yarısını kadın alayım’ diyorlar. Çalıştıracak personel bulmakta zorluk çekiyor. Kadınlar başvurmuyor. Önce oradaki bilinci değiştirip, ikna etmemiz lazım. Kocası, ailesi, kültürü, mahallesi her şey etken… ‘Kadın çalışmaz, evinde oturur’, ‘Çocuğuna bakar’ düşüncesi hala çok yerde hakim. Bizlerin işyerlerinde kadın başvurusunu bekleyeceğimize o mahallelere gidip, o kültürü değiştirmemiz lazım. Bu, kısa vadede olacak bir şey değil” şeklinde konuştu.

Devir değişti İK da değişti

EĞİTİME ÖNEM VERMEMİZ GEREKİYOR

Türkiye’de ara kademe personel konusunda büyük sıkıntı yaşandığını ve bu durumun tehlike olma yolunda ilerlediğini vurgulayan Gül, “Hayat akışımız, yaşantımız, düzenimiz değişti. Ara kademe personelin harcama rakamları değişti. Tulum giyip, fabrikada çalışmak istemiyor. Bu ülke üretmeden refaha ulaşamayacak. Biz, üretim tarafını kaybetmeye başladık. Öncelikli eğitime önem vermemiz gerekiyor” dedi.

KİMSE ALDIĞI EĞİTİMİN İŞİNİ YAPMIYOR

Türkiye’nin işsizlik rakamlarına nazaran Bursa’nın biraz daha avantajlı olduğunu söyleyen Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşkur’un 5 ay önce açıkladığı bir rakam vardı. 80 bin iş gücü talebi olduğu, biraz üzerinde de işsizliğin bulunduğunu söylenmişti. Bu, ‘Bursa’da 80 bin rakamında personel alınacak, bir o kadar da işsiz var’ demektir. İş var. Aranan nitelikler belli. İş arayan kişilerin özellikleri ile örtüşmüyor. Genç işsizlikte de aynı. Çünkü bizde, ‘Ben şu mesleğe sahibim’ demek için bir okul mezunu olmaya, eğitim almaya gerek yok. Sokağa çıkın, ‘Simit ustasıyım’ diyerek, simitçide iş bulabilirsiniz. O seviyeye geldik. Mesleki eğitim yok. Üniversite mezunları, üniversiteden mesleğini alıp, mezun olmuyorlar.”

MESLEK EĞİTİMİ VERİLMELİ

Gül sözlerini şöyle sürdürdü: İşletme, makine mühendisi aramıyor. İşletme, Ar-Ge mühendisi arıyor. Biz, nerdeyse iktisat mezununu Ar-Ge’ye işe alıyoruz. Üniversitelerde mutlaka meslek eğitimleri verilmeli. Avrupa’da ilk iki sene bütün mühendisler, üniversiteye sınavsız giriyor. İki seneden sonra başarı puanına göre orada bölüm seçiyor. Hadi biz sınavla alıyoruz ama en azından 3’üncü sınıftan itibaren bir meslek seçmeye yönlendirelim. Örneğin makine mühendislerinin yapabileceği meslekler neler? İşletme mezunlarının yapabileceği meslekler neler? Bunları çıkaralım. Uzmanlaşma ile 4’üncü sınıfı bitirdiğinizde ‘Ben üretim mühendisiyim’, ‘Kalite mezunuyum’, ‘Ar-Ge mühendisiyim’, ‘Muhasebeciyim’ diyerek, mezun olabilirsiniz. Bugün endüstri mühendisi finans yapıyor. Finans eğitimi alanlar, otel işletiyor. Otelcilik mezunları başka bir iş yapıyor. Genelde kimse aldığı eğitimin işini yapmıyor.

İŞE GİRDİKTEN SONRA İNCELİKLERİNİ ÖĞRENİYORUZ

Türkiye’de yaklaşık 6 bin meslek bulunduğuna işaret eden Gül, bu sayının Almanya’da 20 bin ile 25 bin, ABD’de 60 bin aralığında olduğunu kaydetti. Arada büyük fark bulunduğunu dile getiren Gül, “İnsanlar orada mesleğini, bilerek yapıyorlar. Biz, işe girdikten sonra işin inceliklerini öğreniyoruz o da bilimsel olarak değil” dedi.

X