Bu kafayla kül oluruz

 GEÇEN hafta ayda bir kaç kez gidip geldiğim bir bölgede İzmir’in tarihindeki en büyük orman yangınlarından biri yaşandı. Kendi payıma her gidişimde İzmir’in merkezine sadece 35 - 40 dakika uzaklıkta böylesine güzel bir bölgenin olduğuna şaşıp kalırım.

Haberin Devamı

Yüksek dağları, dik yamaçları, yemyeşil bitki örtüsüyle Avusturya Alplerinden farksız bir görünümü olan bu bölge asırlık kızılçam ve meşe ağaçlarıyla doludur.
Özellikle Kızılçam, sıcak ve kurak iklime dayanıklı olduğu için Ege’nin önde gelen bir ağaç türüdür. Kozalaklardan toprağa düşen tohumların önce fide, sonra fidan, daha da sonra genç bir ağaç haline gelebilmesi için bile en az 25 - 30 yıl geçmesi gerekir. Ama örneğin mobilya sektöründe kullanılabilecek 25 - 30 metre yüksekliğinde 1 – 2 metre kalınlığında bir çam ağacı olgunluğuna kavuşması için yarım asırdan fazla zaman gerek.


EN AZ 200 BİN AĞAÇ YANDI
Bölge köylüleri, Menderes üzerinden Seferihisar’a doğru yayılan yangının yolu üzerinde bulunan ormanın 150 - 200 yaşında çok eski ve yüksek ağaçlarla kaplı olduğunu söylüyor. Bir hektarlık alanda ortalama 300 ile 400 çam ağacı olduğu hesaplanıyor. Bu durumda 500 hektar olduğu belirtilen alanda 150 ile 200 bin ağacın yandığını söyleyebiliriz. Eğer yanan alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in iddia ettiği gibi 5 bin hektar ise o zaman 1.5 - 2 milyon adet ağacın yanmasından söz ediyoruz, ki bu korkunç bir rakam...
Çam ağacı toz tuttuğu için havayı en iyi temizleyen ağaç türlerinden biri. Bir hektar çam ormanının yılda 30 ton toz tuttuğu hesap ediliyor. Bu durumda 500 hektarlık alanı yanan İzmir, yılda 15 bin ton tozunu yutup oksijen olarak veren müthiş bir orman varlığını kaybetmiş oldu.

Haberin Devamı


MANGAL YAKAN, YANSIN
Yangınların nedenleriyle ilgili yazılan senaryoların hepsi bir yana, kendi payıma yangının piknik ateşinden çıkmasını en yüksek olasılık olarak görüyorum. Birkaç hafta önce bir TV programında itfaiye yetkilisi, yangınların yüzde 80 ile 90’ının hafta sonları çıktığını, bunun da insanların mangal yakma sevdasından kaynaklandığını söylüyordu. Son büyük yangın da hafta sonu Limontepe yakınlarındaki ormanlık alanda başladığı için büyük bir olasılıkla piknik ateşiydi. Sonra saatteki hızı 70 kilometreye kadar çıkan rüzgarla Karabağlar, Menderes ve Seferihisar ormanlarını yakıp kül etmesi hiç şaşırtıcı değil...
Yangının en büyük sebeplerinden biri piknik ateşi olduğuna göre, mangal yakılmasının kesinlikle yasaklanması gerek... Yakanlara da “Yandım Allah” diye bağırtacak kadar ağır cezalar kesilmeli ki, bir daha kimse mangalla pikniğe gidemesin. İstanbul’da hafta sonları kıyılar binlerce mangal dumanından ve kokudan durulamaz hale gelince Florya, Yeşilköy gibi yerlerde yasak geldi. Verilen cezalar etkili olmalı ki, bir anda mangallar yok oldu.
Tabii, bir de yangına müdahaledeki yöntemlerle ilgili yoğun tartışmalar var. Her biri en az bir insan ömrüne bedel bu ağaçlar siyasi tartışmalara alet edilemeyecek kadar değerli varlıklar. O nedenle bu konuyla ilgili her şey kamuoyunun zihninde soru işaretleri kalmayacak şekilde şeffaflaştırılmalı. Eğer, hata varsa ders alınmalı. Böyle büyük bir yangından sonra bile hataları düzeltecek adımlar atılamazsa hep birlikte yavaş, yavaş kül olup gideriz.

Yazarın Tüm Yazıları