ABD’nin Dedeağaç üzerinden Türkiye’yi baypas etme stratejisi

Türk kamuoyunda Dedeğaç’ın Amerikan askeri stratejisi içindeki yeni konumunun fark edilmesi, ABD’nin özellikle 2021 yılı başından itibaren Türk-Yunan sınırına kuş uçuşu 25 kilometre uzaklıktaki bu yerleşimde bulunan liman üzerinden yapmaya başladığı büyük askeri yığınak üzerine oldu.

Haberin Devamı

Başlangıçta çıkan haberlere bakılırsa, yığınak NATO’nun her yıl Avrupa’nın merkez cephesine odaklanan “Defender” tatbikatının senaryosu çerçevesinde getirilen askeri malzemeyle ilgiliydi. Söz konusu askeri araçlar buradan NATO müttefikleri Romanya, Bulgaristan ve ayrıca Orta Avrupa’daki NATO ülkelerine de kaydırılacaktı.

Sonradan, devam eden sevkiyatın aynı zamanda ABD’nin Yunanistan’a hibe olarak verdiği zırhlı araçlar ve helikopterleri de kapsadığı anlaşıldı.

Sonuçta iki işlevi de üstlenmiş görünüyor bu liman. Gelinen noktada, Dedeağaç’ın ABD-Yunan ikili askeri işbirliği çerçevesindeki öneminin yanı sıra, hem ABD’nin askeri planlamacıları hem de NATO açısından stratejik bir sıçrama noktası olarak görüldüğünü söyleyebiliriz.

Dedeağaç’tan yansıyan görüntüler, tabii zihinlerde şu sorunun da yerleşmesine yol açtı. Geçmişte NATO’nun güneydoğu kanadı denildiğinde akla ilk gelen NATO müttefiki Türkiye olurken, artık bu konumun adaylığı Yunanistan’a mı geçiyordu?

Haberin Devamı

BEŞ YILLIK ÜS ANLAŞMASI

Dedeağaç, son dönemde ABD ile Yunanistan arasında gözlenen yakınlaşmanın en önemli sembollerinden biri olarak nitelenebilir.

ABD ile Yunanistan arasında 1990 tarihli savunma işbirliği anlaşmasının kapsamı 5 Ekim 2019 tarihinde imzalanan bir protokolle genişletilmiş, böylelikle ABD’ye Yunanistan’da bir dizi yeni askeri kolaylık sağlanmıştır.

Bu adımların Harvard mezunu Yeni Demokrasi Partisi Lideri Kriyakos Miçotakis’in 8 Temmuz 2019 tarihinde başbakanlığı üstlenmesinin hemen sonrasında atıldığını da hatırlamalıyız.

Söz konusu protokol metni incelendiğinde, ABD’nin Larissa ve Stefanovikio’daki hava üslerini kullanabileceği, keza Girit’te Suda hava üssündeki faaliyetlerinin alanının genişletileceği belirtiliyor. Protokolde ABD’nin Dedeağaç limanından yararlanmasına ilişkin düzenlemeler de yer alıyor, bu ülkeye “öncelikli statü” tanınacağı kaydediliyor.

İki ülke arasındaki askeri işbirliği bu protokol sonrasında kapsamı genişleyerek hızlı bir ilerleme kaydetmiştir. Ardından 1990 tarihli savunma anlaşmasını güncelleyerek beş yıllığına uzatan bir mutabakat, 14 Ekim 2021 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias arasında Washington D.C.’de imzalanmıştır.

Haberin Devamı

MİÇOTAKİS’TEN ABD’YE AÇIK ÇEK

Aslında detaya girmeden altı çizilecek temel bir tespit, Yunanistan’daki Miçotakis hükümetinin işbaşı yapar yapmaz ABD’ye kendisinden talep ettiği ya da edebileceği askeri imkânlar bakımından bir “açık çek” vermiş olduğudur. ABD de bu fırsattan yararlanarak Doğu Akdeniz’de ve Avrupa’nın güneydoğusunda askeri açıdan son derece geniş bir hareket serbestisi kazanmıştır.

Miçotakis hükümeti, tabii bu açık çeki pek çok alanda kendisine dönük kazanımlara çevirmektedir. Yunanistan’ın ABD’den herhangi bir pürüz yaşamadan ilk partide 20 kadar F-35 uçağı siparişi vermesi, bu arada Yunan Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki 83 F-16 uçağının modernizasyonunun başlamış olması askeri alandaki gelişmelere örnek gösterilebilir.

Haberin Devamı

Kayda değer bir durum, ABD’nin Yunanistan’a önemli boyutta silah yardımında bulunmakta oluşudur. Hibe edilen askeri malzeme arasında 70 adet küçük boyutlu Kiowa Warrior tipi askeri helikopter ile 1.200 adet M-1117 zırhlı personel taşıyıcı sayılabilir. Bu zırhlı araçların bir bölümünün uluslararası antlaşmalara aykırı olarak silahlandırılan bazı Yunan adalarına konuşlandırılmakta olduğu yakın zamanda görüntüleriyle Türk basınına da yansımıştır.

Çok özet olarak aktardığımız bütün bu gelişmeler son üç yıl içinde ABD ile Yunanistan arasındaki askeri işbirliğinin ne kadar büyük bir sıçrama yaptığını göstermek bakımından fikir verici olmalıdır.

ATİNA İLE YAKINLAŞMA ANKARA İLE UZAKLAŞMA

Haberin Devamı

ABD ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin yükselmesi, eşzamanlı ve ters orantılı olarak Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin düzenli bir şekilde gerilediği bir döneme denk gelmektedir.

ABD’nin Suriye’de PKK uzantısı YPG ile askeri ittifak kurması, ardından FETÖ’nün 2016’daki darbe girişimi sonrasında Fetullah Gülen’in ABD’de himaye görmeye devam etmesi gibi faktörler, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri Ankara cephesinde zaten büyük bir sıkıntıya sokmuştu. Bu olumsuzluklara 2019 yılında bu kez Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri almasının yol açtığı şiddetli sarsıntı eklenmiştir.

S-400’lerin 2019 yılı içinde tesliminin başlamasının ABD ile ilişkilerdeki ilk maliyeti, Türkiye’nin ABD ile ortak F-35 savaş uçağı üretim programından çıkarılması, ardından bu nedenle CAATSA yaptırımlarına maruz kalması olmuştur.

Haberin Devamı

Bu noktada kritik bir tarihe dikkat çekelim. Yunanistan’ın ABD’ye yeni askeri kolaylıklar sağladığı ek protokolün tarihi 5 Ekim 2019’dur. Bu mutabakat S-400’lerin aynı yıl ağustos ayında Ankara’ya gelişinin hemen sonrasına rastlıyor.

Burada Türkiye ile ABD arasında esen soğuk rüzgârları gören Miçotakis hükümetinin, bu durumu süratle kendi lehine kazanımlara tahvil etme yönünde bir stratejiye yöneldiğini söylemek mümkündür.

DEDEAĞAÇ KARADENİZ’E GİRİŞ KAPISI

Peki, ABD ne yapmaya çalışıyor? Bu soruya bazı ABD’li yetkililerin, şahsiyetlerin açıklamaları üzerinden yanıt bulmaya çalışalım.

Önce ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın 14 Ekim 2021 tarihinde güncellenmiş üs anlaşmasını imzaladıktan sonra yaptığı açıklamaya bakalım. Blinken, bu açıklamasında anlaşmanın ikili açıdan önemini belirtmekle birlikte, mutabakatın ABD ve Yunanistan’ın “Güvenlik ve istikrarı Doğu Akdeniz ve ötesinde ileri götürmelerini” mümkün kılacağını söylüyor.

Burada ABD açısından Doğu Akdeniz’in de ötesine geçen bir stratejik perspektif vurgusu var.

Keza ABD’nin bir önceki Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt’ın 7 Aralık 2021 tarihinde yaptığı bir konuşmaya da dikkat çekmeliyiz. Bu hitabında şöyle diyor büyükelçi:

“Bu limanın geliştirilmesi, ittifakımız açısından Batı Balkanlar, Doğu Avrupa ve Karadeniz’e doğru kilit bir giriş kapısı sağlamaktadır. Bunu yaparken NATO’nun caydırma ve savunma yönündeki çabalarını da güçlendirmektedir.”

Görüleceği gibi, Dedeağaç, ABD’nin askeri stratejisinde Doğu Avrupa, Balkanlar ve Karadeniz’e çıkışını sağlayan ana terminal haline gelmiştir.

TÜRKİYE ABD’YE STRATEJİK ENGEL Mİ?

Bu açıklamalarda Türkiye’ye ismen herhangi bir atıf yoktur. O atfı açıkça yapan ise geçen hafta sonunda Yunanistan’ı ziyaret eden, ABD’nin 2016-2019 yılları arasında Afganistan ve Ortadoğu’dan da sorumlu Merkezi Komutanlığı’nın (Central Command) eski komutanı emekli orgeneral Joseph Votel olmuştur.

Güvenlik alanında kar amacı gütmeden çalışan vakıf benzeri bir kuruluşun başında bulunan Votel, hafta sonunda Dedeağaç Limanı’nda yaptığı incelemelerden sonra Katimerini gazetesine verdiği mülakatta şöyle konuşuyor:

“Dedeağaç’ın değeri, ABD ve Yunanistan’ın hayati güvenlik çıkarları paylaştıklarını göstermesidir. Bu limandaki güçlü işbirliği kısmen bu duruma karşılık veriyor. Sadece ikili işbirliğimizi iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bütün NATO ittifakı için eşsiz bir kapasite ve esneklik sağlıyor. Dedeağaç’ın uzun dönemli ilişkimizi kesinlikle daha önemli ve stratejik bir konuma çektiği kanaatindeyim.”

Yunan gazeteci, Dedeağaç’taki işbirliğinin Türkiye açısından sonuçlarına ilişkin bir soru yöneltiyor. Votel’in en çarpıcı yanıtı burada geliyor:

“Dedeağaç, Türkiye’nin, NATO’nun Doğu Avrupa’da yükselmekte olan Rus tehdidine karşı vereceği karşılığı sınırlayabilecek kararlarının üstesinden gelinmesini mümkün kılacak bir yaklaşım sağlıyor. ABD’nin, diğer ülkeler gibi, Türkiye ile kompleks bir ilişkisi var. Ve burada Dedeağaç, ulusal çıkarlarımız ve NATO’nun çıkarları açısından stratejik bir engeli (strategic obstacle) ortadan kaldırmaktadır. Türkiye’nin ulusal güvenlik hedeflerini ölçmek ve hesaba katmak, ABD’nin karar vericileri açısından yeni bir durum değildir.”

Votel’in sözleri, ABD’nin Türkiye üzerinden sağlayamayacağı askeri imkânları, yetenekleri Yunanistan’daki Dedeağaç üzerinden telafi edebileceği mesajını taşıyor.

Bu girişten sonra yarın ABD’nin Türkiye ile Yunanistan karşısındaki tutumuna biraz daha yakından bakmaya çalışalım.

Yazarın Tüm Yazıları