"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Sorun cevaplayalım

Kliniğimizde genel sağlık değerlendirmelerimiz sırasında pek çok soru ile karşılaşıyoruz. Verdiğimiz cevapların önemli bir bölümü herkesi ilgilendiren içerikte. Bugün, çalışma arkadaşım Dr. Evren Altınel’in hazırladığı, aydınlatıcı olacağı kanaatinde olduğum beş cevabı sizlerle paylaşmak istiyorum.

DÜŞÜK KARBONHİDRAT MI DÜŞÜK YAĞ MI
Kilo fazlası ve neden olduğu sağlık sorunlarından kurtulmak için önerilen diyet programlarının bazıları düşük karbonhidrat bazıları da düşük yağ içerikleri ile öne çıkıyor. Her iki grubun da savunucuları var. Hekimler, beslenme uzmanları ve uygulayan ve olumlu sonuç alan olgular izledikleri yöntemi neden yeğlediklerinin altını ısrarla çiziyorlar.
Geçtiğimiz günlerde JAMA (Amerikan Tıp Birliği’nin dergisi, Journal of American Medical Association) dergisinde yayımlanan bir makale yıllardır süregelen tartışmaya son noktayı koyacağa benziyor. Ontario McMaster Üniversitesi’nden Prof. Bradley Johnston’un yönetimindeki ekip 48 ayrı bilimsel çalışmaya katılmış toplam 7286 kişinin verilerini bir araya getirmişler.
Araştırmalara katılan olguların kimi düşük karbonhidrat, kimi de düşük yağ içeren diyet programlarını uygulamış. Bu programların birçoğu dünya çapında üne kavuşmuş şanlı şöhretli diyetler... Araştırmacılar, olguların diyete başlarken ve biterken ölçülen BKİ (beden kitle indeksi) veya vücut ağırlığı kayıtları toplamışlar. Altı ay sonunda her iki grupta da ortalama kilo kaybının yaklaşık 9 Kg olduğu saptamışlar.
Sonuç olarak, diyetler arasında –ister düşük karbonhidrat, ister düşük yağ içersin- çok büyük farklar olmadığı gözlenerek, kilo yönetiminde başarıya giden yolun programın kişiselleştirilmesinden, mutlaka fiziksel aktivite ile birlikte uygulanmasından ve gereğinde davranışsal destek çalışmalarının eklenmesinden geçtiği bildirilmiştir.

DİYET YAPMAK YORAR MI
Eğer,
* Ana ve ara öğünleriniz sağlık durumunuza, gündelik yaşantınıza göre ayarlanmadıysa, uzun süre aç kalıyorsanız;
* Kahvaltılarınızda birinci sınıf proteinleri (yumurta, süt ürünleri...) ve lif oranı yüksek karbonhidratları (tam tahıl ekmeği, yeşillikler...)yeterince tüketmiyorsanız;
* Sebze ve meyve seçerken çok seçici davranıp “tek tip” ya da “tek renk” ile sınırlı kalıyorsanız;
* En zengin demir kaynağı olan kırmızı etten kaçınıyorsanız (vejetaryenseniz önlem almalısınız);
* Karbonhidrattan çok yoksul besleniyorsanız, vücudunuzu ana enerji kaynağından (bol lif içeren kompleks karbonhidratlardan) uzak tutuyorsanız, diyet yaparken kendinizi yorgun hissettiğiniz zamanlar olacaktır.
Önerimiz dengeli, nitelikli, uygulanabilir ve sürdürülebilir beslenme düzenini bir diyet uzmanından alacağınız bilgiler doğrultusunda yaşantınıza yerleştirmenizdir.

KIRIŞMAYI NASIL ENGELLEYEBİLİRİM
Dünyada kırışıklıklarını dert etmiş yüzbinlerce hanımdan biri olmadan önce aşağıdaki önlemleri almanızı öneririz. Bu sayede kırışıklıkların gelmesini, yerleşmesini, derinleşmesini ve sizi estetisyen ofislerine, plastik cerrah muayenehanelerine yöneltmesini engelleyemeseniz de en azından bir süreliğine ötelemiş olursunuz.
Elbette bu öneriler mucize yaratamaz. Ama bedeninizin toksinlerden uzak kalmasını, var olanlardan da belirli oranda kurtulmasını sağlar. Bu önerileri her an, her yerde, herkesin –kadın, erkek, çocuk, yaşlı- sağlığını korumak için uygulamasında yarar vardır:
* Sağlık deyince liste dengeli beslenme ile başlıyor! Bol bol su için. Kahve, alkol, doymuş yağ oranı da basit karbonhidrat içeriği de yüksek gıdalardan uzak durun. Lifli beslenin. Lif alımınız günde 30 gramın altına düşmesin. Meyve ve sebze tüketiminiz taze, mevsimine uygun, mümkünse çiğ ve kabuklarıyla birlikte olsun.
* Sigarayı bırakın. Bırakamıyorsanız en azından günde 1-2 adet içerek “keyif dozu”na indirin.
* Güneşlenme zamanınızı ve sürenizi iyi ayarlayın. Olabildiğince kısa süre güneşlenin ve cildi bronzlaştırıcı kozmetiklerden uzak durun.
* Mutlaka her gün egzersiz yapın. Dışarıda, koşullar uygu değilse içeride ama müzik eşliğinde olmasını tercih edin. Haftada 4-6 saatinizi fiziksel aktiviteye ayırın.
* Stresin sizi yönetmesine izin vermeyin. Siz ona hükmedin. Nefes ve gevşeme egzersizleri yapın.
* Uykunuzdan ödün vermeyin.

CoQ10 İLAÇLARIMI ETKİLER Mİ
Koenzim Q 10 ya da kısaca CoQ10 hücrelerimiz için vazgeçilmez bir maddedir. Hücrede, enerji üretiminden antioksidan korumaya kadar pek çok alanda kullanılıyor. CoQ10’nun güçlü bir antioksidan kapasitesi de var. Hücreleri paslandıran ve yaşlandıran oksitleyici serbest radikallerin zararlarını azaltıyor. CoQ10 düzenli olarak kullanıldığında kan basıncının ayarlanmasını kolaylaştırıyor. Tabiî ki bu maddenin tansiyon ilaçlarının yerini tutması söz konusu değil ama besin desteği olarak bu maddeyi kullananlarda kan basıncının ayarı kolaylaşıyor.
Diğer taraftan bu desteği düzenli olarak kullananlarda diş eti hastalıklarına daha az rastlandığı, beyin fonksiyonlarının daha iyi korunduğu, bunama ihtimalinin azaldığı ileri sürülüyor. İlerlemiş kalp yetmezliği durumunda bu desteğin yararlı olabileceği düşünülüyor.
Ağız yoluyla veya cilde dışarıdan CoQ10 uygulamasının cilt yaşlanması ile ilgili belirtileri azaltabileceğinin anlaşılması cilt kremi üreticilerinin bu maddeye ilgisi arttırmıştır. CoQ10’un ağız yoluyla alındığında da cilde faydalı olabileceğini gösteren bulgular var.
CoQ10’un oluşumu için kolesterol üretim yolundan faydalanılıyor. Kolesterolü azaltan ilaçlar (statinler) kullanıldığında, yani karaciğerde kolesterol yapımı ilaçlarla engellendiğinde vücuttaki CoQ10 miktarı da azalıyor.
Genel kanaat kolesterolü düşürmek için statin kullananlarda CoQ10 miktarının azaldığı ve bu nedenle statin kullananlarda ortaya çıkan kas ağrıları, yorgunluk ve kas hastalıklarının bundan kaynaklandığını ileri sürülüyor. Sonuç olarak statin kullananlara destek olarak CoQ10 kullanmaları öneriliyor.
CoQ10’un vücutta birçok önemli role sahip olduğu şüphesizdir. Ama alırken de dikkatli olmakta fayda var, çünkü bazı durumlarda diğer ilaçların etkisini azaltabilir veya arttırabilir. Diyabet veya bozulmuş glükoz toleransı olan, kan şekeri yükselmeleri yaşayan ve bunu kontrol altında tutmak amacıyla ilaç kullananların CoQ10 kullanırken dikkatli olmalarında yarar var.
Kan şekerini düşürmeye katkısı olan bu desteği doktor kontrolünde kullanmalılar. Ayrıca aspirin ve warfarin gibi kan sulandırıcı ilaçları kullananların CoQ10’in de kan sulandırıcı etkisi nedeniyle doz ayarlamasını doktor gözetiminde yapmaları gerekir.

X