Yeni nesil yazlıkçılar

Hiç öyle çocukluk yazlarıma dair bol karpuz kesmeli ve çekirdek çitlemeli yazlıkçı anılarım filan yok. Çünkü yazlığımız olmadı.

Haberin Devamı

Tabii ki drama yapmıyorum. Ama bir yandan iyi ki olmamış.
Nitekim yazlıkçı hayatı bana göre değil.
Tüm yaz tek bir yere saplanıp kalmak ve yazın geçmesini beklemek hâlâ sıkıcı geliyor.
Yazlıkçının gündemi de öyle.
Nedir yazlıkçı gündemi? Genel olarak şu çizgide gelişen bir kısırdöngü:
∆ Dün sabah deniz çarşaf gibiydi, bugün dalga çıktı.
∆ Bir hafta önce deniz çok soğuktu, şimdi çok sıcak.
∆ Bugün hiç esmiyor sanki, dün ne güzel esiyordu.
∆ Çok kalabalıklaştı buralar, evden çıkılmaz.
Ve fakat, tüm bu kıl söylenmelerime inat, geçtiğimiz günlerde kendimi yeni nesil bir yazlıkçı evinde buldum.
Canımız ciğerimiz bir arkadaşımız (sağ olsun) bu yaz Alaçatı’da sezonluk ev tuttu.
Tüm arkadaş kümeleri bir bir düşüyor yazlığına.
Düşenlerden biri de ben oldum tabii. Ve baktım ki yeni nesil yazlıkçılık başka bir şeymiş. Eskilerin karpuzlu-çekirdekli yazlıkçılığı bin ışık yılı geride kalmış.
Yeni nesil yazlıkçılık neden farklı?
∆ Çünkü pek evde kalınmıyor!
∆ Sadece sabahları (pardon, aslında öğlenleri) hep beraber kahvaltı ediliyor. O kahvaltıların olmazsa olmazı ise prosecco.
∆ Gecenin bir yarısı karpuz yerine kumru siparişi verilip ertesi sabah buna hep pişman olunuyor.
∆ Bazen herkes kafasına göre hareket ediyor. Böylece kimsenin kimseyi aynı evde görmediği zamanlar bile oluyor.
Kısacası: Yeni nesil yazlıkçılık çok özgür çok eğlenceliymiş, pek sevdim.

Haberin Devamı

Bir keşif: Zay’a

Yazlıkçılık günlerimde gittiğim bir plaj var, Çeşme’nin Altınkum tarafındaki Zay’a Beach.
Hem rahat, kasmayan bir plaj Zay’a hem de denizi nefis (ve buz). Ayrıca eli yüzü düzgün bir işletme.
Bazı geceler plaja masa atıp özel geceler de yapıyorlar.
Ben mesela tam da dolunay gecesi
yapılan
etkinliklerden birine denk geldim.
Hem ambiyans hoştu hem de Türkçe müziklerle eğlendik.
Zay’a’nın arka tarafında bilgisayardan çalışanlar için ayrı bir alanı da var.
Bir de lavanta bahçelerine bakan 10 adet bungalov tipi odası...

Kriter ‘kaos’ olsaydı bir numaraydık

Listeler şahane bir medya numarasıdır. Her daim iş görür, ilgi çeker.
“Dünyanın en yaşanabilir şehirleri” listesi de onlardan biridir.
Monocle dergisi başta olmak üzere birçok yayın bu tür listeler yayınlar.
Son liste ise The Economist çatısı altındaki Economist Intelligence Unit’e ait. “Avrupa’nın en yaşanabilir şehirleri listesi”nde İstanbul sondan ikinci olmuş.
En sonda kim var? Savaştaki Ukrayna’nın başkenti Kiev.
Üzülecek bir durum yok tabii. Bir yanıyla acı gerçek. İstanbul her şeye rağmen güzel filan ama, yaşaması zor. Hatta son iki-üç yıldır daha da zorlaştı, kabul edelim.
Zaten bugüne kadar hiçbir “yaşanabilir şehir listesine” İstanbul’un
girmişliği yok.
Biz bu şehrin kaosuna garip bir şekilde meftun oluyoruz ama, “yaşanabilirlik” kıstaslarında da “kaos” kriteri yok maalesef.
Hep ondan
kaybediyoruz, hep!

Yazarın Tüm Yazıları