İletişim fakültesinde ders diye okutulmalı

Disney Plus’ın Türkiye hikâyesi iletişim fakültelerinde ders olarak okutulsa yeridir.

Haberin Devamı

Nerede ne hata yapıldı, tam olarak ne oldu bitti diye...
Disney Plus önce büyük bütçelerle dizi sektörüne girip popüler oyuncuları kendine çekti.
Bütçe çıtasını yükseltince sektördeki dengeler iyice altüst oldu.
Ardından
görkemli bir açılış partisi yaptı.
O partinin ardından Tarkan başta olmak üzere popüler figürlerle peş peşe reklam filmleri çekip yayınladı.
Şahan Gökbakar ve Ata Demirer’in yeni filmleri bu platformda yayınlandı, sinemada gösterime girmedi.
Gülse Birsel’in “Yılbaşı Gecesi” filmi de çok konuşulan bir diğer popüler yerli yapım oldu.
Tüm bu çılgın Lale Devri’nin ardından olaylar bir anda karanlığa büründü.
Maliyetlerin fazla olduğu gerekçesiyle yerli içeriklerin hepsi bir anda kaldırıldı, çekimi bitmiş olanlar ortada kaldı.
Yerli dizi sektörü haliyle şoka girdi.
Bir tek “Atatürk” dizisine dokunulmamıştı.
Onun da platformda dizi olarak değil, sadece Türkiye’de sinemalarda gösterime göreceği açıklanınca bu kez kıyamet koptu.
Şimdi konuşulan şu: Uluslararası bir platform bu kadar peş peşe hatayı nasıl yaptı, yapabildi?

Haberin Devamı

Her şeyi unutup koşa koşa gideriz

Bir başka mesele:
“Atatürk” dizisini yayından kaldıran Disney Plus’a “Hadi çık Türkiye’den”
diye efelenip anlık kuru gürültü yapmak ya da üyeliğini iptal ettirdiğini gururla söylemek de, maalesef bizim bir yere varamayan protesto anlayışlarımızdan biri.
Oysa sinema filmi olarak gösterime girdiğinde herkes
her şeyi unutup
koşa koşa izlemeye gidecek ve “Aras Bulut İynemli’den Atatürk olmuş mu yoksa olamamış mı?” meselesini konuşacak.

Nilperi Şahinkaya’nın iki paylaşımı

PAYLAŞIM 1

Nilperi Şahinkaya’nın önce bir videosunu gördüm. Bir eşyasını kaybedince yaptığı bir ritüel varmış, herkese iştahla onu tavsiye ediyordu:
“Bir kapının arkasına geçip şöyle diyorsunuz: İbrahim Ethem Dede, gömleği keten dede, eğer aradığımı bulursan otuz göbek atam dede.”
Gerçekten ciddi mi yoksa dalga mı geçiyor diye düşündüm.
Tekrar tekrar izledim.
Belki de İbrahim Ethem Dede diye bir marka var, onun tanıtımı yapılıyor dedim. Ama yok, Şahinkaya gayet ciddiydi.
Ne diyeyim, kendisiyle çalışan yapımcılara Ethem sabrı dilemekten başka çaremiz yok.

PAYLAŞIM 2

Şahinkaya’nın topa tutulduğu esas paylaşımı ise Cem Garipoğlu’nun kız kardeşiyle verdiği fotoğraf.
Şahinkaya durumu hemen açıklamış, “Arkadaşımın arkadaşı olarak yemeğe geldi, tanımıyordum bile” diye. Bu olayda kendisine hak verdim. Yeni tanıştığımız insanların tüm hayat hikâyesini anında nasıl bilebiliriz ki?
Ayrıca bir başka etik mesele:
Bir insan bir yakınının işlediği suçtan dolayı sorumlu tutulabilir mi?

Yazarın Tüm Yazıları