Gizemli bir danışman

Görünürde alanının en iyisi gibi görünen, ama aslında batmakta olan bir şirket.

Haberin Devamı

Bir gün bu şirkete yönetimi tamamen ele geçiren gizemli bir danışman gelir.
Danışman her haliyle acımasız ve tuhaftır.
Şirkettekilerin ne üretip sattığını bile bilmemektedir.
Danışman için ürünün ne olduğu çok da önemli değildir.
Onun inandığı esas şey, insan doğasıdır.
Şirketteki çalışanlara bakar, onların davranışlarını gözlemler ve oyunu başlatır!
Bu yılın en yeni dizilerinden biri olan “The Consultant”ın hikâyesi böyle başlıyor.
Christoph Waltz’un şeytani çekicilikteki oyunculuğuyla daha da sürükleyici olan dizide kara mizah tadında, yeni nesil şirketleri eleştiren sahneler var (bundan sonrası ipucu içerir).
Onlardan biri şöyle:
Danışman der ki, artık şirket içinde ayakkabı yasak, ayakkabılarınızı şirkete girerken çıkarın.
Hem ayakkabı neymiş, yalın ayak çalışmak çok daha şahane değil mi? Der.
Tüm çalışanlar bu teklife uyar. Herkes ofis içinde ayakkabısız dolaşmaya başlar.

ÇÜRÜK BU, ATIN!

Bir başka sahne:
Danışman ofis içinde çürümüş meyve kokusu gibi bir koku aldığını söyler.
Tüm çalışanları toplar. Teker teker hepsini eğilip koklar.
Kimse de “Ne yapıyorsun be adam?” demez, diyemez.
Herkes boynunun koklanmasına boyun eğer, bu aşağılanmaya ses çıkarmaz.
Dahası var.
Sonunda danışman çürük kokunun kimden geldiğini anlar ve o kişinin hemen kovulmasını ister.
Kovulacağını anlayan kişi, ofisin içinde sabunlu suyla kendini acil bir temizlik planına sokmaktan geri kalmaz.

ZAAF VE MANİPÜLASYON

Danışman insan doğasını gerçekten çözmüştür. Onu ilk başta şeytan gibi görenlerin bile bir süre sonra ona tapmaya başlayacağını gayet iyi bilmektedir.
The Consultant bunun gibi, kara mizahla gerilimi harmanlayan, kapitalizmi zekice yeren sahnelerle dolu.
Ana mekânı yeni nesil bir şirket. Ama orayı bir laboratuvar, hayvanlarla dolu bir orman, bir aile evi, bir şehir ya da bir ülke olarak da pekala düşünebiliriz.
Danışmanın öncelikli yaptığı şey insanların zaaflarını öğrenip onları manipüle etmek.
Çünkü zaaf
(elbette kişiden
kişiye yüzdesi değişir) insanın
kendine olan saygısını arka plana atıp manipüle olmaya açık hale gelmesi demek.
Ünlü şarkıdaki gibi belki: “Zaaflarına bir gece, hatalarına bir nilüfer”.

PEKİ SONUÇ?

Unutmadan:
Çalışanlardan biri artık şeytan olduğuna inandığı danışmanın ev adresini bulur.
Merak edip bu adrese gider.
Sonuç şahanedir: Adreste ev filan yoktur.
Sadece mobil bir tuvalet vardır.
Dizi diyor ki, artık buna nasıl bir okuma yapacağınız size kalmış.
Tıpkı dizinin bütününde
olduğu gibi...

Yazarın Tüm Yazıları