Bir izleyici, bir şarkıcı ve bir çılgın yanıt

Bir dinleyicisi X platformunda Tan Taşçı’nın 19 Ağustos Marmaris konseriyle ilgili şöyle bir yorum yazıyor:“Üzdü açıkçası. Organizasyon tam bir fiyasko. Tan hem çok geç çıktı hem de sahnede çok az kaldı. Bir ara sahneyi terk etti sandım, meğer vokalistine bırakmış sahneyi.”

Haberin Devamı

Tan Taşçı da bu yoruma şöyle bir giriş yaparak yanıt veriyor:
“Öncelikle size sakin bir yaşam dilerim. Bazı suçlayıcı, düşüncesiz argümanlarınız olmuş...”
Daha sonra Tan, sahneye neden geç çıkıldığına dair açıklamasını yapıyor.
Final cümleleri ise şöyle: “İki kez terden kıyafet değiştirdim. Nefes aldım. Seninle birlikte mağdurluk doğmaması adına 15 dakika beraber bekledim diye bu sağlıksız şiddeti ne ben ne de organizasyon ekipleri hak etmiyor. Önce emeğe saygıyı öğreneceksin ki, daha fazla emek göreceksin. Ben sizi kaybederim, kazanırım pek takılmam. Ama sen analiz ederek yaşamıyorsun. Bu ciddi bir sorun. Eğer randıman alamazsan, yaşıyor bile sayılmazsın haberin olsun!”
Tan Taşçı’nın yanıtı her açıdan über sorunlu:
◊ “Emeğe saygıyı öğreneceksin ki, daha fazla emek göreceksin” şeklindeki aşırı buyurgan ve otoriter cümle hem “siz”i es geçip direkt “sen”e geçmesiyle hiç olmamış hem de alt metninde tehditvari, küçümseyen bir içeriğe sahip.
Nedense bizde “emek eleştirilince” karşı taraf hemen “emeğe saygı yok” kalkanını çıkarır ve eleştiriniz bir anda geri seker, konu bağlamından sapar ve dramaya dönüşür.
Burada da aynı klişe yola girilmiş.
◊ İzleyiciye “sağlıksız şiddet” suçlaması çok ama çok abartılı olmuş.
Oysa ortada sadece izleyicinin oturduğu yerden gördüğü bir şey var.
Kendine göre olayı öyle algılayıp yazmış.
Ama Tan bu algıyı düzeltmek yerine tam tersi bir tutum içine giriyor: Karşı tarafın hayatı yaşayış biçimine dahi karışıp “yaşıyor bile sayılmazsın” diyerek onu bir güzel gömmeyi tercih ediyor.
Bu kadarı hayli fazla değil mi?
◊ Ayrıca, “Ben sizi kaybederim, kazanırım pek takılmam” cümlesi maalesef gizli bir kibir hikâyesi. Eğer karşı tarafı kazanmak ya da kaybetmek umurunda değilse, hiç yanıt vermemek ya da görmezden gelmek en doğrusu aslında.
Yanıt verildiğine göre kazanmak ya da kaybetmek umursanan bir durum oluyor haliyle...

Haberin Devamı

Herkesin bir hizaya getirme çabası var

Önceki gün sosyal medyanın gündeminde bu olay vardı:
Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki yolcu duraklarında bir kadın, öpüştüklerini söylediği bir çifte dönüp bağırarak şöyle diyor:
“El ele tutuşuyorlar, tamam. Ama bir döndüm ki, öpüşüyorlar. Nevrim döndü.
Adi seni. Seni mi seyredeceğim? Allah senin cezanı versin.”
Öpüşen çift bağıran çağıran kişiye “Sana ne?” diyor ama nafile.
O bağırmaya devam ediyor.
Gerçekten de ona ne? Eğer rahatsız oluyorsan o tarafa bakmazsın, görmezsin, olur biter.
Herkesin herkesi kendine göre hizaya getirme çabası var.
“El ele tutuşmaya” tamam diyor bağıran kişi, “Ama öpüşemezsin”.
Kendi penceresine göre bir hiza ve sınır belirlemiş, onu dayatıyor, onun uygulanmasını talep ediyor.
Ama üzgünüm, gençler hizalanmak yerine kendilerini yaşamak istiyor.

Yazarın Tüm Yazıları