"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Aslında ayrı bilet almış

Her saniye irili ufaklı bir sürü seçim yapıp karar alıyoruz.

İş arkadaşımız ofiste yanımıza gelip, “Ne içersin, çay mı kahve mi?” dediğinde bile...
Farkında değiliz belki, ama bu çok küçük seçimler dahi hayatın gidişatını bir şekilde etkiliyor.
Evet, bazen daha büyük seçimler yapmak gerekiyor.
Üzerinde çok düşündüğümüz seçimler.
Kahve mi çay mı
sorusundan daha büyük ve etkili olanlar.
11 kişinin hayatını kaybettiği, hepimizi üzen o uçak kazasından önce yolculardan Zeynep Coşkun da bir seçim yapmış.
Önceki gün, hâlâ olayın şokunu yaşayan yakın bir arkadaşıyla konuşurken öğrendim ve kalakaldım.
Uçaktan, özellikle de küçük uçaklardan korkarmış Zeynep Coşkun.
O yüzden Dubai’deki organizasyona gitmek için tarifeli uçak bileti almış aslında.
Ama sonradan gruptan ayrı gitmemek adına jete binmiş.
Bunu duyunca ne diyeceğimi bilemedim.
Sadece bu seçim meselesi aklıma geldi işte.
İşin içinden çıkamadım...x

İç sesimi dinleyip vazgeçtim
Bu seçim meselesiyle ilgili tuhaf bir anım var...
Bir arkadaşımla İtalya’ya gideceğiz.
Sabahın körü havalimanındayım.
Pasaportu geçmişim, onu bekliyorum.
Arkadaşım telefon açıp panik içinde dedi ki, “Pasaportumu evde unutmuşum, dönüp alacağım. Ama yetişirim uçağa merak etme”.
“Peki” deyip beklemeye başladım.
Bir yandan uçağın kalkmasına az bir süre var.
Derken bir telefon daha: “Pasaportu yeni buldum, ama yetişemem.
Ben sonraki uçakla geleyim, sen git.”
O an tuhaf bir andı. Bir an canım nedense hiç uçmak istemedi.
İçimdeki sesi dinledim ve görevliye gidip uçmaktan vazgeçtiğimi, ne yapmam gerektiğini sordum.
Ondan sonrası zor prosedür.
Bir görevli eşliğinde tekrar ülkeye giriş yapmak, bavulun çıkarılması filan.
Sonradan pişman oldum mu? Hayır.
İçimden geleni yapmıştım. Doğruydu yanlıştı saçmaydı, ama kendi seçimimdi.

Ölen birinin hesabı neden takip edilir
Uçak kazası olmadan önce Mina Başaran’ın Instagram hesabındaki takipçi sayısı 22 bin civarındaydı. Kazadan sonraki saatlerde takipçi sayısı 90 bini buldu.
Dahası Mina’nın adına bir sürü sahte hesap açılmaya başlandı.
O hesaplardan bazıları beni de takip etmeye başladı, oradan biliyorum.
Bu neyin kafasıdır anlamam mümkün değil.
Ölen birini takip etmeye başlamak, fotoğraflarını alıp sahte hesap açmak... Hangi ruh haliyle insan bunları yapar?

Mina
Onu en son babası Hüseyin Başaran’ın adını verdiği rezidans projesinde (Mina Towers) düzenlenen resim sergisi açılışında görmüştüm.
Her zamanki gibi şıktı, ışıl ışıl parlıyordu.
Gerçekten prenses gibiydi. Her daim asil duruşlu ve güleryüzlü.
Çok da çalışkan...
Onu hep öyle hatırlayacağım.

Bu kötülük geçer mi
Uçak kazasında ölenlerin ardından yazılan nefret dolu söylemler hepimizi üzdü ve şu soruyu sormamıza neden oldu:
“Neden bu kadar kötüyüz? Ne ara bu kadar kötü olduk?”
Aslında bu hazımsızlıktan kaynaklanan bir kötülük.
Ve bence hep vardı.
Sadece sosyal medyayla beraber varlığından haberdar olduk.
Ne yazık ki bu vaziyet bloklayarak da geçmeyecek.
Tıpkı geçtiğimiz günlerde yapılan Kadının Gücü konferasında üstüne basa basa söylendiği gibi, “Bir zihniyet devrimi gerek.”

 

X