Kadınların bitmez çilesi

Kadın çalışan sayısının azaldığına ilişkin endişeler, resmi verilerle desteklendi.

Haberin Devamı

Kadın-erkek arasındaki ücret farkı ilk kez Türkiye açısından belgelendi. Bu araştırmaların ortaya koyduğu diğer gerçek ise kadınların 30-40 yaşları arasında istihdamdan çekildiği.

TBMM, ilk kez kadın istihdamı başlıklı bir çalışmaya imza atıyor. Şimdiye kadar kadın hakları üzerinden tartışılan bu konu, şimdi spesifik olarak gündeme taşındı. Bu konuda kurulan alt komisyona gelen uzmanlar ve bunların aktardığı araştırmalar, bu alanda ciddi bir sorun yaşandığını ortaya koydu. İşte kadın istihdamındaki gerçekler:

TÜİK verilerine göre, çocuksuz kadınla erkek arasındaki ücret farkı yüzde 11 iken, çocuğu olan kadınlar ile erkekler arasındaki ücret farkı yüzde 19’a yükseldi. Bu, Türkiye’de yapılmış ilk hesaplama. 

- Çalışma sürelerine gelince; Türkiye’de yasal çalışma süresi İş Kanunu’na göre 45 saat. Bu, birçok OECD ülkesinden daha yüksek. Araştırmalar, çalışma süresinin azaltılmasının kârlılık ve verimlilik açısından daha faydalı olduğunu ortaya koyuyor. Kadın çalışanların erkeklerle eşit olduğu tek alan bu.

Haberin Devamı

- Kadın ve erkek istihdamı arasındaki uçurumun en fazla açıldığı yıllar, 30-39 yaş aralığı. Kadınların istihdamdan en fazla çekildiği yaş aralığı bu. Evlilik ve çocuk sahibi olma en önemli işten ayrılma nedeni. Geri dönüşler neredeyse sıfıra yakın.

Bu veriler, soruna kadın hakları olarak genel bakmak yerine, ayrıntılara odaklanmanın önemini gösteriyor.

TARİKAT EVLERİ VE DİYANET

Konu çocuklar olduğu zaman, farklılıklar bir tarafa herkesin hemfikir olması beklenir. Küçücük çocukların tarikat ve cemaat evlerinde istismara uğraması ise biraz aklı olan herkes tarafından dehşetle karşılanır.

Bu can yakan konu, TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nda gündeme getirildi. CHP Milletvekili Mahmut Tanal toplantıya katılan ve projelerini sıralayan Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcilerine, bu konuda ne yaptıklarını sordu. Yanıttan anlıyoruz ki Diyanet de bu yapılardan rahatsız ama etkisiz.

Neredeyse siyasetin her alanında görüşe sahip Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, asıl sorumlu olduğu alanda hiçbir yetkisinin olmadığını öğrendik. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen, ehli olmayan kişilerin açtığı bu tür yurtlardan dert yandı. Hatta İşleyen, ilginç bir örnek vererek, şöyle devam etti:

Haberin Devamı

Çok özür dileyerek ifade edeyim, diyelim ki; dansöz oynatarak tarikatçılık yapanlar var. Fakat bizim burda Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bir yaptırımımız yok. Bunlarla alakalı olarak, bazen devletin ilgili birimleri rapor istiyor, veriyoruz. Başka bir şey yapamıyoruz.”

Türkiye’nin en büyük bütçeli kurumu, görev alanıyla ilgili konularda sorumluluk alsa daha iyi olacak.

ZAHİRE AMBARI DEYİNCE

“Gerektiğinde kullanılmak üzere saklanan tahılların bulunduğu depo” anlamına gelen zahire ambarı, günlük dilde pek kullanılmıyor. Ancak, TBMM’deki komisyon görüşmelerinde, bu kelime üzerinden verilen bir örnek, herkesin konuyu gayet iyi anlamasını sağladı.

Haberin Devamı

İçinde stokçularla mücadele maddesinin bulunduğu torba teklifin komisyon görüşmelerinde, bu maddenin yazım şeklinin üreticiye zarar vermesinden endişe edildi. Yüksek market fiyatlarından sorumlu tutulan stokçulara verilen cezaların artırılmasını öngören maddenin bazı sakıncaları, muhalefet tarafından tek tek anlatılınca, iktidar partisi milletvekillerinin de kafası karıştı.

Maddedeki ifadelerin muğlak olduğu, normalde ürününü doğru zamanda pazara götürmek isteyen ve bu nedenle zahire ambarına koyan üreticilerin de cezalandırılması anlamına geleceğini dile getirenler oldu. Milletvekilleri, Isparta’daki elma depolarından örnek gösterdi. Limondan patatese kadar ‘stok, depo ve ambarda’ bekletme işlemlerinin, fırsatçılıktan nasıl ayrılacağı tartışıldı. Bu kişilere haksız yere 50 bin lira ile 2 milyon lira arasında ceza kesilmesinin nasıl önleneceği gündeme geldi.

Haberin Devamı

Konu, uygulamayı yapacak bakanlık yetkilileriyle konuşuldu. İfadelerin düzeltilmesi istendiyse de nafile. Yönetmelikle açıklık getirileceği kaydedildi. Teklif, önümüzdeki günlerde Genel Kurul gündemine gelecek. Konuyu, “depolamak, stoklamak ve fırsatçılık” kelimelerinin arasındaki farkı anlayacak iyi niyetli memurlara bırakmak yerine, fiyat artışlarının gerçek nedenine odaklanılsa daha iyi olmaz mı?

Yazarın Tüm Yazıları