Belki de amaçsız şeyler yapmak zamanı

Bahçemizde iki koyunumuz var. Kuzulardı, kocaman oldular. Sonra da bahçenin bir parçası oldular.

Haberin Devamı

“Kesecek misiniz?” diyorlar “Yok” diyoruz, “Verecek misiniz?” diyorlar “Yok” diyoruz.

Onları yemek artık benim için yan komşuyu yemek kadar delice bir fikir zaten.

Bu aralar, ‘amaçsız aktiviteler’ hakkında düşünüyorum.

İngilizcesi ‘idle’ olan bu kelime çok ilgimi çekmeye başladı.

Başıboş, eylemsiz, atıl demek.

Hani her yaptığımızın bir amacı ve nihayeti var ya, bunun yok.

Hiçbir şeye katkısı yok, bir şeye doğru gitmiyor, sonunda bir şey olmayacak şeyler...

Konuyu koyuna bağlayacağım.

Gidip oturdum yanına, beş dakika o bana baktı ben koyuna. Bıraktı otlamayı. O da bana bakarak ‘hiçbir şey yapmama’ yaptı.

Geçen karantinada yoga, meditasyon, nefeslere gidip
kendime pencereler aramıştım.

Bu kış da belki bu.

Bir şey yapmadan da durabilmek. Bir şeye hizmet etmeden.

Haberin Devamı

Bütün gün değil. Belki beş dakika, on dakika, yarım saat belki.

Şimdi örgü örmeye başladım, hemen soruyorlar: “Ne örüyorsun, kime örüyorsun?”

Hiçbir şey örmüyorum. Kimseye örmüyorum. Kimseye bir şey olmayacak bu.

Sadece örüyorum. Örerken kendimi bir şekilde hissetmek için falan da örmüyorum. Örüyorum işte.

Yahu nereden çıkmış bu, yaptığımızı bir amaç için yapmak?

Kim demiş bize, koyuna bakacaksan bir nedeni olmalı, örgü öreceksen biri için olmalı.

Asıl bu sebepleri aramaktan yoruluyoruz bence. Kendimize hep soruyoruz çünkü: “Neden yapıyorum ki bunu?”

11 yaşımdayken, odamdaki kasetli karaoke aletine, Elvis şarkıları söylerdim.

Kasetin bir yüzünde Elvis söylerdi, öbür yüzü sadece şarkının müziğiydi, sen söylerdin.

Ankara’da bir odada, yamuk yumuk Elvis söylememin hiçbir amacı yoktu.

Şarkıcı olmaya çalışmıyordum, konser vermeyecektim, salondakilere hava atmayacaktım, Elvis zaten çoktan gitmişti.

Sadece dayım karaoke aleti getirmişti ve şarkı söylüyordum ben de.

Koyun gibi, örgü gibi, sonunda bir şey olmayacak, bir şeye de bağlanmayacaktı.

Bazen sadece nefes alıp vermek bile, hayatla zaman geçirmek.

Çıkıp yürümek. Bulutlara bakmak.

Bir ağaca laf olsun diye dokunmak.

Sayfaya bir şey çizmek.

Çocukluğundan kulağında gezinen bir şarkıyı mırıldanmak.

Koltuğa uzanıp gözünü kapamak.

Kalkıp pencereden bakmak.

Taş toplamak.

Kediyi sevmek.

Haberin Devamı

Bir şey olsun diye değil, o sırada olmuş olsun diye.

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları