Biz kimseye kin tutmayız

“Biz kimseye kin tutmayız/Kamu alem birdir bize.” Yunus’tan yadigâr bu dizeleri, deyiş olmaktan çıkarıp hayata geçirmek ne harika olurdu değil mi?

Haberin Devamı

KİMİLERİMİZİN hayatında “iliklerine kadar nefret ettiği” kişiler, hatta “ebedi düşmanlar” olabilir. Çoğumuz böyle duygular taşımadığımızı düşünürüz. Ne var ki, yüzeyde kimseye kin tutmasak bile aslında içten içe hep kızgın olduğumuz birileri çıkar. Onların adını duyduğumuzda “kan beynimize” sıçrar, sesimiz sertleşir. Yani, gönülden affetmediğimiz herkes, aslında bize manevi bir yüktür.

Biz kimseye kin tutmayız

KIZGINLIKTAN SAVAŞLARA

İnsanın içinde yaşattığı, kalıcı kızgınlığa “kin” diyoruz. Kin ve nefret, iç dünyamıza zarar veren fevkalade olumsuz bir duygu. Üstelik, somut eylemlere dönüştüğünde dış dünyamızda da yıkıcı sonuçlara yol açıyorlar. Hz. Peygamber’in Veda Hutbesi’nde vurguladığı konulardan biri İslam’la birlikte “kan davası, can düşmanlığı” gibi “cahiliye” âdetlerinin hepsinin kaldırıldığıdır. Ama Müslümanların bu tembihi layıkıyla uyguladıklarını söylemek mümkün değil. Hz. Peygamber’in ebediyete intikalinden sadece 24 yıl sonra Müslümanlar, şehit edilen Hz. Osman’ın “kan hakkı” üzerinden devasa bir iç savaşa girdiler!

Haberin Devamı

YUNUS’UN YOLCULUĞU

Biz kin ve nefretin neden olduğu savaşları, tarih kitaplarında ve haber kanallarında bırakalım; dönüp “kişisel tarihimize” bakalım. Elbette hiçbirimiz kendimizi olumsuz duygularla anmaktan hoşlanmayız. “Kin, nefret” gibi halleri kendimize yakıştıramayız. Öte yandan her türlü bastırılmış öfkeyi, düşmanlığı içimizden tam anlamıyla atabiliyor muyuz?

Biz kimseye kin tutmayız

Yunus Emre bu soruyu sorduğunda bakın kendine nasıl cevap vermiş: “Kendi özümü görürem, sallanuban yürürem / Buğz (nefret) u kibr ü adâvet (düşmanlık) gönlümü almış benim.” Kendisinde bu olumsuz halleri gören Yunus nefsini şöyle uyarmış: “Tutma gönülde kini, hoş tut gönülde miskini / Dünya âhiret ekini, ekip götüren bilir.” Tabii bunları sadece dizelerde bırakmamış koca Yunus; sözden öze taşımayı başarmış. Ve nihayetinde şu noktaya erişmiş: “Biz kimseye kin tutmayız / Kamu alem birdir bize.

Haberin Devamı

BAĞIŞLAMAYI BİLMEK

İnsanın yüreğine işleyen bu tavsiyelere uymaya niyetliysek... Öncelikle iki konuyu ayırmamız gerekiyor. Bir tarafta nefsimize ağır gelen şeyler söylediği, bizi kırdığı için çok kızgın olduğumuz kişiler var. Onları affetmek sandığımızdan daha kolay. Diğer yandaysa hakkımızı gasp edip bize maddi-manevi zarar veren kişiler var. Burada bağışlayıcı olmak haliyle çok daha zor. Elbette adaletsizlikler karşısında hakkımızı arayacağız. Ancak bunu yaparken bile kin-nefret duygusu taşımak zorunda değiliz. Hz. Peygamber’in kendisine eziyet edenler için bile hayır duası edebilmesi buna örnektir: “Ya Rabbi! [Onları] bağışla. Onlar bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı.” Onun kin tutmayan bu tavrı, yıllar sonra aynı kişileri affetmesini de sağlamıştı.

*

Haberin Devamı

Kişilerden ziyade hatalı davranışların nedenine inmek, bizi nefretten alıkoyar. Kin, eyleme dönüşmediği müddetçe, eninde sonunda sadece bir duygu. Onu içimizden çıkarabilecek olan da yine bizleriz. Unutmayalım ki “intikam” ile gelen rahatlama aldatıcıdır, “gönülden affetmek” ise kalıcı. Ramazan ve bayram bunun için güzel bir vesile değil mi?

Biz kimseye kin tutmayız

Bir eser
GÛR-I EMÎR

İSLAM mimarisinde türbe dendiğinde akla gelen en önemli eserlerden birisi, Özbekistan’ın Semerkant şehrinde bulunan Gûr-ı Emîr’dir (Hükümdarın Türbesi). Emir Timur ve hanedan üyelerinin kabri burada olduğu için “Timur Türbesi” adıyla da bilinir. Bu zarif ve görkemli türbeye, aile dışından defnedilmiş tek kişi ise Timur’un hocası ve yakın dostu olan Aziz Nur Seyyid Bereke’dir.

*

Haberin Devamı

Emir (Aksak) Timur, Anadolu seferleri ve Ankara Savaşı (1402) nedeniyle Türkiye tarihinde olumsuz bir imgeye sahip olsa da bu onun Türk-İslam tarihinin en önemli isimlerinden olduğu gerçeğini değiştirmez. Timur döneminde İslam medeniyeti canlanmış, gökbilimleri başta olmak üzere pek çok sahada ilerleme kaydedilmiş, sanatta ve mimaride müstesna eserler ortaya çıkmıştır.

BİR AYET
YOKSA kalplerinde maraz olanlar, Allah’ın kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?
(Muhammed, 29)

BİR HADİS
“İNSANLAR iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız; zulmederlerse biz de zulmederiz” diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilik yapmayı, kötülük yaptıklarında ise onlara zulmetmemeyi [ilke olarak] içinize yerleştirin.
(Tirmizî, Birr, 63)

Yazarın Tüm Yazıları