"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Tevazudan korkmak

Büyük yıldızlardan değil ama şöhret yoluna girmişlerin, burada biraz yol almışların ağzından hiç düşmez: “Çok konuşuluyorum...”, “Çok dinleniyorum...”, Çok okunuyorum...”

Bununla paralel olarak, hayatlarında “tık” sahtekarlıkları, dünyanın en ünlü yıldızlarından bile daha fazla dinlendiğini gösteren belgeler saçılır ortaya.
Sosyal medyada da böbürlenirler de böbürlenirler.
Ekşi Sözlük gibi mecralarda hesaplar açarak kendilerine övgüler düzerler.
Peki tüm bunlar ne gösteriyor?
Ecnebi kardeşlerim “Fake it till you make it” derler. “Gerçekten ‘olana’ kadar ‘mış gibi’ yap” diye çevirelim bunu.
Bu, esasında insanın hayatındaki olaylara olan yaklaşımını değiştirmek, hatta depresyonla mücadele etmek için psikolojide kullanılan bir yöntem.
Yani “Çok dinleniyorum, çok popülerim” diye kendini kandırmak anlamına gelmiyor.
Nasıl çalışıyor bu cümle?
Kendinizi kötü hissederken veya cesaretiniz kırılmışken, insanlardan ve olaylardan kaçmak yerine, halihazırda olan yaklaşımınızı değiştiriyorsunuz.
Mesela kendinize güveniniz düştü diyelim. İnsanlardan kaçmak yerine sanki kendinize güveniniz tammış gibi onlarla konuşmayı sürdürüyorsunuz.
Bir kere, iki kere, beş kere...
Kötü hissetseniz de kaçmıyor, hayatınıza devam ediyorsunuz...
Başınıza bir hal gelmediğini, aksine iyi hissettiğinizi fark ediyorsunuz bir süre sonra.
İlk zamanlar insanlarla zorla iletişim kurarken, yani sanki iyi hissediyor gibi davranırken, bir süre sonra gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı fark ediyorsunuz...
“İyi hissediyorum” taklidi yaparak yaşamak, bir noktada gerçekten kişiyi iyi bir noktaya götürebiliyor, insanın psikolojisini değiştirebiliyor, iyileştirebiliyor.
Peki bu çok dinlenmediği, çok okunmadığı halde bunun aksi yönde beyan verenlerin durumu neyi gösteriyor?
Bir defa olmak istedikleri yeri gösteriyor, bakın burası doğru.
Gösterdiği bir yer daha var, o da bu sözleri söyleten en büyük neden: Önemsenmeme korkusu.

 

“Beni önemseyin!” çığlığı

Tanınan ama henüz Türkiye’nin ilk 10’unda olmayan bir pop yıldızı “Çok dinleniyorum” dediği zaman, bu onun çok dinlendiğini mi gösteriyor mesela?
Sürekli diğer “çok değerli ve şöhretli” insanlarla vakit geçirdiğini vurguladığında, bu onun hayattaki hususi yerini mi anlatıyor?
Belki kendisi için evet...
Bunları söyledikçe o anlattığı insana dönüşeceğini düşünüyor, fakat...
Bu sözlerin esas işaret ettiği yer başka.
Tüm bunlar önemsenmeme korkusundan kaynaklanıyor.
Yani bizim snopluk dediğimiz de, kendini fazla önemsemek dediğimiz de, bunların tam tersi bir yere işaret ediyor: Bunlardan hiçbirine erişememe korkusu.
Büyük isimleri düşünün...
Sezen Aksu, Tarkan, Ajda Pekkan, Sertab Erener veya Sıla...
Hiç “Çok dinleniyorum” dediklerini duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü demezler.
Nükhat Duru ile bir sohbetimizde “Biz de böyle insanlarız işte, alkış isteriz, alkıştan besleniriz” diyordu.
Ne kadar samimi bir itiraf...
Star olmanın özünde elbette beğenilme arzusu var. Yaptığınız işin takdir görmesi hissi...
Fakat bu isimlerden hiçbirini kendileriyle ilgili “Çok dinleniyorum, çok seviliyorum, ay herkesler bana bayılıyor” derken duyamazsınız.
Buradan, henüz “süperstar” kıvamına gelmemiş şöhretli isimlerin çıkaracağı çok ders var.
Bir defa, mütevazı davrandıkça onlara “vasıfsız insan” muamelesi yapılacağını zannediyorlar. Oysa bunun tam aksi geçerli.
Büyük başarılarını tevazu ile ifade edenler, en büyük saygıyı görenlerdir...
Yaptıkları işin “sözlü cila”ya ihtiyaç duymadığını bilirler. Sosyal medyada kendilerine gelen övgüleri RT etmezler, sürekli kendilerinden “çok konuşuluyorum” diye bahsetmezler...
Tevazudan korkmamak lazım. Başarıya ulaşmanın sırrı kendi kendini övüp durmak değil.
Bunu başkalarından duyacak kadar çok çalışmak, nitelikli işler yapmak...

 

 

X