"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Sistem değişti çünkü ben öyle istedim

Şimdi memlekette vaziyet belli değil ya... Hani “ister kabul edilsin, ister edilmesin” yönetim şekli değişmiş, bunun hukuki çerçevesini çizmek gerekiyormuş ya...

Bunun adına normal koşullarda “kural kanun tanımazcılık ile hayat sürdürmek” deniyor, halk arasında bunu kendi hayatında yapan bir vatandaş bulsak, tanım olarak dengi ancak bu olabilirdi.
Şimdi bir ülkenin başındaki kişi, kendi kafasına göre yönetim şeklini değiştiriyorsa, sokakta dolaşan adam da “O halde ben de kendi yarattığım doğrular ve kurallar doğrultusunda yaşayayım, kanunları tanımıyorum, bana ne?” diyebilir ve buna hakkı olduğunu düşünür.
Mesela bankada sıraya girmez “Önce benim işimi göreceksin, sıra sistemi fiilen değişmiştir, çünkü ben öyle istiyorum” diyebilir ve bunu yapabilir.
Bir okul müdürü “Artık bu okulda matematik dersleri işlenmeyecektir, çünkü müfredat fiili olarak değişmiştir, çünkü ben öyle uygun gördüm” diyebilir ve bunu yapabilir...
Bir otobüs şoförü “Bu otobüste güvenli sürüş kuralları fiili olarak değişmiştir, bundan sonra slalom yaparak ilerleyeceğiz, çünkü ben öyle istedim” diyebilir ve bunu uygulayabilir.
Kimse de bir söz söyleyemez, çünkü en büyük rol model aynı bu biçimde kanun tanımamaktadır, diğerlerinin tanımasına da gerek kalmamıştır.
Fiili olarak “orman kanunları” ile hayatta kalmaya çalıştığımız bu güzel günlerde hepimize bol şans dilemekten başka bir şey gelmiyor elden.


Kınalı Yapıncak modası

Önce Tuba Büyüküstün, sonra Şebnem Dönmez... Lepiska saçlarından kurtularak kısacık modellerle karşımıza çıktılar.
İyi yaptılar, ne güzel yaptılar. Bu sıcakta saçı kurumadığı için altlardan KÜFLENEN insan tanıyorum, ne yapacaklardı da kestirmeyeceklerdi.
Yalnız uzakta kısa saç kestirme cesaretini gösteren biri gördüğümde anlıyorum ki, çocukluğundan kalma bir saç travması yok.
Vuruyor makası, “oh be” diyor geçiyor...
Çocukken saçı 1 cm. uzasa “Saçın uzadı artık, hadi kestirelim” diye acil bir durum varmışçasına kuaföre götürülen, saçları ters çorba tası modeli nam-ı diğer “Java yerlisi” modeli kestirilen çocukları buradan selamlamak isterim.
Ben de onlardan biri olduğum için vaziyeti pek iyi bilirim. Uzun saç travması olan çocuklar, yetişkin olduklarında saçlarını kestiremezler.
Bir delilik anı geldiğinde ve kestirdiklerinde ise ben diyeyim etlerinden et koparmışlar, siz deyin gözlerini demirle dağlamışlar gibi, öyle acı çekmeye başlarlar.
Depresyona girer, saçlarına eklentiler taktırarak uzayana kadar manasız bir çaba ile böyle devam ederler.
Çocukken hatırlıyorum, o kadar özenirdim ki uzun saçlı insanlara, anneannemin ucu boncuklu tülbentini kafama geçirir, boncuklarını omuzlarımdan aşağı sallandırarak belime kadar uzun saçlarım olduğunu hayal eder, “uzun saççılık” oynardım.
Şimdi normalde insanların evcilik filan oynadığı zamanlarda bana “uzun saççılık” oynatacak kadar abuk subuk bir saç durumu olduğu için, bu yetişkin zamanlarına da sirayet etti tabii.
Kendi kararlarımı vermeye başladığım günden başlayarak, bir türlü saçımı kestiremedim. Kestirdiği an pişman olan, uzayana kadar eksiklik hissedenlerdenim.
Tuba Büyüküstün ve Şebnem Dönmez’i görünce insan heves ediyor tabii. Biraz cesur olmak lazım. Siz laf edenlere bakmayın, çok yakışmış güzel kardeşlerim.
Ne demiş bir büyüğümüz, “bunlaağğr” kadınları arzu ettikleri şekilde görmeye alışmışlardır, “bunlaaaağğr” kadınları bir kalıba oturtmaya bayılırlar. Aldırmayın onlara.
Harikasınız.

X