"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

İzan nasıl geri gelecek?

Görüntüler, Karaman Devlet Hastanesi’nden. Bir baba, ambulansla kızını hastaneye getirmiş. Kız baygın.


Baba, doktora kızının durumunu soruyor. Doktor, akıllara ziyan bir izansızlıkla, insanın düşünme sınırlarını zorlayan bir vicdansızlıkla konuşuyor: “Valla zaten ölü geldi. Baygın değil o, ölü.” Baba yıkılıyor.
Doktor arkasını dönerek “Ne diyeyim yaa!” diyerek uzaklaşıyor. Baba ayakta duramaz vaziyette.
Ben bu satırları yazarken bahsi geçen genç kız Tuba Nur’un hayati tehlikesi devam ediyordu.
Diyelim ki Tuba Nur, baygın değil, ölü. Ölüm haberi böyle mi verilir?
*
Bir başka görüntü Hatay’dan. Yetkililer, şehit olan askerin evine kameralarla gidiyor, bu acı haberi anne ve babasına kameralar eşliğinde veriyorlar.
Ölüm haberi böyle mi verilir?
Nasıl bir “izan dünyası” içinde yaşıyorlar, sınırlarını çizmek mümkün değil.
Hassa Kaymakamlığı ve Hatay Valiliği, sonra bu görüntülerin “gizli kamera” ile çekildiğini açıkladı ki, insan zekasına herhalde daha büyük hakaret olamaz.
Şehir haberini kameralar eşliğinde verenlerin izan dünyasında, tepki aldıktan sonra “gizli kamera” gibi deli saçması bahane, herhalde “normal” sınırlar içinde kalıyor olmalı.
Ben bu izan dünyasının içinde yaşamak istemiyorum.
O izan dünyasının “normallik” sınırlarını bilmek istemiyorum.
Biz bu hale nasıl geldik?
Bunları eğitimsizlikle, kültürle de açıklayamazsınız.
İnsani özelliklerimizi kaybediyoruz ve kaybedenler, bunun farkında değiller. İnsanı en çok çileden çıkaran konu da bu. Farkında değiller. Normal geliyor yaptıkları.
Her gün ayrı bir izansızlıkla karşılaşıyor, her gün delilik sınırına gidip gidip geri geliyoruz.
İzan nasıl geri gelecek bu ülkeye?
İnsanlık konusunda hakikaten büyük bir sınavın içinde Türkiye.


Bunun adı ticaret değil!

Telefon operatörlerinin bayilerine girdiğiniz zaman bir ürün/hizmet satmadan veya satmaya çalışmadan sizi bırakmazlar. Ticaret bu ya, elbette ürün ve hizmet satmakla yükümlü orada çalışan tüm görevliler. O dükkanın orada olmasının maksadı o. Buraya kadar tamam.
Peki, Allah aşkına söyler misiniz, bir operatörün, 83 yaşında, emekli, internet bilmeyen, akıllı telefon ve tablet kullanamayan bir beye, onu tatlı tatlı ikna ederek, akıllı telefon, tablet, konuşma ve internet paketi satması, bilmem kaç sene boyunca ayda 70 TL’ye bağlaması nedir? Bu, ticaret midir?
Tüketim dünyası, ihtiyacımızın olmadığı ürünleri bizlere “Almazsak ölürüz, mutsuz oluruz” duygusu yaratarak satmak üzerine kurulu, onu hepimiz biliyoruz ama bir “izan sınırı” olsun be kardeşim! Hadi memlekette kalmadı ama bari büyük markaların izanı olsun biraz ticaret yaparken.
İhtiyacı olmayan ürünler konusunda kolaylıkla yanıltılabilir yaşça ileri insanlara ürün satmak ticaret değildir.
Bu ürünleri alan kişi, hata yaptığını anlayıp ürünleri geri vermek istediğinde “Ama zorla almadınız, bilerek aldınız” demek hele, bırakın tüketici kanunlarını, insan haklarına bile aykırıdır.
Zalimliktir. Vahşi kapitalizmin en uç noktalarından biridir. Oralara gitmeyin. Ceplerinizi doldurmak için yaşını başını almış insanları “ağa düşürmeye” ihtiyacınız yok.
Yaşlılar ve çocuklar, tüketim dünyasının en zayıf noktaları.
Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz.


Bu ikiyüzlülüğü açıklayın

Hani ülkenin içinde bulunduğu acı koşullar yüzünden konserler iptal ediliyor ya. Hani müzik “eğlence” demek ya.
Bu koşullarda “eğlence” yapmak ayıp ya.
Müzik, eğlence demek değilken, tek amacı izleyicilerini eğlendirmek, iyi vakit geçirtmek olan Harbiye Açıkhava’daki “Güldür Güldür Show” neden iptal edilmedi?
Bu soruya cevap verebilecek biri var mı?
“Gösterilerin tümü iptal edilmelidir” diye yazmıyorum bunu.
İkiyüzlülüğün boyutunu görelim diye yazıyorum.
Maksadı AÇIK AÇIK eğlence, iyi vakit geçirmek, gülmek olan bir etkinlik iptal edilmiyor da...
Maksadı eğlence olmayan konserler neden iptal ediliyor? Müzik neden susuyor?
Neden?

X