"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Adalet bizim buralarda böyle

Paçalarından sahtekarlık, kurnazlık, kötülük akan adamların suratına baka baka tuhaf yaratıklara dönüştük.

Eşitsizlik desen burada...
Adalet sadece güçlü adamlar için çalışıyor, hayvana işkence burada, yalanla insan yönetmek burada, şark kurnazlığı burada, uyanıklık burada...
Derdin olsa, derdine çare beklediğin mahkeme de bir çelme takıveriyor sana.
Adaleti devletin hukuk mekanizması vermeyecekse kim verecek?
Haklının hakkı toz olup havaya mı karışacak?
İçi çürümüş adamlar gel keyfim yaşayacak, vatandaş hep mi kavrulacak?
Adalet bulamayan, hakkını alamayan, darmadağın olmuş insanların düşmüş omuzlarını kim kaldıracak?
Şansa yaşıyoruz biz, şansa.
Bakın, sokak ortasında bir insanın canını işkence çektire çektire almanın cezası 10 yıl hapis yatmakmış.
Baklava çalmakla, bir insanı öldürmenin bedeli aşağı yukarı aynı yani.
Tekmeleye tekmeleye can alıp, duruşmanda kravat takınca, biraz “temiz çocuk”a benzeyince iyi hâl indirimi de alıyormuşsun.
Muhalefet içeren tweet atınca 5 yıl hapis yatman istenebiliyor, katile de işte onun 5 yıl fazlası.
Buralarda bu işler böyle.
Adaletin terazisi bir acayip çalışıyor.
İnsan öldürenin “iyi hâl”i olur mu? Oluyormuş.
İnsan öldürmüş. Bir can almış eliyle, ayağıyla vura vura, kurbanının canını acıta acıta.
Yazarken bile canı acıyor insanın ama bunu yapan, iyi halden cezasında indirim alabiliyormuş.
Bir şehirden bir şehre atılan “adalet şov”ları izleye izleye yamuk yumuk insanlar olduk artık.
Ruhen dayanacak güç bırakmayan, son raddeye kadar içimizi kaldıran olayları, medeni bir ülkede olsa senelerce konuşulacak konuları bir günde tüketiyoruz.
Adalet noksanlığı her yerden vuruyor.
Boğuyor, vicdanlı adamı nefessiz bırakana kadar boğazını sıkıyor.
Ali İsmail Korkmaz’a bir tekme de acılı annesine merhem olacak yerden geldi dün.
Geçmiş olsun adalet bekleyen herkese.
Hiç geçmeyecek ama geçmiş olsun.

Bardak taştı, kırıldı, yok oldu

İnsanın sabrını taşıran, dolu bardağa son damlayı bırakan, iç bulantısını zirveye taşıyan bir an oluyor.
Şişersin boğazına kadar, ufacık bir söz bile patlatır ya hani...
Hırsızlık iddialarına, hak yiyerek zengin olan adamlara, yalana dolana, pişkince inançlara saygısızlık edenlere, din istismarcılarına baka baka dolduk.
Yerimiz kalmadı. Bardak doldu taştı, kırıldı hatta, darmadağın oldu.
Oy şovunun fotoğraflarını görünce bu ülkenin vatandaşı olarak utandım.
Eski Türk filmlerinde kötü adam karşısındakini aşağılayan, küçümseyen bir bakış atar, parayı fırlatır da gider ya...
Demek Meclis, bu hareketin yeriymiş.
Medeni bir ülkenin, halkına hizmet için görevde olduğunun bilincinde vekiller içeren meclisinde böyle bir hareket görür müydünüz?
Görmezdiniz, çünkü bırakın millete saygıyı, kendisine saygısı olan bir siyasetçi öyle bir şov yapmazdı.
Milleti temsil etmek üzere o çatı altında bir yer bulmuş, “devlet adamı” olarak tanımlanan kişi/kişiler, nefesini tutmuş kendilerini izleyen halka o “oy fırlatma” şovunu yapamaz.
“Bakın nasıl da sallamıyorum sizi” ifadesini takınmak, milletin temsil edildiği o koltuklara yakışmaz.

X