"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

2015, küçük hedefler, büyük sonuçlar

Huyumuzdur, yeni yıl geldi mi bir yeni karar verme ve uygulama sevdasına tutuluruz.

Çoğu da gerçekleşmez, hedefler büyük olduğu için istikrarlı olmak zordur.
Tam da bu sebeple yeni yıl başladığında “yeni yıl kararları” dediğimiz hadiseyi küçük çapta tutmak lazım.
Hedefleri büyük tuttuk mu, 1 Ocak’tan itibaren bambaşka bir insan olmaya karar verdiğimizde genellikle eskisinden daha kötü olmaya meylediyoruz.
İnsan sözünü bir kere bozdu mu “yenilmişlik” duygusu basar ya hani bünyeyi... Hani iddialı bir diyeti bir kere bozarsan “battı balık yan gider” diye tıkanırcasına yemeye devam edersin. Yeme işte, dur.
Dursan “tamamen yenilmiş” olmayacaksın. Sadece “biraz bozmuş” olacaksın, kolay toparlayacaksın.
İşleri küçük tutmak lazım ki uygulanabilir olsun.
Hem küçük adımlar hayatta büyük değişikliklere sebep olur, bunu hepimiz biliyoruz. Mesela...

* “Dik duralım, zart olalım, zurt olalım, höt olalım, zöt olalım” laflarını duya duya hepimizin kafasına “Hatalı olsan bile özür dileme ki güçsüz görünmeyesin” anlayışı yerleşmiş vaziyette.
Hayır efendim. Yanlış. Hata yaptığımızda bile özür dilememe huyumuzdan vazgeçelim.
Sorumluluk almayı, hataların sonuçlarını kabullenmeyi, özür dilemeyi öğrenelim.

* Özür dilemeyi öğrendiğimiz gibi “bilmiyorum” demeyi de öğrenelim.
Ne demiş büyüklerimiz? “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp”.
Bu teknoloji çağında, bilginin ayağımıza kadar geldiği bir zamanda öğrenmemek daha da ayıp.
Eskiden tuğla gibi Meydan Larousse’u indirmeye üşeniyordun, hadi şimdi mazeretin ne? Google’a o bilmediğin konuyu yazmaya üşenmek mi?
Tek dert kavramlarla ilgili değil tabii. Markaların müşteri temsilcileri ve bir ürünle ilgili soru sorduğunuz mağaza yetkilisinden tutun da televizyondan her gün bağıranlara kadar herkes muzdarip bu dertten.
Giderek büyüyen bir “bilmiyorum diyememe sendromu” ile karşı karşıyayız. Adamlar/kadınlar hiçbir şey bilmedikleri gibi, “bilmiyorum” deme cesaretini de gösteremedikleri için biz deliriyoruz burada. “Bilmiyorum” demek güzeldir kardeş... Sen de dene.
Öğrenmenin yolunu böyle açacaksın işte...

Sözünün eri olmak ne demek?

* Birinden bir şey istiyorsunuz. Birinden bir şey istemeye utanan bir yapınız var belki ama istemek zorunda kaldınız.
Karşınızdaki büyük bir hevesle “A, tabii, yaparım, hay hay, pek kolay bir şey bu benim için” diyor. Diyor ama asla yapmıyor. Yap-mı-yor kardeşim, yapmıyor.
İşte bu yeni çağın modası sevgili sözünün eri Habitus okuru. “Mail atar mısın?” dersin “Tabii tabii” der yollamaz. “Bana haber verir misin?” dersin, hayatta vermez.
“Hayır, yapamam, vaktim yok” demek zor değil halbuki. Kimse kırılmaz, gücenmez, aksine karşılıklı vakit kazandıran bir söz olur bu. Beklenti yaratmazsın, haftalarca oyalamazsın. Bak, basit iş.
Eğer nezaketsizlik yapmaktan korkuyorsan, “yaparım” deyip yapmamak büyük nezaketsizlik esas.

* Para biriktirelim. Bu büyük belirsizlik çağında para biriktirelim arkadaşlar, para biriktirelim kardeşler.
Gerekiyorsa yemeyelim, içmeyelim ama biriktirelim.
Her ay kenara bir lokma koysak bile kârdır.
İyi kazanmanın anahtarının iyi iş yapmak olmadığı, cambazlık ve “rüzgarın estiği anda doğru tarafa yelken açma” gibi konularda üstün beceri gereken canım ülkemde her gün kenara 1 TL bile koysak kârdır.

X