Yıldızlar düşüyor

Kırk yıl önce bir yerlerden yola çıkmışlarla buluşmuştuk, belki de buluşturulmuştuk...

Haberin Devamı

Yol ya da yollar o kadar çoktu ki...

Aynı şehirde buluşmalarımıza rağmen aynı yolda buluşamamıştık...

Herkesin farklı hayalleri, kavgaları, idealleri, umutları vardı...

*

- Pusulasızlıktan kaybolanlar...

- Darağacına gidenler...

- Mahpushanelerde etleriyle birlikte çürüyenler...

- Yurtdışına kaçanlar...

- Kitaplardan öğrendikleriyle aklı karışanlar...

- Defterlerine yazdıklarıyla hesaplaşanlar...

- Kalabalıkların arasına karışıp saklananlar...

- Öğrenci yurtlarında ya da bekâr evlerinde yaşayarak ayakta durmaya çalışanlar...

- Ya da dayanamayıp geriye dönenler...

Ve yeni gelenler ile gidenlerin arasında geçen günleri, ayları, yılları ve hikâyelerini hatırladıkça yüreğimiz kanıyor...

*

Sayısını unuttuğumuz kadar insan hikâyeleri içimizde birikmiş...

Saçlarımıza hiç yıldız düşmemişti...

Haberin Devamı

Ve kopartacak kimseler de yoktu...

Hep bir ihanete uğramışlığın, hayal kırıklığının, bir kavganın hikâyeleri içinde bulmuştuk kendimizi...

Herkes farklı bir yere savrulmuştu...

Kimi uzak kimi yakın diyarlara...

Kimi idealist...

Kimi realist...

Kimi hayalci...

Kimi ekmeğine kan doğrayanların kimileri de ekmeğinin peşine düşmüştü...

*     

Gençlik yıllarıydı...

Neşesini yüzünde, kederini içinde taşımaya çalıştıkça yıllar geçip gitmiş ömrümüzden tüm yüküyle, kahrıyla ve ihanetleriyle...

Yaşadıkça yaşlanıyoruz...

Her gün bir dostun veya tanıdıklarımızın ölüm haberlerini okuyoruz bir yerlerde...

Yalnızlığını alıp da götürenlerin gittiğini öğrendikçe hatırlıyoruz ...

*     

Şair, yazar Mevlana İdris Zengin’in vefat ettiğini öğrendiğimizde aklımızın kaç yıl geriye gittiğini dahi bilmiyoruz...

Bir şiiri düşüyor aklımıza...

“Biriniz birkaç yıldız taksın gökyüzüne

Biriniz çay hazırlasın.

Biriniz akşam olsun.

İçinizde atların öldüğü müzik susunca.

Biriniz çocukluğuna sarılıp kuyuya insin

Biriniz onun uzattığı şiiri okusun” diyen Mevlana İdris:

- Biriniz akşama olsun yeniden.

Biriniz yağmuru dansa kaldırsın.

 *    

“Ağlamak gerekiyorsa biriniz ağlasın” diyerek sessizce göçüp gitti...

Yıldızlar düşüyordu...

Bir ‘iyi insan daha iyi atına binip de’ gidiyordu...

Yazarın Tüm Yazıları