‘Kurban olam, yol ver geçem’

Kentte yürümek hakikaten zorlu bir mücadele. Çok fazla engeli aşmak gerekiyor. Mesela Instagram noktaları... Öyle gülüp geçmeyin. İçinde bir tıkanıp kalırsanız son fotoğraf çekilene kadar orada kıpırdamadan durmanız gerekebiliyor…

Haberin Devamı

Spor yapıyor musunuz? Ben kendimi yapıyor sayıyorum. Aplikasyonlarda falan data girmem gerekirse ‘aktif bir yaşam tarzı var’ seçeneğini işaretliyorum. Çünkü İstanbul’da kaldırım kullanıyorum. Üstelik bunun sadece fiziksel değil, zihinsel de bir egzersiz olduğu, sağlam kafanın sağlam vücutta bulunmasına katkı sağladığı kanaatindeyim.

Mesela bu haftanın konuyla bağlantılı ev içi diyaloğu şöyle gelişti:

–Ne demek caddenin köşesindeki binayı yıkmışlar! Orası benim veterinere gitmek için seçtiğim en sakin rotaydı. Şimdi hafriyat kamyonundan geçilmeyecek. Ben nereden gideceğim veterinere?

–Yukarıdan git.

–Olmaz, orada kaldırım daralıyor, o dar kısım da scooter otoparkı olarak kullanılıyor. Yola inmek gerekiyor. Yola inince köpek olay çıkarıyor.

–Şuradan gitsen?

Haberin Devamı

–Orada da gençlerin Instagram noktası var, geçiş zor.

Görüldüğü üzere sadece yürümüyor, strateji de yapmak durumunda kalıyorum.

Scooter’larla ilgili görüşlerimi zaten biliyorsunuz. Şimdi, efendi gibi yürümenin önündeki diğer kalemlerden birine değineceğim: Lanet olası Instagram noktaları!

‘Kurban olam, yol ver geçem’

Yıllar önce, sterlini sadece dörtle çarptığımız dönemde Londra’ya gitmiştik. Varmışken British Museum’u gezdik. Ama müzenin en önemli parçalarından Rosetta Taşı’nı göremedik. Daha doğrusu ben ucunu gördüm, benden kısa olan eşbaşkanım o kadarını da göremedi. Çünkü etrafı fotoğrafını çekmek için birbirinin üzerine çıkanlarla çevriliydi.

Şimdi bu durumun aynısı sokaklarda da karşımıza çıkabiliyor. Mesela bizim çarşıda bir küçük meydan var. Oraya meydandaki mağazalardan biri erken yılbaşı süslemesi yapmış. Şimdi bu lokasyonda öyle akıllara ziyan bir insan trafiği tıkanması oluyor ki inanamazsınız.

Geçen o taraftan bize doğru gelmekte olan bir arkadaşımı aradım. “Neredesin” dedim, “Küçük meydan var ya, ona doğru geliyorum” dedi. Dedim “Ona doğru gelme, rota yeniden oluşturuldu de, başka taraftan dön, oradan geçemezsin.” Bana “Saçma sapan konuşup beni yolumdan alıkoyma” minvalinde bir cevap verdi. Az sonra geri aradı diyor ki “Geçemiyorum”. Dedik biz sana!

Haberin Devamı

SAPIK DEĞİLİM!

Geçmekte zorlandığım bir nokta daha var; bizim sokak. Burada da çok güzel duvar resimlerimiz var. Pek seviyoruz kendilerini. Gelen geçen de seviyor. Bol bol foto çekiliyor. Hatta son dönemde iş büyüdü, ciddi prodüksiyonlu çekimler yapılıyor.

Bazen öyle bir ana geliyorsun ki, fotoğrafçı dizlerinin üzerine inmiş, kadraj kovalıyor, öyle olunca küt diye mizansenin ortasından sen ve sırt çantan geçemiyorsunuz tabii. Mecbur deklanşöre yeterince basılıncaya kadar bekliyorsun.

Hayır, bir de şöyle bir gerilimim var: Foto çekilenler genelde genç hanımlar. Ben de orta yaşlı bir erkek birey olarak sokaktaki bu çekimleri yakalayıp başlarına dikiliyormuşum gibi oluyor. “Yanlış anlamayın, sapık değilim, sadece evime gitmek için foto çekilmeyi bitirmenizi bekliyorum”, beden diliyle nasıl ifade edilir üzerine düşünüyorum bu yüzden.

Yazarın Tüm Yazıları