Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadir Gecesi sadece Müslümanlara değil bütün insanlığa rahmettir

Bu gece bütün Müslümanlar için çok özel anlamlar taşıyan Kadir Gecesi... Kimileri yedi cami gezip dua edecek, kimileri Eyüp Sultan gibi, Yuşa Hazretleri gibi kutsal mekânları ziyaret edecek. Ancak dini konularda maalesef bilgi fakiri olan benim ezberimde ise tek bir cümle var Kadir Gecesi’yle ilgili; “Bin aydan hayırlıdır...”

İşte bu yüzden konuyu biraz olsun derinlemesine öğrenmek ve bu geceden hakkıyla istifade edebilmek için, bilgisine güvendiğim Merkez Efendi Camii eski imamı Saim Yağan Hoca’nın kapısını çaldım. Ben sordum o anlattı. Birçok konuda beni aydınlattı. Hepinizin Kadir Gecesi mübarek olsun efendim...

Kadir Gecesi sadece Müslümanlara değil bütün insanlığa rahmettir

Hocam nedir Kadir Gecesi’nin hikmeti?

- Her ümmetin, her peygamberin bir ayı vardır. Bizimki de Ramazan ayıdır. Kuran’ı Kerim’de adı geçen tek ay Ramazan, tek geceyse Kadir Gecesi’dir. Çünkü Kuran’ı Kerim bu ayın içindeki Kadir Gecesi’nde indirilmiştir. Ramazan ayı ve Kadir Gecesi, Allah’ın kullarının af dilemesi ve menfaatleri için tahsis ettiği çok özel ve kıymetli zamanlardır.

Kuran’ı Kerim’de nasıl tarif ediliyor Kadir Gecesi?

- Önce bu gece için indirilen Kadir Suresi’nin geliş sebebini anlatayım. Kuran’ı Kerim’in 97’nci suresidir, beş ayetten oluşur ve Mekke’de indirilmiştir. Peygamber Efendimiz ashabıyla otururken “İsrailoğulları’ndan bir fert, kılıcını kuşanıp bin yıl cihat etmiş” buyurmuştur. Bu söz üzerine Sahabeler şaşırır, çünkü İsrailoğulları Hz. Musa’nın kavmidir. Bu laf üzerine üzülürler. İşte bundan hemen sonra Allah, Cebrail vasıtasıyla Kadir Suresi’ni indirir. Meali de şöyledir: “Biz Kuran’ı Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler. O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.”

İşte gönderilen bu sure, Müslümanlar için bir müjde olur. İçinde bulunduğumuz gecede Allah’tan af dileyip, isteklerini ona bildirirler. Bu gece göklerin kapıları herkese açılır. Yeryüzüyle, manevi alem arasında özel bir frekans kurulur. Melekler, Rablerinden bir şey dileyen kulların etrafını çevreler...

YERLERLE GÖKLERİN BİRLEŞTİĞİ GECEDİR KADİR GECESİ

Yani yerle gök birleşiyor mu?

- Metafizik anlamda yerle sema birleşir. Bu muhteşem rahmet, gün ışıyıncaya kadar da devam eder.

Hocam denildiği gibi bütün duaların kabul olması gerçekten de mümkün mü?

- Mümkün İzzet, mümkün! Çünkü Allah “Benden umudunuzu kesmeyiniz” diye emrediyor. Dinimizde ümitsizlik haramdır. Eğer Rabbimiz bunu böyle söylediyse, bize de onun ipine sarılıp, umutsuzluğa düşmeden istemek düşer. Bunun istisnası olan tek bir konu vardır, o da kul hakkı... Allah, bir tek kulun, kul üzerindeki hakkına müdahale etmez. İnsanların birbiri üzerindeki hakkının dışındaki her türlü dilekte Allah’ın bu gece affı ve rahmeti söz konusudur.

Üzerimizdeki kul haklarını nasıl ödeyeceğiz?

- Ahirette kullar yüzleşip, birbirlerinin üzerindeki haklarının hesabını soracak. Bak sana herkesin bilmediği bir şeyi anlatayım. Ömrü boyunca farz ibadetlerini eksizsiz yerine getirip, 70 bin Kelime-i Tevhid çekenin üzerindeki kul hakları da silinecek. Bunu bana hocam Gönenli Mehmet Efendi bizzat kendisi, Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri’ne dayanarak söyledi.

Peki bu gece üzerimize düşen görevler nelerdir?

- Bu konuda çok şeyler söylenir ama ben azını söyleyeceğim. Hz. Ayşe bir gün Efendimize “Ya Resulullah, Kadir Gecesi’nde ne yapalım, nasıl dua edelim?” diye sorar. Hz. Peygamber aynen şöyle cevap verir: “Ya Ayşe, ‘Allah’ım sen affedicisin. Beni de affet’ de.” İşte bu kadar basittir mesele!

Bunun Arapça dualarla olması şart mıdır?

- Değildir efendim! Herkes bildiği dilde dua etsin. İster Türkçe, ister İbranice, ister İngilizce, isterse Arapça... Allah elbette bütün dilleri bilir!

Hocam gerçekten bu kadar basit mi? Ellerimizi açıp “Allah’ım beni affet” demek yeter mi?

- Tabii ki bunun belli kural ve kaideleri var ama böylesi özel gecelerde şekilciliğin ötesine geçmemiz lazım. Eğer şekilcilikte ısrarcı olursak bir Yahudi’nin, bir Ermeni’nin, bir Budist’in Allah’tan af dilemesine mani oluruz. Çünkü o bunu kendi bildiği şekilde yapmak isteyecektir. Din samimiyettir İzzet. Bırakalım bu mübarek gecede kim nasıl biliyorsa duasını öyle etsin...

Kadir Gecesi sadece Müslümanlara değil bütün insanlığa rahmettir

MEVLANA “HER NE OLURSAN OL GEL” DEMİŞ, ÖTESİ YOK!

Nasıl yani Müslüman olmayanlar da dua edip bu geceden istifade edebilir mi?

- “Her ne olursan ol yine gel” diyen Hazreti Mevlana’nın torunlarıyız biz! Bunun üzerine söz söylemek kimseye düşmez. Burada bir şeyin daha altını çizmem lazım. Peygamberimiz “Ey insanlar” diye hitap ediyor bize. “Ey Müslümanlar” diye değil! Çünkü Hz. Muhammed yalnız Müslümanların değil, bütün insanlığın peygamberidir. Kuran’ı Kerim de sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığa indirilmiştir.

Yani Kadir Gecesi’nde herkes kendi dininde ve dilinde Allah’tan af dileyebilir. Öyle mi?

- Aynen öyle! İbrahim Peygamber’e bir Mecusi gelip “Size sorularım var” der. Hz. İbrahim “Tamam ama Müslüman olursan” diye cevaplar. Adam da bunun üzerine kızar ve çekip gider. Ardından da Rabbimiz Cebrail’i yollayıp peygamberini “Ben ona 70 yıldır rızık verdim, yaşattım. Sen kimsin ki dinini ona zorla kabul ettirmeye kalkıyorsun ey İbrahim!” diye azarlar. Hazreti İbrahim koşup adamı bulur, af dileyip gönlünü almaya çalışır. Mecusi, Hz. İbrahim’e “Seni bana gönderen kim?” diye sorar. O da “Rabbim” diye cevap verince, Mecusi de hemen tövbe edip Müslüman olur. Unutma ki bütün dinler birbirinin devamıdır. Allah, peygamberini “Senin haddin değil bu iş” diye azarladığına göre, kimin haddi olabilir ki bir başkasına dinini dayatmak!

RABBİN “YOK MU BENDEN BİR ŞEY DİLEYEN” DEDİĞİ GECE

Bu gece hangi duaları edip, neler dilemeyiz?

- İsteyen namaz kılar, isteyen zikir yapar, isteyen de ellerini açıp “Allah’ım yardım et” diye niyaz eder! Evlenmek isteyen kısmet, iş isteyen rızık istesin; borcunu ödemek isteyen de berekete nail olsun. Kadir Gecesi, Allah’ın kullarına “Yok mu benden bir şey dileyen” diye seslendiği gecedir güzel kardeşim. En güzeli ne biliyor musun? Çıkıp dolaşın! Yahya Efendi’ye, Merkez Efendi’ye, Sümbül Efendi’ye, Aziz Mahmut Hüdai’ye, Yuşa Hazretleri’ne, Eyüp Sultan’a gidip onların ruhlarına Fatiha okuyun. Çünkü onlar birer trafo gibidir.

Hocam af buyurun ama benim kafam bu trafo meselesine basmadı!

- Kısaca anlatayım... Makamlarına git, onları vesile kıl, mübareklerin yüzü suyu hürmetine iste ama sadece Allah’tan iste… Bunu yapanlar daha çok yapsın, yapmayanlar bu geceyi fırsat bilip başlasın. Nasıl ferahladıklarını görecekler. Eğer samimi bir niyet ve temiz kalple giderlerse, o muhteşem enerjiyi gönüllerinde kesin hissedeceklerdir.

KADİR GECESİ KOLAYCILIĞIN ÖNLENMESİ İÇİN GİZLENDİ

Ramazan’ın 27. Gecesi Kadir Gecesi olarak kabul edilse de, Allah’ın bu geceyi gizleyip bize tam olarak bildirmediğini de biliyoruz... Nedir bu işin aslı?

- Allah bildirmedi, Peygamberimiz de söylemedi. Kesin bir zaman Kuran’ı Kerim’de, hadislerde de yoktur. Çünkü tam bir tarih verilmiş olsaydı; millet o güne yığılır, kolaycılığa gider, diğer günleri boş geçirebilirdi. Rabbimiz bunu son 10 günün içine gizleyerek bizi tembelliğe kaçmaktan kurtarmıştır. Genel kabul 27’nci gece olsa da, Ramazan’ın son 10 günündeki tek gecelerden biri olarak tarif edilir. 21’i, 23’ü, 25, 27 ya da 29 olur. Gerisini de Allah bilir!

Neden tek geceler peki?

- Çünkü İslam’da Tevhid yani teklik vardır. Allah’ın birliğini ve tekliğini vurgulamak için böyledir bu!

Kadir Gecesi’nde bir günlük kaza namazlarını kılanın bin aylık kaza namazı borcunu ödeyeceği de rivayet ediliyor...

- Kesinlikle öyle bir şey yok! Farz namazlarını kılmak adı üstünde bütün Müslümanlara farzdır.

Ama şunu bil ki, Allah merhametiyle kıldığımız sünnet namazlarını da, farzların kazasına sayıp farz borçlarımızdan düşebilir. Rabbimiz merhametlilerin en merhametlisidir.

HER ZORLUĞUN ARDINDA MUTLAKA BİR KOLAYLIK VARDIR

Müslüman olan ilk dört kişiden biri kadın, Hz. Hatice. İkincisi bir erkek, Hz. Ebubekir. Üçüncüsü bir çocuk, Hz. Ali ve dördüncüsü de bir köle, Zeyd... Burada insanlığa bir mesaj var mı?

- Elbette var güzel kardeşim. Bu durum Yüce Allah’ın erkek-kadın, küçük-büyük, zengin-fakir ayrımı yapmadığının işareti ve ibretidir. Peygamberimizin hayatının her saniyesi insanlık için mesajlarla doludur. Yeter ki iyi incelenip, anlamaya çalışılsın... Rabbimiz diyor ki; “Ben seni insanlığa ahlakı tamamlamak için gönderdim.” Buradaki hikmeti iyi okumak lazım. Unutmayalım, Allah katında herkes eşittir!

Bu durumda Peygamberimiz için en devrimci peygamber diyebilir miyiz?

- Ne de güzel söyledin! Elbette en sosyal, en devrimci peygamberdir Hz. Muhammed. Kâbe’deki bütün putları yıkıp, bütün insanlığı birbirine kardeş kılmıştır.

Hayatı boyunca bir insanın yaşayabileceği en ağır sıkıntıları da yaşamış değil mi? Yetim doğmuş, küçücük yaşında annesini, amcasını kaybetmiş. Evlatlarının, en yakınlarının vefatına tanıklık etmiş. Hanımını kaybetmiş ama şükretmekten hiç vazgeçmemiş...

- Onun hayatının hepimize örnek olması lazım. Hayat denilen şey zaten bir sınav. Burada sahip olduğunu sandığın her şeyi bir anda kaybedebilirsin. Mesele tüm bunlara rağmen Allah’a yönelebilmek. Hayrın da, şerrin de ondan olduğunu bilip, iman etmek. Bakara Suresi’nde “Ey kulum ben senin malını, canını, sevdiklerinin canını alırım. Malını azaltırım, hastalık veririm, seni denerim. Eğer sen bunlara sabredebiliyorsan işte o zaman sana müjdeler olsun” buyrulur. Rabbimiz “Ben her zorluğun arkasına bir kolaylık koydum” diyor. Bunu bir an bile aklımızdan çıkarmayıp, başımıza gelen sıkıntılara sabretmeli ve Allah’tan daha iyisini istemeliyiz. İşte bugün, bu rahmet kapılarının açıldığı, isteklerin, niyazların en çok kabul olduğu gündür.

Önümüz de bayram...

- Allah “Ey kulum sen benim emrime uydun, bir ay boyunca oruç tuttun. Şimdi ananla babanla, çoluğunla çocuğunla, hısım akrabanla, eşinle dostunla, komşunla sevinmek hakkındır” diyor. Ama biz bayramların ehemmiyetini de unuttuk çoktan. Artık maalesef bayram demek, tatil demek oldu. Halbuki bayramda yakınlarımızı ziyaret etmek, onlarla hediyeleşmek, yani sıla-i rahim sünnettir.

Haklısınız bayram denilince Bodrum’u, Çeşme’yi hatırlar olduk...

- Üzgünüm ama öyle! Halbuki bunlar çok kıymetli zamanlar. Bir kabir ziyareti, bir akraba, komşu ziyareti yapmadan geçen bayramlara ne yazık. Oysa bu ziyaretleri yapsak, bambaşka manevi lezzetler tadıp, insanın ruhunu ferahlatan bir enerjiyle dolacağız. Küs olduklarımızla barışıp, helalleşeceğiz. Gönüller alıp, kalbimizi yumuşatacağız.

X