Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

4 milyar dolarlık dâhi

ADINI, İzmir’in efsanevi belediye başkanlarından Osman Kibar’dan alıyor, çünkü onun torunu.

İzmir’de doğup büyümüş, ilkokuldan sonra İstanbul’a Robert Kolej’e gelmiş, sonra buradan matematiksel iktisat okumaya Amerika’ya gitmiş, yüksek lisansını yine Amerika’da mühendislikte yapmış, ardından da temel bilim alanında doktora yapmış, yine Amerika’da.

Doktora eğitimini yaparken kurduğu bir biyoteknoloji şirketini Novartis ilaç firmasına 470 milyon dolara satmış, kurduğu bir başka elektronik şirketini de Intel’e satmış biri Osman Kibar.

Sonra teknoloji şirketlerine yatırımcı olmak isterken, kendisini hiç istemediği bir konumda, yatırım bankacısı olarak bulmuş ve hemen New York’tan yeniden California’ya geri taşınmış Osman Kibar.

Burada, Robert Kolej’den arkadaşı ve New York merkezli büyük bir hedge fonun ortaklarından olan Cevdet Şamikoğlu’nun yardımıyla sağladığı 3.5 milyon dolar sermayeyle Pfizer ilaç firmasının kuluçka merkezinde Wintherix adlı bir şirket kurmuş.


AİLE-ARKADAŞ YATIRIMCILAR
Fakat bir süre sonra Pfizer’le işler iyi gitmemeye başlamış ve Osman Kibar şirketini deyim yerindeyse Pfizer’n kuluçka merkezinden ‘kaçırmış’. Tabii Pfizer’le karşılıklı mahkemelik olmuşlar, sonra işler öyle bir noktaya gelmiş ki Osman Kibar’ın şirketi sıfırı tüketmiş. İşte o noktada Türkiye’den aile, akrabalar ve arkadaşlar devreye girmiş. Tamamı Türkiye’den katılımcılardan oluşan 2.4 milyon dolarlık bir fon oluşturulmuş, Osman Kibar bu yeni sermaye sayesinde Pfizer’le arasındaki davaları sonlandırmış ve kendi başına çalışma imkânını da bulmuş.

O arada şirketin ismi de değişmiş, Samumed olmuş, San Diego’da kendi laboratuvarını kurmuş ve çalışmaya başlamış.

Tam o dönemde, benim de Osman Kibar ve yapmaya çalıştıklarından haberim oldu. Gazeteci milletinin ağzında bakla ıslanmaz. Ama ben, nasıl becerdiysem, haberi üç yıl boyunca yazmamayı başardım; her yazma teşebbüsümde “Aman dur, daha üzerindeki gizlilik kalkmadı” uyarılarıyla karşılaştım ve durdum.

Ama artık durmama gerek yok; çünkü haber benden önce Amerikan Forbes dergisi tarafından yazıldı ve ben de haberi kaynağına güvenip bekletmenin cezasını aldım.

Peki ne yapıyor Samumed ve Osman Kibar?


SİHİRLİ PROTEİN WNT
İşte bu noktada, Samumed’i Osman Kibar’la birlikte kuran isimle, John Hood’la tanışmamız gerek. Hood tıp doktoru ve biyokimyacı. Daha önce bulduğu bazı kanser ilaçları var; bu icatlarından ötürü ciddi paralar kazanmış biri.

Bir süreden beri neredeyse bütün ilaç şirketleri ve belki binlerce bağımsız araştırmacı, ‘wnt’ isimli bir protein üzerinde çalışıyor. Bu proteinin bütün teknik detaylarına girmeyeceğim ama şunu söylemem gerek: ‘wnt’ hücrelerimiz arasında sinyal taşıyan, haber taşıyan bir proteinin adı.

Erkek spermiyle kadın yumurtası birleşip ilk bölünmelerini gerçekleştirmeye başladıktan sonra, yani taa fetüsün ilk aşamalarından itibaren wnt, o ‘kök’ hücrelere hangi organa dönüşeceklerini söyleyen haberci. Sadece fetüste de değil, yetişkinlerde de kan üretiminden başka pek çok şeye kadar işlevleri var ‘wnt’nin. Ayrıca ‘wnt’nin bozulması bizim türlü çeşitli kanserlere yakalanmamıza da neden oluyor.

Dolayısıyla ‘wnt’ gerek kanser tedavisinde gerekse ‘jeneratif’ yani kaybolan dokuların yerine geri konulmasıyla uğraşan yeni tıp alanlarında çok önemli bir anahtar niteliğinde. Tam da bu yüzden, Türkiye dahil dünyada yeni alanlara yönelen araştırmacıların bir nevi ‘kızıl elma’sı bu ‘wnt’.


EKLEM İLTİHABI İYİLEŞECEK Mİ?
İşte John Hood (ve başka birkaç kişi) halen Samumed adına en az 32 tane ilaç patentine sahipler ve bunların ezici çoğunluğu ‘wnt’ ile bağlantılı.

Samumed, ilk olarak ‘jeneratif’ ilaçlar ortaya çıkarma peşinde. Hayvan deneyleri aşamasını geçip insanlar üzerinde denenen iki ilacı var. Bunlardan biri kelliği sona erdirme, yeni saç çıkarma iddiasında. İkincisi ise dünya çapında belki de 1 milyardan fazla insanın derdi olan artrit, yani eklem iltihabını hedef alıyor. Ve açıkçası halen gelinen aşamada iki ilaç da çok şey vaat ediyor.

Uzmanlar, çok şey vaat eden çok sayıda ilacın tam da bu aşamadan sonra başarısızlığının ortaya çıktığını ve bu yüzden bir türlü eczane raflarına ulaşamadığını hatırlatıyor. Böyle başarısız ilaçlar bütün icat edilen ilaçların yüzde 80’i gibi büyük bir yüzdesini oluştursa da, yatırımcılar Samumed’in ilaçlarına epey yüksek bir güven duyuyor olmalılar.

12 MİLYAR DOLARLIK ŞİRKET
Zaten tam da bu güven yüzünden benim bile Samumed’den haberim oldu. Anlatayım: Türkiye’den konan 2.4 milyon dolarla çalışmaya başlayan Samumed’in hem yaptıkları hem de hedefleri yavaş yavaş Amerika’da duyulmaya başlanınca bazı yatırımcılar da şirkete ilgi gösterir oluyor. Bu sırada şirketin de yeni araştırma parasına, yani yeni sermayeye ihtiyacı vardır, yatırım şirketleri para yatırmazdan önce şirketin değerini ölçtürürler; o sırada şirket değeri 6 milyar dolar olarak ölçülür, sermayeye yeni katılanlar bu değer üzerinden girerler. Yakın zamanda yeni bir sermaye arayışında bu değerleme bir kez daha yapıldı ve şirket değeri 12 milyar dolar olarak hesaplandı.

Şaka değil, 12 milyar dolardan söz ediyoruz. Samumed’in ilaçlarının başarılı olması halinde bu değer çok daha yükselecektir; çünkü daha sırada bazı körlük çeşitlerinin ve bazı kanserlerin tedavisini öngören ilaçlar var. Tabii başarısızlık halinde bu 12 milyar doların sıfıra düşmesi de ihtimal dahilinde.
Şirketin üçte birine sahip olan Osman Kibar’ın şu an teorik olarak 4 milyar dolarlık biri olduğunu söyleyebiliriz. Tabii, onun şirketinin ayakta durması için en zor zamanda Türkiye’den bir grup yatırımcının aralarında topladığı 2.4 milyon dolar da bugün çok kaba bir hesapla 2 milyar dolar civarında bir değere tekabül ediyor. Ama unutmayın bütün bu paralar şu an teorik olarak orada.

4 milyar dolarlık dâhi

HERKES TÜRK AMA ŞİRKET AMERİKAN
SAMUMED’in hikâyesinde benim en çok ilgimi çeken şey, tabii Samumed’in başarılı icatlarının yanında, şirketin kurucusunun, tıptan sorumlu başkanının, hukuktan sorumlu başkanının, finanstan sorumlu başkanının ve 120 çalışanından bir bölümünün Türkiye kökenli olması ama şirketin Amerikan olması.
Bunun maalesef bir temel sebebi var: Samumed’in Amerika’da bulduğu ve içinde nefes alıp değer kazandığı ‘eko sistem’in Türkiye’de olmaması.

Bu eko sisteme Türkiye’deki hukuk güvencesi de dahil, yatırım ortamı da dahil, değerleme mekanizmaları da dahil, mucitlere bu ülkede verilmeyen değer de...


ARKADAŞ ŞİRKETİ...
SAMUMED’in üst yönetimine baktığınızda gördüğünüz isimler tanıdık: Şirketin kurucusu ve başkanı Osman Kibar, finanstan sorumlu başkanı Cevdet Şamikoğlu, hukuktan sorumlu başkanı Arman Oruç, tıptan sorumlu başkanı Yusuf Yazıcı... Dördü de Robert Kolej’den dönem arkadaşı ve hepsi de Samumed’e gelmezden önce kendi alanlarında kendilerini Amerika’da ispat etmiş olağanüstü başarılı isimler.

Bu da bize, ülkemizdeki potansiyeli hatırlatmalı. Seçkin bir eğitimden geçen çocuklarımızın sadece dördü onlar. Her yıl liselerimizin 1 milyona yakın genci mezun ettiğini ve onların ezici çoğunluğunu dünyadaki yaşıtlarıyla rekabet edemeyecek kötülükte bir eğitimden geçirebildiğimizi hatırlarsak, boşa giden potansiyelimizi de anlayabiliriz belki...

X