Tohumculukta ihracat ithalatı geçti

TOHUM Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) geçtiğimiz hafta sonu Antalya’da uluslararası bir çalıştay gerçekleştirdi.

Haberin Devamı

“Geleceğimiz İçin Tohum” temasıyla iki tam gün süren çalıştay doğrusu dolu dolu geçti. Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ve bakanlığın üst düzey yöneticilerinin katılımı, etkinliğin önemini daha da artırmış oldu. Türkiye, tohumculukta son 50 yıl içinde önemli mesafeler almış bir ülke... Nitekim TSÜAB Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Gençer de bu olguyu yaptığı açılış konuşmasında paylaştığı veriler ile ortaya koydu. “Çalıştayın başarıyla tamamlanmasından büyük memnuniyet duyuyoruz” diyen Yıldıray Gençer ile birlikte etkinliği değerlendirdik.

TOHUMCULUK SEKTÖRÜ BÜYÜYOR
Gençer, “Amacımız, bitkisel üretimin altın anahtarı olan tohumu üretip, toprakla buluşturmak olan tohum sanayicileri ve üreticilerinin buluşmasıydı. Bu yüzden TSÜAB ailemiz ve sektör paydaşlarımızı ‘Geleceğimiz için Tohum’ ana temalı Çalıştayımızda bir araya getirmek istedik. Geçmişten günümüze tohumculuk sektörünün katettiği mesafeyi özetleyen bir filmle, destek ve teşvikler devam ederse, bu ivmeyi gelecekte nerelere taşıyabileceğimizi kısaca aktarmak istedik. 1980’li yılların ikinci yarısında dünyadaki yeni çeşitlere ve tekniklere ulaşabilen özel sektör tohumcuları, 2004 yılında çıkarılan 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun ve 2006 yılında çıkarılan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile yasal altyapısını da tamamlamış oldu. Tohumculuk Kanunu ile 2008 yılında Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) ve aralarında TSÜAB’ın da bulunduğu 7 alt birliğimizin kurulması, ülkemizde kanunla örgütlenmiş bir tohumculuk özel sektörünü de ortaya çıkardı. Tohum firmalarımızın büyük çabası, Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2005 yılında sertifikalı tohum kullanan çiftçilerimizin, 2008 yılında da sertifikalı tohumluk üreten TSÜAB üyelerimizin desteklenmesi ile Türkiye tohumculuk sektörü önlenemez bir ivmeyle büyümesini sürdürüyor” diyor.

Haberin Devamı

TOHUMCULUK DIŞ TİCARETİ
“Kendi tohumunu üretebiliyor olmak en az kendi savunma sistemlerine sahip olmak kadar ciddi bir konu” diyen Gençer, “Biz Türkiye tohumculuk sektörünün temsilcileri olarak bugün artık kendi coğrafyamıza ait ürünlerde yüzde 100, diğer ürünlerde de yüzde 90’ın üzerinde kendi tohumlarımızı üretebilir hale geldik. Birliğimizin kuruluşunu esas alırsak, son 15 yılda sertifikalı tohumluk üretimini yüzde 800 oranında artırarak 1 milyon 325 bin tona ulaştırdık. Üretimin yüzde 90’ı ise özel sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teriyle gerçekleşiyor. Tabii sertifikalı tohum üretimindeki başarımız, dış ticaretimize de yansıdı. Öyle ki geçtiğimiz yıl ithalat ile ihracat arasındaki daralttığımız makası ilk kez bu yılın ilk 8 ayında ihracat lehine açtık. 2022’nin ilk 8 ayında ihracat, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artarak 138 milyon dolara, ithalat da yüzde 25 azalarak 127 milyon dolara geriledi. Düşünebiliyor musunuz, bugün ihracatçımızın sayesinde 132 ülkede Türk tohumları ekiliyor! Bu, TSÜAB üyelerimizin ve desteklerini esirgemeyen Bakanlığımızın ortak başarısıdır. Ayrıca üyelerimizin yeni pazarlar bularak ihracat kapasitelerini artırmaları amacıyla 2011 yılından itibaren Sektörel Dış Ticaret Heyeti Programı’nı, 2012 yılından itibaren de kısa adı URGE olan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Projesi’ni yürütüyoruz. Bu programların ihracatımıza katkısı yadsınamaz büyüklükte. Yine dış ticaretimizi geliştirme faaliyetleri çerçevesinde ülkemiz ile birlikte gönül coğrafyamızda yer alan ‘Pakistan, İran, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Afganistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın üyesi olduğu Ekonomik İşbirliği Ülkeleri Tohumcular Birliği’nin (ECOSA) faaliyetlerine hız verdik. ECOSA olarak 2023 yılının Mart ayında Bakü’de 8. ECOSA Ticaret Kongresi’ni gerçekleştireceğiz” şeklinde konuşuyor.

Haberin Devamı

BİLGİ KİRLİLİĞİ
Gençer, çok güncel ve ilginç bir konunun da altını çiziyor: “Ülkemizde herkesin çok iyi bildiği iki husus var. Biri futbol biri de tarım. Ve özellikle tohum, sektörümüz ile ilgili şehir efsanelerinin baş kahramanı... Ne yazık ki halkımıza tohumu, uzmanlığı ve akademik unvanı tarım alanında olmayan kişiler anlatıyor. Düzenlediğimiz basın toplantılarında, çalıştaylarda ve bulunduğumuz her platformda bu yanlış anlatımı ve bilgi kirliliğini düzeltmek için çabalıyoruz. Aslında, çiftçimizin tohumla ilgili bir sorunu yok. Çiftçimiz zaten ürettiğimiz kaliteli ve verimli sertifikalı tohumları tercih ediyor. Buradan halkımıza şöyle seslenmek istiyorum; yanlış bilgilendirmelere itibar etmeyin. Yıllar süren çalışmalar sonrasında elde ettiğimiz başarı artık takdir edilmeli ve halkımız ürettiğimiz tohumlara güvenmeli. Kamuoyundaki bilgi kirliliği sonucunda insanlar sağlıklı beslenemiyor, sofrasına gelen meyve ve sebzeye endişeyle bakıyor. Böyle olunca da sektörümüz ve alın terini toprağa döken, ekmeğini topraktan kazanan fedakâr çiftçilerimiz zarar görüyor. Burada açıkça söylüyorum, biz ürettiğimiz tohumların arkasındayız.”

Haberin Devamı

SUYA GÖRE TARIM VE TOHUM
TSÜAB Başkanı Gençer’in üzerinde önemle durduğu konulardan biri de iklim değişikliği ve kuraklık. Gençer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Günümüzün gerçeği bundan böyle ‘suya göre tarım’ politikasıdır. Çünkü ve ne yazık ki kişi başı 1325 metrekareyle su kısıtı yaşayan ülkeler arasındayız. Dolayısıyla tohumculuk sektörü olarak iklimin değiştiği yönde ıslah çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Daha az suya ihtiyaç duyan, kuraklığa ve değişen iklim faktörlerine dayanıklı çeşitler geliştirmeye çalışıyoruz. İşin özüne baktığımızda tohum sanayicileri ve üreticileri bilgi ve teknoloji üretiyor. Doğal olarak bu alanda AR-GE çalışmaları olmazsa olmazımız. Tohumculukta AR-GE’ye yeterli kaynak ayrılması ve AR-GE yapan özel sektör kuruluşlarının desteklenmesi milli tohumculuğumuz açısından stratejik yatırım olacaktır. Öte yandan TSÜAB olarak yasa dışı tohumla mücadelemizi sürdürüyoruz. Haksız ticarete konu olan ve ‘tohum’ diye satılan bu kaçak ürünler, yasal olan yani sertifikalı tohumun satışını da son derece olumsuz etkiliyor. Yasal olarak tohum üreten birçok firmamızın uzun vadede bu haksız rekabetten büyük zarar görmemesi için piyasa denetimlerinin önemini vurgulamak istiyorum.”

Haberin Devamı

DÜNYA TOHUMCULUK KONGRESİ
Gençer’in son değerlendirmesi ise şöyle: “Sektörümüzü mutlu edeceğine inandığımız bir diğer konu ise pandemi sebebiyle 2023 yılında yapmaya hak kazandığımız Dünya Tohumculuk Kongresi’nin 2025 yılında ülkemizde yapılacak olması. Tohumculukta küresel ölçekte faaliyet gösteren 59 ülkeden 2 binin üzerinde temsilciyi 2025’te İstanbul’da ağırlayacağız. Türk tohumculuk sektörünün tanıtımı ve ticari işbirlikleri için bu büyük bir fırsat olacak. Dünya tohumculuğunun geleceği, tohum ticaretini kolaylaştırıcı unsurlar, ticari iş birlikleri ve ticarette uluslararası uyum gibi konuların ele alınacağı kongre dış ticaretimize büyük katkı yapacak. Son söz olarak, tohumculukta dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer almayı ve 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimini gerçekleştirerek 2023 yılı hedeflerine ulaşmış bir sektör olmayı hedefliyoruz demekten mutluluk duyuyorum.”

Yazarın Tüm Yazıları