Sanat paravanda kaldı

Türkiye’nin ilk yeni medya ve video sanatı galerisiydi Açık Ekran.

Haberin Devamı

Teşvikiye Caddesi’ndeki galeri, bu alandaki boşluğu doldurmak, Türk ve dünya sanatçılarının işlerini sergilemek üzere 2011 yılında Şekerbank tarafından kurulmuştu. Ali Akay’ın küratöryel danışmanlığı ve Kumru Eren’in yönetiminde 10 yıl boyunca Ulay’dan Ayşe Erkmen’e, Ali Kazma’dan Bettina Hutschek’e, Refik Anadol’dan Şener Özmen’e yerli ve yabancı pek çok ünlü sanatçının eserlerine ev sahipliği yaptı.

Sanat paravanda kaldı

Banka yönetiminin geçen yılın son aylarında aldığı kararla video sanatının ilk ve tek adresi Açık Ekran bir anda karardı, yani kapısına kilit vuruldu.

Bizde kültür-sanat alanına en büyük destek veren kurumların başında bankalar gelir. Açtıkları kültür merkezleri, yayınevleri, galeriler ve konser salonları ile kültürel hayatımıza büyük bir canlılık kazandırdılar.

Haberin Devamı

AYAKKABICI OLUYOR

Şekerbank’ın kendisine ait bir binada açtığı böylesine özel bir galeriyi kapatması, ne yazık ki bunun tersi bir örnek oldu.

Geçen günlerde binanın önünden geçerken paravanla kapatıldığını gördüm. Belli ki içeride tadilat yapılıyordu. Duyduğuma göre galerinin yerine şimdi bir ayakkabı mağazası açılacakmış ve bu dönüşümün tadilatı yapılıyormuş.

İnşaatı kapatmak için kurulan paravanın üzerine çeşitli ilan afişleri yapıştırılmış. Bunlardan biri hayli ironikti. Bir sanat kitabının ilanıydı bu. Kapağında da Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in meşhur ‘İnci Küpeli Kız’ tablosu.

Sanat galeriden çıkarılmış, paravanın üzerine alelade yapıştırılmış bir afişte kalmıştı. Galerinin ekranlarında artık video sanatının örnekleri değil ama mağaza vitrininde en yeni ayakkabı modelleri sergilenecek.

YAKUP KADRİ’NİN OTURDUĞU APARTMAN

Açık Ekran galerisi Teşvikiye Caddesi’nin simge binalarından Karaosmanoğlu Apartmanı’nın giriş katında bulunuyor. Yarı zeminde arkaya doğru uzanan galeri video gösterimi için oldukça uygundu. Binanın caddeye bakan cephesinde iki küçük penceresi bulunuyordu. Bir ayakkabı mağazası olması için bu bölümün yıkılıp giriş kapısı ve vitrin yapılması gerekir. Tarihi eser niteliğindeki bir binada bu tadilata nasıl izin verildiğini merak ediyorum.

Sanat paravanda kaldı

Haberin Devamı

1925 yılında lavanten Victor Polikar tarafından Ermeni bir mimara yaptırılan bina, dönemin art noveau mimari anlayışını yansıtıyor. 1940’larda varlık vergisi dolayısıyla Vakıflar’a satılan bina, Karaosmanoğlu Ailesi Vakfı’nca satın alınmış, uzun süre yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na da ev sahipliği yapmıştı.

Yakup Kadri’nin hatırası bile yeterdi aslında binanın korunması için.

BU KAPAĞIN BİR ANLAMI OLMALI

USTA yazar Selim İleri yeni bir romanı yayımlandı. Adı, ‘Yaşadınız Öldünüz, Bir Anlamı Olmalı Bunun’.

Romanında edebiyatımızın bir başka büyük ustası Ahmet Hamdi Tanpınar’ı anlatıyor.

Tanpınar’ın dünyasında yapılmış müthiş bir yolculuk sunuyor okuruna Selim İleri.

Haberin Devamı

Romanı aldığımda benim dikkatimi çeken ilk şey kapağı oldu.

Sanat paravanda kaldı

Bir kumar masasının başında güzel bir kadın ve hemen arkasında Tanpınar. Usta yazarın kumara merakı mı vardı ya da kumarbaz bir kadına mı âşık olmuştu diye düşünmeden edemiyor insan. Hiçbiri değil tabii.

Kapak görseli, edebiyat dünyasında yıllardır konuşulan ama gerçekliği tartışmalı bir konuya dayanıyor.

Anlatılanlara göre Ahmet Hamdi Tanpınar usta yönetmen Ömer Lütfi Akad’ın 1959 yılında ‘Zümrüt’ filmini çektiği sırada sık sık seti ziyaret etmiş. Hatta bir kumar sahnesinde figüran olarak rol bile almış. 

Filmin başrollerinde Çolpan İlhan, Sadri Alışık, Fikret Hakan, Ulvi Uraz, Kâmran Yüce, Atıf Kaptan gibi dönemin ünlü oyuncuları var.

Haberin Devamı

Selim İleri kitabında Tanpınar’ın filmde rol alıp almadığını muğlak bırakmış ama kapak bu söylentiyi doğrular nitelikte. Filmin o kumar sahnesinden esinlenerek yapılmış kapak. Masanın başındaki genç ve güzel kadın Çolpan İlhan’dan başkası değil. Arkasında da Tanpınar duruyor. Filmin
o sahnesine baktığınızda Tanpınar’ın masasındaki kadın belli ki Çolpan İlhan. Ama Tanpınar olduğu söylenen kişi başka bir oyuncu.

OKTAY HOCA’YA VEDA

Sanat paravanda kaldı


BİR gün bir roman okudum ve hayatım değişti diyemem ama bir hocam oldu ve kaderimi değiştirdi diyebilirim. Kabataş Erkek Lisesi’ndeki edebiyat öğretmenim şair Oktay Tuncer’di o. Lisenin fen bölümünü bitirip İstanbul Üniversitesi’nde Türk dili ve edebiyatı okumamı, tutkumun peşinden gitmemi sağlayan idolüm. Dün son yolculuğuna uğurladık çok sevdiği Ortaköy’den. Huzur içinde uyusun.

 

Yazarın Tüm Yazıları