Bir veli yazısı

Sabah zorla uyandırma girişimleri, bilgisayarı açıp önüne koymalar, adeta “Ders çalış” yalvarışları, “Kendini geliştir” tavsiyeleri, “Telefonu ya da oyuncağını kaldır, derse odaklan” talimatları...

Haberin Devamı

Diğer yandan bilgisayarsızlık, internetsizlik, çocuk sayısına yetmeyen televizyon... “Aman çocuğum hastalanmasın, ya okulda virüs kaparsa” ile “Eee ama sokağa çıkıyor” ve “İki yıl kaybetti, nasıl toparlayacak, ne olacak bu çocuğun durumu” arasında gidiş gelişler... Çocukları karşımıza oturtup, durumu anlatıp, kendini geliştirmek için neler yapması gerektiğini söylemek, dil dökmek... “Ekran karşısında bu kadar uzun durma”dan, “Ekranın karşısından sakın kalkma”ya geliş. Sahi, ne olacak bu çocukların hali? Telafi edebilecekler mi kaybettiklerini? Türk Eğitim Derneği Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu üyesi Selçuk Pehlivanoğlu ile bu konuda uzun uzun sohbet ettik. Bir bölümünü sizlerle de paylaşmak istiyorum. Pehlivanoğlu, dünyadaki araştırmalara da dikkati çekerek, önce “Uzaktan eğitim değil, uzaktan öğretim olur. Üstelik uzaktan öğretim de 15 yaş üstü içindir. Bilimsel açıdan böyledir. Akıllı ya da zengin olmakla ilgili değil. Bu beyin gelişimiyle ilgili” dedi.

Haberin Devamı

EN SON OKULLARI KAPATMALIYDIK

Birçok veli gibi ben de dünya ülkelerinin salgın sürecinde ne yaptığına bakmaya çalıştım. Ülkemizde bir süre her yer açık ama okullar kapalıydı, üstelik yaz aylarını da değerlendiremedik. Bu düşüncelerimi Selçuk Pehlivanoğlu ile paylaşınca şöyle dedi:

“Kesinlikle ve kesinlikle bizim başından beri okulları en son kapatmamız gerekirdi. Dünya böyle yaptı. İl ve ilçe bazlı planlama yapmalıydık. Örneğin Fransa’da sokağa çıkma yasağı var ama okullar açık. Hem dünyada hem Türkiye’de okullara giden çocukların bulaştırıcılığı, gitmeyen çocuklardan çok daha az. Geçtiğimiz yaz aylarını değerlendirebilirdik. Almanya, Fransa gibi ülkelerde yaz tatili 6 hafta. Bizde 13 hafta.”

YENİDEN PLANLAMA ŞART

Olandan ders çıkarmakta fayda var. Ama asıl mesele, kazanımların bile kaybedilme riski bulunduğunu göz önünde bulundurursak, gelinen noktanın nasıl telafi edileceğinde. Ya da son dönemde dile getirilen “kayıp nesil” oluşumunun nasıl önleneceğinde... Selçuk Pehlivanoğlu’nun reçetesi şöyle:

Haberin Devamı

“Doğru planlama ve irade şart.

Aşılama ile birlikte ortaya çıkacak tabloda, yaş gruplarına göre okulların açılması için yeni bir planlama yapılmalı. Yani salgının seyrine göre il, ilçe, köy bazlı ayrı değerlendirmelerle, okullar koşullara göre açılmalı.

Öğrencilere bir kazanım testi yaparak, eksik konuları telafi etmek için gerekli müfredatın sürece yayılması lazım.

Yaz tatilinin başka ülkelerde 6 hafta iken, bizde 13 hafta olduğunu göz önünde bulundurarak, yaz tatilinden çalmaktan korkmamalıyız.

Planlamaları, gerekli müfredat düzenlemelerini yaparsak 2 yıl içinde tüm bu kayıpları telafi edebiliriz.”

Selçuk Pehlivanoğlu’nun önerileri böyle. Ama konuya bir de tersten bakmak gerekiyor. Mevcut düzenin üzerine aynı şekilde devam edilirse ne olur? Yani salgın biter ve okullar açılırsa, herkes nerede kaldıysa oradan devam ederse... Selçuk Pehlivanoğlu’na göre söz konusu olasılık iki önemli risk barındırıyor:

1- Okul terklerinin artması.

Haberin Devamı

2- Başarısız çocukların başka alanlara hatta arzu edilmeyen eğilimlere yönelmesi. Bunun sonucu olarak da sosyal ve psikolojik sorunların artması.

Kısacası, yeni dönemin planlarının yapılması ve mutlaka kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor. Yazıyı bitirirken Selçuk Pehlivanoğlu’nun bence sohbetimize damga vuran iki cümlesine yer vermek istiyorum:

“Bireyin sağlığı ile bireyin geleceği arasındaki denge mutlaka kurulmalı. Bunu kuramayan toplumlar nesillerini kaybeder, bu da ülkelerin felaketine neden olabilir.”

Yazarın Tüm Yazıları