A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

Sevgili okurlarım... Bu pazar gününü sessiz dostlarımıza ve onlarla ilgili tartışmalara ayırıyorum.

Haberin Devamı

Öncelikle şunu söylemeliyim, benim de sessiz dostlarım var, dört köpeğimle birlikte yaşıyorum. Ancak son dönemde iki önemli konu gündemimizde. Bunlardan biri 31 Aralık’a kadar kedi, köpek ve gelinciklere mikroçip takılma zorunluluğu, diğeri ise sokak köpekleri ve sürülerle ilgili tartışma. Her iki tartışmayı da Ankara’da sessiz dostları olanların çok yakından tanıdığı veteriner hekim, köpek eğitim uzmanı, kinolog ve Hürriyet Ankara Yazarı Tarkan Özvardar ile konuştum. Ayrıca Ankara’da Emniyet Müdürlüğü Bünyesinde kurulan Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Büro Amirliğini ziyaret ederek, onları da dinledim.

A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

DÜNYADA ÇİP UYGULAMASI VAR MI?

GEREKLİ Mİ, ZARARLI MI?

Veteriner Hekim Tarkan Özvardar’ın uluslararası yarışmalara katılan köpekleri var, bu yüzden 30 yıldır çipliler. Çünkü AB ve ABD başta olmak üzere birçok ülkeye başka türlü seyahat edemezler. Dünya genelinde uygulanan şimdi de Türkiye’de uygulanacak olan çip sisteminin gerekçelerini Tarkan Özvardar şöyle anlattı:

KİMLİK YERİNE GEÇER TERK EDİLMEYİ ÖNLER

Haberin Devamı

* Mikroçip kimlik yerine geçer, köpeği tanımlar, hastalık ve aşılarını gösterir, sahibinin bilgilerini içerir. 

* İstatistiki olarak evcil hayvan popülasyonunu gösterir. 

* Hayvan hareketlerini kontrol altında tutar. Özellikle yurtdışından giriş ve çıkışları kontrol etmek amaçlıdır. Örneğin bir ada ülkesi olan İngiltere’ye hastalıklı bir köpek girişini ve orada yayılımını engeller. 

* Kaçak hayvan transferini engellemek için kullanılır. Örneğin COVID salgını sırasında Türkiye’den toplanan köpekler Kanada’ya götürüldü ve satıldı. Kanada ek kanun çıkararak, köpeği kim uçuruyorsa karne ve çipin o kişinin üzerine olması zorunluluğunu getirdi. 

* Yurtdışı seyahatler için dünyada şarttır. 

* Suiistimali engeller. 

* Köpeğin sahibi tarafından terk edilme durumunu tespit eder. 

* Adli durumlarda kullanılır.

İŞTE O MİKROÇİP

Fotoğrafta o mikroçipi, hemen yanında da pirinç tanesini görüyorsunuz. Peki nasıl takılıyor, kaç lira ödemek gerekiyor, sessiz dostumuzun canını acıtıyor mu? Yanıtlar Tarkan Özvardar’dan:

A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

* Enjektörle konuluyor. Anestezi yok. Acı veren bir şey değil. Pirinç tanesi kadar. Aşı olduğunda duyduğu acının bir tık üstü.

* Çiple hayvanınızı takip edebildiğiniz yalan, şehir efsanesi.

* Çip fiyatları ilçe tarım müdürlüklerinde farklı, veterinerlere göre de farklılaşıyor. 35 ile 100 lira arasında değişiyor.

* Henüz net bir açıklama yapılmadı ama Türkiye’de de aşılamaların çiplere tanımlanmasını bekliyoruz.

YETERİNCE ANLATILMADI SÜRE UZATILMALI

* Ancak bu konu yeterince anlatılmadı, korkan insanlar var. Bakanlık bu uygulamayı anlatmalı.

* Evcil hayvanların dörtte üçü henüz çiplenmedi, süre uzatılmalı.

A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

* Cezai yaptırımda da sıkıntı var, en yüksek ceza çip taktırmayana. Oysa en yüksek ceza, köpeğini terk edene verilmeli.

* Türkiye’de sokak hayvanlarına takılma uygulaması yok, ancak bu da olmalı.

KÜÇÜK IRKLARDA RİSK VAR MI?

Özellikle çipe karşı olanların ve hayvanseverlerin aklında tek bir soru var. Çiplerin küçük ırklara zararı olup olmadığı. Veteriner hekim Tarkan Özvardar bu konudaki tespitlerini de açık açık paylaştı:

* Çipler bazı küçük ırklarda sorun yaratabilir.

* Bazı ırkların bazı hastalıklara eğilimi fazla.

* Çip özellikle küçük ırklarda MR çekiminde, vücut alanı küçük olduğu için yanlış sonuç vermesine neden olabilir, görüntüyü engelleyebilir. Bu nedenle küçük ırklarda bacağa takılması gerekiyor.

RİSKLİ DURUMLARDA VETERİNER KARAR VERMELİ

* Öte yandan yine bazı küçük ırklarda bireysel duyarlılık, ret, kistik oluşum, kanser tetiklemesine de neden olabilir.

* Bu nedenle küçük ırklarda ve risk taşıyan hayvanlarda çip takılıp takılmayacağına veterinerler karar vermelidir. Bunu tanı ve raporla veterinerler ortaya koyabilir. Bu durumda hayvanın kaydı yapılır, kayıt altına alınır, çip derinin altına yerleştirilmez, sahibi yanında taşır.

SÜRÜLER, ÇETELER, ARTAN SOKAK KÖPEĞİ POPÜLASYONU
SOKAK KÖPEKLERİ GÖKTEN İNMEDİ

Artan sürüler, çeteler, saldırıya uğrayan insanların ardından konu Bakanlar Kurulu’nun da gündemine gelmişti. Edindiğim bilgiye göre bir süre önce ilgili bakanlık yetkilileri, emniyet, bazı üniversitelerden uzmanlar buluştu. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’de yaklaşık sekiz buçuk milyon sokak köpeği bulunduğu, önlem alınmazsa bazı şehirlerde matematiksel olarak köpek nüfusunun insan nüfusunu geçebileceği hesaplandı. Bu durumun önlenmesi için ise kısırlaştırmanın önemine dikkat çekildi. Peki bugüne kadar neden yapılmadı ve nasıl yapılmalı?

Haberin Devamı

HIZLA ÜREDİLER

Veteriner hekim Tarkan Özvardar aynı zamanda hem evinde hem de eğitim merkezinde çok sayıda sokak hayvanını sahiplenmiş bir isim. Bakın neler söyledi:

* Bu köpekler gökten inmedi. Kırsaldan şehire gelenler, hayvanlarını getirdiler, kırsalda dışarıda kalan köpek sokakta kaldı.

* 30 yıl önce şehirlerde inşaat alanlarını korumak için köpekler konuldu, o köpekler hızla çoğaldı.

* Ne yazık ki kimileri köpeklerini terk etti, sokağa bıraktı.

* Köpekler yıllar içinde hızla üredi, bu süre boyunca politika geliştirilmedi.

ÇETELER NASIL HAREKET EDER?

* Köpekler doğaları gereği sürü halinde hareket eder. Kurtlar gibi.

* Sürüler bir bölgeyi sahiplenir. Başka köpek, insan o bölgeye girerse; onu tehdit algılarsa saldırabilir.

* İçlerinde anne varsa yavruları nedeniyle daha hassastır.

* Köpekleri harekete geçiren dürtü, topu attığınızda koşup getirmesi örneğinden anlaşılır. Koşarsanız arkanızdan koşar.

* Sokak köpekleri açlıktan saldırmaz. Sokak köpeği genelde aç değildir, çöpleri karıştırır, insanlar verir.

* Sürülerde seksüel algı dinamizmi ve mental algı saldırganlığı körükler. Erkek sinirli, dişi kızgınlık dönemindeyse bu gözlemlenir.

ÇÖZÜM KISIRLAŞTIRMADA

“Onların da yaşam hakkı olduğu unutulmamalı” diyen Tarkan Özvardar, çözüm önerilerini de sıraladı. Tıpkı yetkililerin yaptığı toplantıdaki gibi “kısırlaştırma seferberliği” önerdi:

* Belediyeler birlikte çalışmıyor, koordinasyon yok. Hatta köpekleri toplayıp birbirlerinin bölgesine bırakıyorlar.

* Burada herkes birlikte hareket etmeli.

* Seferberlik şeklinde bir kısırlaştırma başlatılmalı, sürü istatistiği sınırlı tutulmalı. Yani bu durum sürdürülmeli.

ÇETEYE YAKALANDIM NE YAPACAĞIM?

Hürriyet Ankara Yazarı Tarkan Özvardar, sürünün öncelikle tepkisine mutlaka bakılması gerektiğini söyledi. Yani sadece havlıyorlarsa yürüyüş temposunu değiştirmeden, o bölgeyi terk etmek gerekiyor. Ancak eğer size doğru koşuyorlarsa yapmanız gerekenler:

A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

AĞAÇ POZİSYONUNA GEÇ

* Hemen sakin kalarak, ağaç olun. Yani ellerinizi birleştirin, ayak uçlarınıza bakın. El hareketini köpek tehdit olarak algılar. Gözlerinin içine bakmayı da aynı şekilde. Ağaç şeklinde sakin durursanız, dolanır ve gider. Siz de yine sakin yavaş tempoyla bölgeyi terk edersiniz.

* Elinizde şemsiye varsa ya da üzerinizde bir mont ya da yelek, şemsiyeyi açın ya da montu çıkarıp, sürüye sallayın.

* Köpekler ani şekil değişikliğini kavrayamaz ve uzaklaşır.

A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

* Eğer bir köpek gezdiriyorsanız, gerekli önlemler alınana kadar küçük havalı korna ile dolaşmanızı tavsiye ederim. O ses sürüyü uzaklaştırır.”

ISIRILDIM NE YAPACAĞIM?

Bu sorunun yanıtları da Veteriner Hekim Tarkan Özvardar’dan:

* Isırılan bölge hemen antiseptik solüsyonla temizlenmeli.

* Köpek tanıdıksa aşı karnesi sorgulanmalı.

* Küpeli sokak köpeği aşılı demektir.

* Ancak hekime mutlaka başvurulmalı, ısıran köpek aşılı hatta kendi köpeğiniz bile olsa tetanos aşısı yaptırıp, olası enfeksiyona karşı antibiyotik tedavisine başlanmalıdır.

* Aşısız köpeklerde kuduz aşısı ve tetanos hemen uygulanmalı.

ÇEVRE DOĞA VE HAYVANLARI KORUMA AMİRLİĞİ

Türkiye genelinde Emniyet bünyesinde kurulan amirliği Ankara’da ziyaret ettim. Polis İmdat hattı ya da HAYDİ (Hayvan Durum İzleme) uygulaması üzerinden gelen ihbarlar üzerine harekete geçiyorlar. Bu bölümdeki personel özel eğitimli. Hayvanlara yönelik suçlarda da, başıboş hayvanlarla ilgili sorunlarda da bu ekipler görevli. Ayrıca bu ekipler sokak hayvanlarının soğukta aç kalmalarını önlemek için gönüllü olarak besleme de yapıyor.

A’dan Z’ye sessiz dostlarımıza mikroçip

BARINAKLAR ÇÖZÜM MÜ?

Çıkarılan yasaya göre rehabilite edilen köpek alındığı yere bırakılmak zorunda. Zaten yeterli sayıda barınak da yok. Peki barınaklar çözüm mü ya da ne kadar kuralına uygun? Örnek barınağın nasıl olması gerektiğini gösteren Tarkan Özvardar’ın yanıtları:

* Ne yazık ki Türkiye’de genelde barınaklar toplama kampı şeklinde.

* Koşulları uygun değil.

* Çalışanları eğitimsiz, mutlaka eğitim verilmeli.

* Barınak geçici olur, üstelik bir de üzerine rehabilitasyon merkezi yazıyorlar. Üç-beş bin köpek var. O ortamda ve koşullarda neyi rehabilite edeceksin.

* Kuralları konulmalı, denetimleri yapılmalı.

BEN NE DİYORUM

Haberin Devamı

Benim de köpeklerimden biri küçük ırk ve artık çok yaşlı. Çip uygulamasında riskli durumlarda veteriner hekimin kararına bırakmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca süre mutlaka uzatılmalı. Veterinerlerde ya karne var çip yok, ya da çip var karne yok. Bu tür kararlar alınırken de işin uzmanlarıyla ve sivil toplum örgütleriyle mutlaka geniş katılımlı toplantılar yapılmasında fayda görüyorum. Diğer yandan 1 Ocak’ta köpek sahiplenenlerin, üstüne kayıtlı köpeği başkasına sahiplendireceklerin nereye başvuracakları gibi soruların yanıtları yok. Gelelim sokak hayvanlarına. Onlar da can ve dostlarımız. Ancak saldırganlıklarını önlemek, popülasyonu da kontrol altında tutmak gerekiyor. Bunun için bakanlık ve belediyeler aynı anda bir seferberlikle kısırlaştırma başlatmalıdır.

Yazarın Tüm Yazıları