Paris Haute Couture Haftası’nda ‘plagiarism’ şoku

Topluma mâl olmuş veya olmamış, büyük veya küçük tüm tasarımcılar, mimarlar, besteciler kısacası tüm sanatçılar için özgün olmak, yarattıkları dünyada en önemli unsurdur. Bazen ilham aynı bakış açısından gelir.

Haberin Devamı

Bu da ufak tefek esinlenmeler ortaya çıkartabilir ama taklit etmek ayrı bir konu.
Çünkü taklidi hayata geçiren kişinin etik değerleri, yaptığı tasarımı gölgede bırakır.
Her sektörde olduğu gibi moda sektöründe de başka birinin eserini, buluşunu, düşüncesini kaynak göstermeksizin kendisine aitmiş gibi kullanması, kısacası emek ve fikir hırsızlığı anlamına gelen “plagiarism”le suçlanan tasarımcılar maalesef var.
Dijital dünya öncesi bunları yakalamak kolay değildi, içeriklere ancak arşivlerden ulaşılırdı. O yüzden değil taklit, tasarımlarda esinlenme bile nadirdi. Dijital dünya sonrası bu mertlik irtifasını kaybetmiş uçak gibi hızlı bir şekilde bozuldu.
Geçtiğimiz günlerde son bulan Paris Couture Haftası’nda maalesef benzeri iki büyük şokla karşılaştık.
Moda sektörünce yurt dışında büyük bir yere sahip belli başlı moda tasarım okullarında öğrenciler tarafından tasarlanan şeylerin büyük modaevlerindeki tasarımcılar tarafından kullanıldığına ara ara şahit oluyoruz.
Tabii ki her yerde olduğu gibi burada da büyük balık, küçük balığı yuttuğu için sosyal medyada birkaç gün gündem olup daha sonra konu soğumaya bırakılıyor.
2022 Kasım ayında tasarladığı çizimi İtalya’daki bir tasarım okuluna gönderen Cemre Kazandıvatan’ın tasarımını Couture Week’te Schiaparelli’nin 2023 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda kendi tasarımı gibi kullanması şok etkisi yarattı.
Konu sadece bizim ülkemizde ses getirebildi, bu konulara sıkça değinen Diet Prada hesabıyla konuyu gündemine taşımadı kısacası olay kapandı gitti. Fakat uzun zaman sonra ilk defa StyleZeitgeist dergisi instagram hesabından Jean Paul Gaultier Haute Couture İlkbahar/Yaz 2023 koleksiyonunu tasarlayan Haider Ackermann’a direkt yazılan açık mektupla “plagiarism” tekrar gün yüzüne çıktı.
Bu sefer Haider Ackermann, Jurgi Persoons’un 1999 yılında tasarladığı tasarımın hemen hemen aynısını defilesinde kendi tasarımı olarak kullanınca bu sefer sesler yükseldi.
Bu döngüden kurtuluşun olabileceğini maalesef hiç düşünmüyorum.
Yurt dışında mahkemeler hemen hemen her gün dünyaca ünlü markaların taklit tasarımlara açtığı patent davaları ile dolu.
Bizim ülkemize değinmiyorum bile maalesef... Influencer’ların veya sıradan isimlerin ortaya çıkarttıkları baştan sona çalıntı tasarımları sayesinde yine özgünlüğünü kaybeden bir ülke yaftasını yemeye başlıyor olmamızdan oldukça üzüntü duyuyorum.
Bu durum sadece bizim ülkemizde yok...
Modanın anavatanında olan Chiara Ferragni de baştan sona çalıntı modellerle hâlâ markasını yönetmeye devam ediyor.
Zara da birçok taklit tasarımı bünyesinde barındırıyor, liste uzar da uzar.
Yanlış örnekleri, kendine yol haritası çıkaran marka stratejilerini ahlaki değerleriyle bir tutarım.
Dolayısıyla önce çıkan tasarımlara, sonra da bu tasarımları destekleyenlere bakarım.
Bakın bu arada şuna sonuna kadar varım. Açılan mağazalara her çalıntı tasarımların yanına orijinal markanın fotosunu koyup, ‘şu modelden alınmadır’ diye marka ve model içeriğini söylensin.
İşte bunu ayakta alkışlarım ama kalkıp Saint Laurent, Dior, Chanel, Isabel Marant, Johanna Ortiz gibi markaların hem de yeni sezonları alınıp kendi tasarımlarıymış gibi etiketlenip gösterilmesin. Böylece tüketici de bilmeden sahte giyen kişiler haline getirilmemiş olacak.
Kral çıplak sevgili okuyucular...

Yazarın Tüm Yazıları