"Hakan Gence" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Gence" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Hakan Gence

Projesi kitaplara girdi ödüller kazandı

7 Mayıs 2011

Ayça Dinçkök büyükbabasının ismini verdiği mekanın tasarımı için, Türkiye’nin önde gelen mimarlarından oluşan üç ayrı mimarlık atölyesinden projeler aldı. Sonunda Emre Arolat Mimarlık Atölyesi’nin projesine karar verildi. Bu projenin bir özelliği daha var: Henüz hayata geçirilmeden önce ‘1000 Ideas by 100 Architects’ (100 Mimardan 1000 Fikir) kitabına girdi. ‘2010 Avrupa Gayrimenkul Ödülleri’nde derece aldı

EMRE AROLAT (PROJENİN MİMARI)İki zıt varoluşu barındırıyor

Yalova bir yüzüyle doğa kenti. Endemik bitkiler, bunların insan eliyle titizlikle yetiştirildiği, sergilendiği, ticari olarak değerlendirildiği alanlar... Burada öne çıkan renkli, neşeli ve canlı bir dünya var. Aynı zamanda, bir yanıyla da endüstri kenti. Kuşkusuz bu yüzünün oluşturduğu varoluş biçimi, diğeri kadar sorunsuz değil. Neşeli ve canlı olduğu da iddia edilemez. Onun yerine hayatın daha meşakkatli yanlarından, emekten ve terden söz edilebilir. Birbirine tamamen zıt olan bu iki varoluş biçiminin bu kentte iç içe geçtiğini, birbirinden beslendiğini söylemek yanlış olmaz.

DIŞ CEPHESİ TÜL GİBİ

Yapının, bir kültür merkezi olarak sözü edilen ruhun egemen olduğu kentle ve kentliyle kuracağı ilişkinin biçimi, tasarımımın ana damarı olarak ortaya çıktı. Pırıltılı ve afili malzemeler yerine dış cephe kaplaması olarak tasarlanan ve dirençli yapı çeliğinden elde edilen delikli plakaları paslı yüzeyleriyle kullandım. Bu da yapının yeni olma halini, hatta yabancılığını bir yana bırakmasını sağladı. İçeride yer alan yüzeylere büyük ölçekli dijital baskılarla sıvandı. Dış cephe tıpkı bir tül perde gibi, yüzeyin akşam saatlerinde kaybolmasını ve iç alanın algılanabilmesini sağlıyor. Metal tül, rüzgarın, yağmurun veya güneşin olumsuz etkilerini dışarıda bırakıyor. Ben mimariye ve çevreye; sadece iyi tasarlanmış ve güzel yapılar inşa etme görüşünde değilim. Yapıyı insana, kente ve doğaya dair bir görüş üretme, mekanı kurmaya yönelik düşünce geliştirme yolundayım.

AYÇA DİNÇKÖK (AKKÖK ŞİRKETLER GRUBU İCRA KURULU ÜYESİ)Fabrika gibi tasarım hayal ediyordum

Büyükbabam Raif Dinçkök Türkiye’nin sanayi hayatına 1952’de atıldı. İstanbul Sanayi Odası’nda yaptığı hizmetlerin yanında iş dünyasında hatırlanan bir kişi oldu. Ben, 21 yaşıma kadar büyükbabamı tanıma fırsatını buldum. Üzüntüm, iş hayatına katıldığımda yanımda olmamasıydı. Çok babacan ve pragmatik bir insandı. En önemlisi tüm işlerimizin tohumunu kendi başına atmıştı. Bugün bizleri buralara onun heyecanı, tutkusu getirdi. 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiğimiz Yalova’da kent ekonomisine katkıda bulunmakla yetinmeyip, Yalovalıların sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunabileceğimiz bir proje üretmek istedik. Binanın temelini Şubat 2008’de Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ın katılımıyla attık. Tasarımını bir fabrika gibi hayal ediyordum, sanayiyi andırmasını istedim.

ÜRETİM MUTLU EDİYOR

Yazının devamı...

Kim salonunda bir Naomi istemez ki

30 Nisan 2011
Mobilya ve ev objeleri tasarımına merakınız ne zamandır var?
- Annem güzel sanatlar fakültesinde okudu. Ben de küçüklüğümden beri tasarımın ve sanatın her dalına ilgi duydum. Resme merakım çok fazlaydı. Evimize gelen şık kadınların kıyafetlerine yorumlar yapar, ilgilenirdim. Moda başımı döndürdü ama çocukluğumdan beri mimariye de ilgim vardı. Moda çizimleri yanında mimari çizimler de yapardım. Benim kıyafetlerimi giyecek birinin oturduğu koltuk veya evin dekorasyonunu hayal ederdim. Doğtaş mobilyadan teklif gelince hep tasarladığım mobilya çizimleri bu sefer kağıttan gerçeğe dönme fırsatı buldu.
Sizce moda ve dekorasyon arasında nasıl bir ilişki var?
- Kesinlikle birbirlerini etkiliyorlar. Sanırım moda hızlı ve kolay bir değişim içinde olduğu için dekorasyonu daha çok etkisi altına alıyor.
Bir mobilya tasarımcısı da çıkıp, ‘Ben de elbise tasarlarım’ derse ne olacak?
- Diyebilir... Önemli olan yaratıcılık ve profesyonellik. Dediğim gibi ben de bu konulara uzak değilim. Nişantaşı’ndaki mağazamın dekorasyonunda da kendi fikirlerimi kullandım. Eleştirilere de açığım tabii.
Bundan sonra mobilya tasarımı devam eder mi?
- Fendi ve Armani gibi markaların da mobilya mağazaları var. Benim neden olmasın?
Elbise tasarlamak mı, mobilya tasarlamak mı daha zor?
- Severek yaptığım bir iş olduğu için tasarım kısmında bana hepsi kolay geliyor. Ama mobilya tasarlarken daha büyük bir sorumluluk hissettim. Çünkü kıyafet biraz daha sezonluk oluyor. Ama mobilyalar daha uzun süre kullanılabiliyor.
Neden bu koltuğun ismi Naomi?
- Naomi Campell’in giydiği çok ünlü bir kıyafetim vardı. Pembe ve siyah çizgili straples bir elbiseydi. Onun çizgisinden esinlendim. Bu yüzden de ismi Naomi oldu. Ve karşınıza çok fresh bir Naomi çıktı.
Onun hangi özellikleri var?
- Hataları ve huysuzluğu yok. Güzel yanları ve o giydiği kıyafet var. Bir de aurası bu mobilyaya yansıdı. Kısaca ‘Naomi ile aşk başkadır’.
Onun haberi var mı?
- Mail attım. Bana gülen bir yüz yolladı...
Tasarım aşamasında nasıl çalıştınız?
- Kendi evimde ve arkadaşlarımın evlerinde denemeler yaptım. İskelet formunda rahatlık ve fonksiyonelliği göz önüne aldım. Çocukların üzerinde tepinecekleri, genç evli çiftin misafirleri ağarlayacakları bir şey yapmaya çalıştım. İskeletin üzerine kumaşla Atıl Kutoğlu ruhunu verdim.
Malzemeleri nasıl seçtiniz?
- Ağaç hastası değilim. Ayrıca müze gibi evleri sevmiyorum. Huzur veren sade düz hatlı ürünleri tercih ediyorum.

ELİST BİR TUTUMUM YOK

Nerede yaşıyorsunuz?
- Viyana’da yaşıyorum. İstanbul’a Nişantaşı’na açtığım mağaza için sık sık gelip gidiyorum. Zamanımın çoğu da iş seyahatleriyle geçiyor.
Evinizin dekorasyonu nasıl?
- Kullanışlı, rahat dekorasyonu seviyorum. Ama hala hayalimdeki dekorasyonu yapamadım. Eski ve bütünleştiğim bazı objelerim var. Ama evimde çok az vakit geçirebiliyorum.
Evin hangi alanlarında vakit geçirmeyi seversiniz?
- Çalışma masamda ve kanepelerimde tasarım yapmayı... Zaten bu yüzden tasarladığım kanepe de bu işe çok yatkın.
Tasarımla bu kadar tasarımla iç içeyken özel hayatınızı es geçtiğiniz olmuyor mu?
- Bunu çok düşündüm. Hatta ikileme düştüğüm oldu ama sonra başka insanların bu hayatı yaşamak için neler vermeyeceğini düşündüm ve tadını çıkarmaya karar verdim.
Hep tasarım mı konuşursunuz?
- Hayır. Haftasonlarını ailemle geçiririm. Arkadaşlarıma karşı elist bir tutumum yoktur. Moda ve tasarım dışında her şeyi konuşurum. Çevremdekilerin kıyafetlerini de asla eleştirmem.

DEKO-ÖNERİ

Mutfak, sadece yemek yapılan değil aynı zamanda sosyal bir mekan. Küçük bir mutfağınız varsa, alanı genişletmek için eşyaları azaltabilirsiniz. Mutfaktaki bazı araçların doğru dizilişleri yer kazandırabilir. Kırılan objeleri çıkarmanızda fayda var. Boş duvarları açık raflarla doldurmakta işinize yarabilir.

ÇIKIYOR

* Kahve sunmak için tepsi, fincan ve lokumluğuyla üretilen setler

İNİYOR

* Tekli Türk kahvesi fincanları

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ

BUĞRA GÜLSOY (Oyuncu)

* Annemin yaptığı tablolar.
* Çalışma masam.
* Koltuğum.
* Kütüphanem.
* DVD oynatıcım.
Yazının devamı...

Dünyanın malzemesi bu mağazada

23 Nisan 2011

Handan Öney tam bir seyahat tutkunu. Onun bu tutkusu çocuklarıyla birlikte keyif aldığı tatillere çıkarak başladı. Sonra zamanla yerlerinde duramaz oldular. Öney sayısını bile hatırlamadığı kadar çok ülke gezdi. Bunlar arasında Peru, Brezilya, Moskova, St. Petersburg, Bakü, Tayland gibi sayısız yer ver.
Öney mesleğinden dolayı gittiği ülkelerde mutlaka tasarım dükkanlarını ve antikacıları dolaşıyordu. Sonunda kendi mağazasını açmaya karar verdiğinde bu ülkelerden aldıklarını da mağazaya taşıdı. Yanına kendi tasarımlarını da ekledi. “Dünyanın çeşitli yerlerine yaptığımız seyahatlerde, doğanın sunduğu malzeme zenginliği çok etkileyiciydi. Bunun içimizde uyandırdığı coşkuyla, bu malzeme çeşitliliğini, kendi mimari birikimlerimiz doğrultusunda bir teknoloji ve tasarımla birleştirmek istedik. Bu sebeple de yeni mağazamız, doğu kültürünün zenginliğiyle batı teknolojisinin bütünleştiği güzel bir örnek oldu” diyor Öney.

30 FARKLI ATÖLYEDEN 450 DEĞİŞİK ÜRÜN VAR

Şu an mağazalarında 30 farklı atölyeden çıkan yaklaşık 450 değişik ürün var. Eski kutular, taş objeler, kaplumbağa kabukları, mumluklar, çam objeler, yılan derisi sehpa, vatos derisi sehpalar, deri koltuklar, aydınlatma tavan... Fiyatlar ürünlere göre değişiyor. En düşük fiyatlı ürün 80 liralık dekoratif bir kutu, en pahalısıysa 18 bin liralık yatak ve el oymalı bir konsol.
Handan Öney bu tasarımların evlerde nasıl değişiklikler yaratacağını anlatıyor: “Tek başına bir şey yapamaz tabii, bütüne bakmak gerekiyor. O tasarım için renk, doku ve ölçü, o mekân için uygun olmalı ki farkını ortaya koysun; yoksa elbise gibi dünyanın en iyi marka elbisesini alın vücudunuza, teninize uygun değilse hiçbir şeydir bence”.

GÖZLEMCİLER GÖRÜYOR

Seyahatlerde bulduğumuz parçaları kâh doğrudan kullanmayı, kâh o parçayı kullanarak bambaşka, yepyeni bir ürün çıkarmayı düşünerek satın alıyoruz. Mobilyaları da, eğer üretimlerinde beğendiğimiz bir şey varsa mutlaka değiştiriyoruz veya tasarladığımız mobilyayı o imalatçının, üretme imkanı dahilindeyse, o imkanları kullanarak bir prototip çıkartıp sonra imalatına geçiyoruz. Daha sonra bu ülkelerdeki gözlemcilerimiz gidip ürünleri görüyor. Aslına uygun olup olmadığını onaylayarak satın alması gerçekleşiyor.

DUVARLARDA KARA KALEMLER

Yazının devamı...

Bahar temizliği OUT bahar dekorasyonu IN

16 Nisan 2011

* Dekorasyona özellikle şu odadan başlanmalıdır demek, yanlış. İlk olarak evinizde hangi odayı değiştirmek istediğinize ya da neresinin değişime ihtiyaç duyduğuna karar vermelisiniz. Böyle bir tercihiniz yoksa, gün içinde en çok hangi odada vakit geçiriyorsanız oradan başlamalısınız.
* Genelleme yapacak olursak; günümüzde en çok vakit geçirilen alan salonlar. Bundan 15-20 sene önce salonlar misafir geldiğinde açılan, onun dışında kapalı tutulan ve kullanılmayan alanlardı. Televizyon izlemek, dinlenmek ya da vakit geçirmek için oturma odaları oluşturuluyordu. Fakat bu durum değişti. Oturma odaları salonlara taşındı ve soluk geldi. Bu yüzden değişime salonlardan başlanmalı.
* Değişim için önce hayalgücüne ihtiyaç var ve biraz da vakte. Yaratıcılığınızın sınırlarını zorladığınızda alet edevat kullanmadan dahi evinizde inanılmaz değişimler yapabilmeniz, bir stil oluşturabilmeniz mümkün.
* Bir-iki senedir modern tasarımlar ön plandaymış gibi görünse de, vintage tasarımlar popülerliğini korumaya devam ediyor. Durumu fark eden tasarımcılar, 2011-2012’de bu iki trendi birbirine karıştırdı, üstüne bir de doğayı ekledi. Yeni-eski, klasik-modern birlikteliğine doğanın da eklenmesiyle mükemmel bir denge oluştu. Modern dokular eskitme yüzeylerle birleşirken tasarımlarda doğaya dönüş ve sadelik fark edilecek derecede arttı.
* Doğanın renkleri, yani toprak tonları, turuncu, krem, yeşil ve yeşilin tonları trend renkler arasında. Daha çok pastel tonlar hakim olsa da bu renkler mat ve parlak renklerle kombinleniyor. Eski ve yeninin birlikteliği mobilya ve renklerde olduğu gibi, objelere de yansıyor. Daha klasik tarz mobilyaların olduğu bir evde tasarım objeler göze çarpıyor. Modern mobilyalar vintage aksesuvarlarla tamamlanıyor. Ham ürünlerin kullanıldığı objeler de revaçta.

ZIMPARAYLA DOĞAL GÖRÜNÜM

* Alışverişe çıkmadan ya da yeni eşyalar almadan önce, evimdeki malzemelerle ne yapabilirim diye düşünmeli insan. Kullanmak istemediğiniz ve eskiyen eşyaları bir kenara ayırın. Mobilyalarınızı zımparalayarak ham hale getirebilir ve üstüne süreceğiniz mat bir cilayla doğal bir görüntü elde edebilirsiniz. Bu tarzdan hoşlanmıyorsanız, farklı renklere boyayarak tarzınızı eşyalara yansıtabilirsiniz. Eskitilmiş görüntüsü elde ederek vintage stili yakalayabilirsiniz.

Yazının devamı...

Depresyona karşı dekorasyon

9 Nisan 2011
Şehircilik, mimari ve iç mimari; toplumların mutluluğunda çok önemli bir rol oynuyor. Yollarınızın sorunsuz olması, bahçelerinizin güzelliği, iç mekanlarınızın yaşam tarzınıza uygun tasarlanması mutlu eden mimari detaylardan sadece birkaçı. Mimaride moda her ne kadar önemli olsa da, en önemlisi yaşadığınızda mutlu olacağınız ortam ve kişiliğinizi yansıtan tasarımlar.
İlk iş eşya karmaşıklığından kurtulmamız gerekiyor. Hareket kabiliyetimizi kısıtlayan mobilyalara veda etmeliyiz. Bazı eşyaların değeri farklıdır ama her kullandığımız eşyaya fazlaca anlam yüklemek, onlardan hayat boyu kurtulamamanıza neden olur, böylelikle de kendimiz yenileyemeyiz. Unutmamalıyız ki, eşyalar sadece hayatımızı kolaylaştırmak için vardır, hayat boyu bizimle olamazlar.

CANLI ÇİÇEKLERE YER VERİN

Doğal malzemeler bizi depresyondan uzaklaştırır. Genelde şehir insanı elektrik yüklü. Plastik esaslı ve sentetik malzemeler de daha fazla elektrik yüklenmemize neden oluyor. Bu nedenle zemin kaplamalarında doğal ahşap kaplamalar; mobilyalarda da mümkün olduğunca ağaç kullanmak, tekstilde pamukluyu tercih etmek öncelikle bedenimiz için çok önemli. Evlerimizde canlı çiçeklere yer vermek de kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur. Bizim ve sevdiklerimizin en neşeli pozlarıyla dolduracağımız resim çerçeveleriyle oluşturduğumuz köşeler de bizi neşelendirir. Değişik renk ve desenlerde yastıklar kullanmak ve bunları zaman zaman değiştirmek de depresyonda etkilidir.

SİZİ ANLATAN MEKANLAR YARATIN

* Evde en çok vakit geçirdiğimiz yaşam alanımızla işe başlamak en uygunu. İş sonrası rahatlamamızı, TV seyredip, müzik dinlememizi, kitap okumamızı, sevdiklerimizle sohbet edip oyun oynayabilmemizi, yemek yiyebilmemizi sağlayacak mekanda farklı fonksiyonlara izin verecek tasarımlar yapmak gerekiyor. İstendiğinde çok aydınlık, istendiğinde loş, yalnızken çok sıcak, kalabalıkken hareket edebilecek kadar ferah ve kullanılacak aksesuvarlarla bizi anlatabilecek kişisel bir mekan olmalı. Mesela baharın sıcaklığını ve enerjisini taşıyacak bir aydınlatmayla işe başlanabilir. Renklerini de içeri almak mutlu eder.
* Yatak odası hem dinlendiğimiz, hem kitap okuduğumuz, hem de kişisel eşyalarımızı koyduğumuz alanlar. Hayatın yoğun koşuşturmasına ara vermek için en uygun mekan. Fonksiyonel dolap tasarımı yatak odasında çok önemli bir rol oynarken, yatağın ergonomisi ve mekanda kullanılan kaplamaların hijyenikliği kaliteli bir uyku için önemli.
* Mutfak da diğer mekanlar kadar önem taşıyor. Özellikle mutfakta geçirilen zaman düşünülürse fonksiyonel dolapların yanı sıra, mutfakta çalışma sırasında oturma alanları yaratmak, yemek hazırlayan kişinin keyifli çalışmasını sağlar.
* Banyonun içinde barındırdığı malzemelerin derli toplu olması, mümkün olduğunca doğal kaplamaların seçilmesi ve sevilen kokuların kullanılması temizliğin yanı sıra ferahlığı da sağlar.

ENERJİK RENKLER AGRESİFLEŞTİRİYOR

pek çok araştırma renklerin, insanların ruhsal durumlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Ancak renklerin olumsuz etkilerini yok etmek çok zor değil. Aslında doğru yerde ve oranda kullanılırsa her renk dekorasyonda yer alabilir. Ancak genel kullanılacak renklerle küçük detaylarda kullanılacaklar arasında farklar vardır. Mesela kırmızı ve turuncu enerji verir ancak mekanın büyük bir yüzdesinde yer alırsa agresifliğe neden olur. Bu renkler yatak odası duvarında kullandığınızda uyku düzeninizi bile etkileyebilir. Toprak tonları ve bejler mekanda rahatlığa ve dinginliği sağlarken, daha canlı renklerde küçük dokunuşlar yapılmazsa bıkkınlığa ve enerji düşüklüğüne de yol açabilir.

DEKO-ÖNERİ

Mutfağı ihtiyaçlarınız doğrultusunda düzenleyin. Küçük bir alana sahipseniz eşyaları azaltın ya da depolama alanları kullanın. Raflar da alandan kazanmanızı ve daha rahat çalışmanızı sağlar. Mutfak gereçlerinin de dizilimi önemli. Ya hepsini en az alanı kaplayacak ya da ortamı renklendirecek şekilde dizebilirsiniz.

ÇIKIYOR
* Dijital duvar kağıtları özel bir teknolojiyle üretiliyor. Duvar kağıdına benzer fakat kumaş dokulu özel bir malzeme, dijital ortamda gerçek gibi görünen bir resim olarak basılıyor

İNİYOR
* Eski model duvar kağıtları

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
Samsun Demir (DMC Genel Müdürü)


* Büyük müzik kutusu
* Pikapım
* PlayStation ve Guitar Hero oyunum.
* Masajlı televizyon koltuğum.
Yazının devamı...

Angelina Jolie ve Brad Pitt çiftiyle aynı yatakta uyuyun

2 Nisan 2011
El işçiliğiyle yapılan yatakların tek kişiliği bin 350, çift kişilikleri 3 bin 500 Euro’dan başlıyor. En değerli modelse 60 bin Euro’ya kadar çıkıyor

Jansson Ailesi en başta tıpkı Hermes gibi atlar için eğer yaparak işe başladı. İşin sırrını çözdükten sonra, “Madem bunu yapıyoruz, yüksek el işçiliği gerektiren yatak işine de gireriz” deyip 1852’de yatak da yapmaya karar verdiler. Zaman içinde yatakları kraliyet ailesinin bile dikkatini çekti. Şimdi kurdukları Hastens markası 34 ülkede satılıyor. Peki bu yatakları bu kadar özel yapan ne?
Öncelikle yataklar İsveç’te geleneksel el işçiliğiyle dikiliyor. Her bir yatak için 160-180 saatlik el emeği gerekiyor. Ve her biri kişiye özel. Yataklar üretimin ilk etabından sonuna kadar; hiçbir makine, köpük, lastik, poliüretan ve lateks maddeleri kullanılmadan geleneksel yöntemlerle dikiliyor. Bunun yerine iyi pamuk, saf yün ve keten hammadde olarak kullanıyor.
En büyük sırsa hipoalerjenik at yelesi. Havadar, esnek ve yumuşak at yelesi, son derece etkin havalandırma sistemine sahip. Vücudu ideal sıcaklıkta tutuyor, omurgayı ve bel boşluğunu destekliyor. At yelesi telleri, nemi dışarıya atan ve taze havanın girmesini sağlayan minyatür bir havalandırma sistemi gibi çalışıyor. Bu teller Güney Amerika’daki atların yele ve kuyruk kısmından elde ediliyor. Belli basınç altında bazı işlemlerden geçiriliyor. Yatak başına kullanılan at yelesi miktarı 20-200 kilo arasında değişiyor.

EN İYİ BEŞ USTA ÇALIŞIYOR

Tabii at yelesi pahalı bir malzeme. Öncelikle oldukça uzun bir işlem süresi var ve her bir hayvandan belli bir miktarda elde edilebiliyor. Markanın ‘Continental’, ‘İskandinav’ ve ‘Hareketli’ olmak üzere üç ana grup altında toplam 12 modeli var. Kullanılan malzeme yoğunluğu ve el işçiliğinin süresine göre ürünlerin fiyatları değişebiliyor. En pahalısı 60 bin Euro’luk Vividus modeli. En yüksek kalitede el işçiliği ve doğal malzemeler bu modelde kullanılıyor. En iyi beş usta, 160-180 saat arası çalışarak makine kullanmadan tamamlıyor.

Ünlü mimardan ‘downtown’ stili

Dekorasyon dünyasının özgün mimarlarından Tayfun Mumcu tasarımlarını Nişantaşı’ndaki mağazasında sergilemeye başladı. Mağazadaki koleksiyonda ağırlıklı olarak Tayfun Mumcu’nun tasarımlarının yanı sıra replika parçalar da öne çıkıyor. Replika mobilya ve aksesuvarlar; günümüz malzemeleriyle modern şehir yaşamının konforuna uyarlanıyor

İç mimar ve tasarımcı Tayfun Mumcu 20 yıla yakın bir süredir, ev projeleri ağırlıklı iç mimari proje ve uygulamaları yapıyor. Mağaza projeleri ve uygulamaları da yürütüyor. Bir yandan da moda tasarımcısı eşi Banu Bora’yla ortak açtığı Midnight Express’teki tasarımlarla ilgileniyor. Ama Mumcu’nun en büyük hayallerinden biri kendi mobilyalarını teşhir etmek istediği bir mağazası olmasıydı. Böylece Teşvikiye Mahallesi, Maçka Caddesi’ndeki Ralli Apartmanı’nı bulunca sonunda Tayfun Mumcu Mobilya’yı açtı.
Yeni mağazasının eşiyle ortak olduğu Midnight Express’lerden farkını şöyle anlatıyor: “Burası mobilya ve ev aksesuvarı ağırlıklı. Midnight Express’te sadece ev aksesuvarları tasarımlarımı görebilirsiniz. Mağazamda ‘downtown’ yaşam stili hakim. Bu stili cool-classic bir tarz olarak tanımlayabiliriz. Modern ve klasik parçalarla bazen de antika veya çağdaş koleksiyon örneklerinin yer aldığı eklektik bir yaklaşım. Şehir merkezleri her kültürden, her profilden insanın bir arada olduğu, birbirinden etkilendiği, izlediği bir bölge. Bu eklektik yapı ve hareketlilikte, projelerimde yakalamaya çalıştığım ruhu kolayca buluyorum. Bu stilin özellikle İstanbul’daki iç mekân projelerine çok yakıştığını düşünüyorum.”
Tayfun Mumcu mümkün olabildiğince klasik, zamansız ve renkli tasarımlar yapıyor. Çalıştığı projelerde eksikliğini duyduğu sofalar, sehpa, tek koltuklar ve replika parçalar koleksiyonunu oluşturuyor. Eski cila ve kaplama tekniklerine de sıkça yer veriyor. Ayrıca ‘Kendim kullanmayacağım’ dediği hiçbir mobilyayı da koleksiyonuna dâhil etmiyor. İlham kaynağıysa günlük hayat ve seyahatler.

BU SENENİN TRENDLERİ

Bu sene vintage mobilyalar ve aksesuvarlar, renkli halılar, beyaz büyük kanepeler ön plana çıkıyor. Ama ben her zaman, bir evde daha az eşya ve daha fazla hayat olmalı, diye düşünüyorum. Kesinlikle kendi konforumuza yönelik bir ev kurgulamalıyız. Ana eşya gruplarında moda renklerden ve stillerden uzak durmak iyi bir öneri olabilir. Bu yaz bol ışık, bol çiçek, mis kokular, güzel bir müzik, yaz akşamına huzur katan dinginlik evlerin olmazsa olmazı.

DEKO-ÖNERİ

Perdeler dekorasyonun en önemli tamamlayıcısı. Bahar da siz de doğru perdeyi seçerek işe başlayabilirsiniz. İşte birkaç öneri: Rustik perdeler, duvar veya tavana taşıyıcı borulara, kumaşlarla ya da halkalarla geçirilir. Country tarzı evler için ideal. Japon perdeler geniş camlarda işinize yarabilir. Klasik perdelerden sıkılanlar ip perdelerle de evinize farklı bir hava katabilirsiniz.

ÇIKIYOR
* Salonlarda beyaz kütüphaneler

İNİYOR
* Eski model kitaplıklar

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
YOSİ MİZRAHİ (Oyuncu)

* Ev sinema sistemim ve DVD’lerim
* L koltuğum. Üstünde rahat film izliyorum.
* Farklı ülkelerden duvarımda asılı aldığım maskeler.
* Salondaki İngiltere’den aldığım halı.
* Salonla mutfağı ayıran separatör.
Yazının devamı...

Bu yaz uzun çiçekler moda

26 Mart 2011
Hobi bahçeciliğinin ilk ve en önemli unsuru, doğayı ve gün ışığını sevmek. Güneş, tüm canlıların temel yaşam kaynaklarından biri. Bizlerin olduğu kadar bahçelerimizdeki bitki ve çiçekler için de güneş ışığı çok önemli. Bu nedenle bitkilerin güneş enerjisinden bolca faydalanabilecekleri alanlarda yetiştirilmesi önemli. Eğer gölgelik bir alanda bahçemizi oluşturacaksak, işe en başından hatalı başlamış oluruz. Bu durum, bitki ve çiçeklerin yavaş ve sağlıksız büyümesi anlamına gelir.
Bahçelerimizdeki toprak miktarı ve tohumların çeşitliliği, ne ekeceğini bilmek ve karar vermek de yine önemli bir detay. Bahçenizde önce hangi tür bitkileri ekeceğinize karar vermeniz gerekiyor. Buna karar verdikten sonra o bitki grubunun ne kadar ve hangi tür toprağa ihtiyacı olduğunu iyi öğrenmek lazım. Üç çeşit toprak var: Kil, balçık yani verimli toprak ve kum.

HAVA ALDIRMAYI UNUTMAYIN

Bitki ve toprak araştırmasının ardından da toprağın pH dengesini ayarlamak gerekiyor. Ayrıca bu aşamada ihtiyacımız olan, boş alan, tohum, su ve ekici bazı küçük bahçe aletleri. Bunların yanı sıra ek besin öğeleri de yine bitki ve çiçeklerimizin hızla büyümesine yardımcı olabiliyor. Bu mevsimde özellikle; bitki ve çiçeklerin nefes almalarını sağlamak çok önemli. Çiçekler bu dönemde her zamankinden daha çok ek besine ihtiyaç duyar. Bu nedenle çiçekleri her sulamada ek besinlerle beslemek, onları güçlü ve rengârenk yapar. Aynı zamanda çimlere de bahçenin en önemli göstergelerinden biri olduğunu unutmamak ve bakımlı ve güçlü çimler için de bahar döneminde gübrelemenin yapılması ve toprağı dikimden önce havalandırmamız lazım.

ÖZEL BESİNLER HAYAT VERİYOR

Bitki ve çiçekler için birincil derece önemli olan sulamadır. Ancak sulama fazla yapıldığı takdirde besin kaybına yol açabilir. Özellikle yaz aylarında aşırı sıcaklarla birlikte her zamankinden daha fazla suya ihtiyaç duyan bitki ve çiçeklerin olası besin kaybını önlemenin en basit yolu gübreleme. Bunun dışında bahçe ve çiçek coşturan ürünler de bitki ve çiçeklerin ihtiyacı olan tüm besinleri bir kerede almalarına yardımcı oluyor.

BAHÇE TRENDLERİ
* Doğaya uyumlu bahçe tasarımları ve bahçe süslemeleri.
* Bahçe süslemesi için kullandığınız objelerin yenilebilir olması. Mesela, bahçedeki masanızın üzerine koyduğunuz saksının içinde domates yetiştirebilirsiniz.
* Kapalı alan bahçeciliği. Kış için sadece açık havadaki bahçenizin yanı sıra bir de etrafı camla kapatılmış kış bahçeleri ya da evinizin içinde cam kenarlarınızda çiçek ve bitki yetiştirmek.
* Yatay büyüyen değil, uzun çiçekler.

PENCERE ÖNÜ BOSTANLARIYLA EVLER YEŞİLLENİYOR
Pencere önü bostanları da evi yeşertmek isteyenler için ideal. Botanika da bulunan bu bostanlarda tere, roka, taze soğan, dereotu, turp, maydanoz, semizotu, hindiba, buğday çimi ve kedi çimi gibi bitki tohumları çeşitleri var. Evin en fazla güneş gören penceresinin önüne yerleştirilen bostanlara tohumun ekilmesi ve bol su vererek zahmetsizce sebze yetiştirilmesi mümkün. Böylelikle kendi evinizin bahçıvanı da olabiliyorsunuz. Suyunu da verirken püskürtme aracı kullanılmalı, böylece suyun eşit miktarda ve gerektiği kadar dağıtılması sağlanıyor.

DEKO-ÖNERİ
Günümüzde çamaşır makineleri birçok evin mutfağında. Ama bu iyi bir fikir değil. Çünkü çamaşır deterjanları ve daha birçok ürünü sırf bu yüzden mutfakta bulundurmanız gerekiyor. Bu da sağlık açısından sorun. Bu yüzden makineniz mutfakta olsa bile deterjanları ayrı bir yerde tutun.

ÇIKIYOR
* Hareketli kare duvar rafları

İNİYOR
* Sabit raflar

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
İZEL
* Mutfağım çünkü yemek yemeyi çok seviyorum.
* Televizyon koltuğum. Kleopatra gibi uzanıyorum.
* Yatak odamdaki kitaplarım. Kendimle başbaşa kalıyorum.
Yazının devamı...

Hollywood tasarımcısı

12 Mart 2011

İstanbul doğumluyum. Çocukluğum babamın yanında, mobilya fabrikaları ve atölyelerde geçti. Tasarımlarla da böyle tanıştım. Profesyonel tasarım işine de film setlerinde set dizaynı yaparak başladık. 16 yaşında lise eğitimimi tamamlamak için Brezilya’ya, üniversite eğitimi için de Londra’ya gittim. Yüksek lisansımı 2000 yılında New York’ta yaptım. O zamandan beri bana ilham veren çok sevdiğim bu şehirde yaşıyorum. Açıkçası bilinçli bir şekilde kalsam mı dönsem mi diye, sorgulamadım. Şehir bana çok iyi davrandı, ilham verdi ve en önemlisi kendimi ait hissettirdi.
Sonrasında 2004’te Hudson Furniture’i kurdum. Az bulunan, nadir materyallerle çalışmayı tercih ettim. Metalden ahşaba kadar, kullandığım bütün hammaddeler benim markam için özel üretildi. Bu sayede ürünlerimin taklit edilmesi imkânsız hale geldi. Şimdi Hudson Furniture’da modacılar gibi senede dört-beş koleksiyon sunuluyor.

AHŞAP UTANGAÇ VE YALIN BRONZ DELİDOLU TARAFIM

Tasarımlarımı fonksiyonel sanat ürünleri olarak tanımlamak mümkün. Bir başka özelliği de kalıcı, daha doğru tanımıyla ölümsüz olmaları. Bulundukları mekânlar, bu tasarımların etrafında dekore ediliyor. Bir heykel gibiler. Kullandığım malzemeler de beni yansıtıyor. Ahşap kişiliğimin doğaya yakın, yalın, alçakgönüllü, utangaç tarafını temsil ederken, bronz daha dışadönük, deli dolutarafım. Renk olarak da gri. Sade ama bir o kadar da güçlü bir renk. Bir mekânı ya da giysiyi bambaşka yapıyor. Değiştiriyor.


MÜKEMMELİYETÇİ OLMAM STARLARI BANA ÇEKİYOR

Birçok star evleri için benden farklı farklı ürünler aldı. Ne de olsa tarzları farklı. Ortak noktaları en iyiyi, en kaliteliyi istemeleri. Kimi Malibu’daki plaj evi, kimi New York’taki dairesi, kimi de Montana’daki çiftliği için mobilya alıyor.

Yazının devamı...