"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Yunanistan nasıl kurtulur

Yunanistan’ın durumu kötü. 60 avro sınır getirilmiş ATM’lerde bile para kalmamış. Komşu 70 avroya muhtaç!

Ertuğrul Kürkçü dün bir öneriyle geldi. “Komşunun borcunu biz ödeyelim” dedi. “Böylece...” dedi... Ben heyecanla cümlenin devamını bekledim.
“Böylece Avrupa Birliği’ne şu ödünü dayatabiliriz” mi diyecekti?
“Böylece filanca enerji hattını Yunanistan’a kabul ettiririz” diye mi devam edecekti?
“Böylece Kıbrıs’da çözümü şu şekilde istediğimiz gibi sağlarız” şeklinde mi bitirecekti cümleyi?
Hiçbiri. Kürkçü şöyle devam etti: “Böylece Türk-Yunan dostluğunu sağlamlaştırmış ve komşuluğumuzu dünyaya göstermiş oluruz! Komşuluk budur!”
Komşuluk buysa ben kendi komşularımdan şikâyetçiyim. Bırakın nakdi, bir gün bir beyaz eşya, küçük ev aleti bile görmedim. Pasta börek, yaprak sarma göndermekle oluyor mu bu işler?
Dünyaya “Türk komşun olsun, 323 milyar borcun olsun” dedirtmek için çok pahalı bir reklam kampanyası değil mi bu yav?
Benim komşuyu kurtarmak için başka önerilerim var.
Her Türk Yunanistan’dan bütçesine uygun bir arsa alsın. Hem nakit sıkıntıları giderilmiş olur, hem de Yunanistan’ı parsel parsel bir nevi tekrar fethetmiş oluruz. Adalarla başlayabiliriz.
Avrupa Birliği’ne bir değiş tokuş önerebiliriz. Yunanların borcunu biz ödeyelim, bunun karşılığında onları Avrupa Birliği’nden çıkarıp yerlerine bizi alsınlar!
Sınırlarımızı Suriyelilere açtığımız gibi Yunanlara açalım! Adamların en azından altın bileziği var. Turizmde on numaralar. Bizim turizm işi bu sene fena. Yunanlar gelsin, sektörde çalışsın. En azından aynı meze sofrasının nasıl Bodrum’da 50 TL, yüzme mesafesi Yunan adasında 15 TL’ye mal edilip, nasıl daha iyi servisle sunulabildiğini anlatırlar.
Yukarıdaki hiçbir önerim Dışişleri tarafından dikkate alınmazsa, komşuya bir tabak yaprak sarma yollar kapatırız işi.

Koalisyonun poker masası

KOALİSYON sinyalleri için antenlerimiz açık. Satır aralarından, liderlerin birbirlerine hitaplarından, koalisyondan bahsederken gözlerini kırpıştırıp kırpıştırmamalarından bile bir sinyal alma çabasındayız.
Dün Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını izledim. AK Parti’yle koalisyon ihtimalini kafamda güçlendiren yumuşak doz eleştiriler, dış politika ve ekonomiyle ilgili durum tespitleriyle başladı. Tamam dedim, koalisyon hazır, dışişleri ve ekonomiyle ilgili bakanlıklar da CHP’nin. Sonra Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı yetkilerinin sınırlandırılması ve yolsuzlukların hesabının sorulması konusuna geçti! Bunlar AK Parti’nin mayın döşeli alanları, malum. Belki Kılıçdaroğlu eli daha güçlü masaya oturmak ve bu konularda ödün verme karşılığı bakanlıkları garantilemek için bunu yaptı. Ya da AK Parti-MHP koalisyonu ihtimali yükseldi ve CHP “Biz ilkeli davrandık ama AK Parti bu haklı ilkelere bile karşı çıktı” diyerek sonraki seçime yatırım yapıyor. Kim bilebilir ki? Koalisyon pazarlıkları bir poker oyununa benziyor.
MHP masaya iğreti oturmuş, kimseyle göz göze gelmiyor. Müthiş bir “poker surat”la dev blöf yapıyor ve son dakikayı bekliyor olabilir.
HDP her elde pas dese de, sadece bu masada oturuyor olmaktan bile şimdilik memnun görünüyor.
Davutoğlu zaten “İskambil destesi benim, oyunda bana iyi el vermezseniz kalkarım masadan” tavrında.
Kılıçdaroğlu, son konuşmadan anladığım kadarıyla, AK Parti’ye karşı sürekli görüyor ve arttırıyor.
Ama esas, malum ev sahibi var ki... “Arkadaş ben iskambilde dört oyunculu poker sevmem, tek kişilik soliter severim, canım isterse de masayı devirip hepinizi kapı dışarı ederim” diyor.
Ve o noktada oyun biraz tıkanıyor...


TEOG belası

TEOG’da din dersinden muaf öğrenciler soruları yanlış yapmış sayılıyor, İngilizce sorusu hatalı, sonuçlar gecikiyor, sıralamalar açıklanmıyor, özel okul tercihlerinde karışıklıklar var vs.
Çocuğum olsa “Yavrum okuma, boşver, ben bu strese dayanamıyorum” deyip sanayiye vermiştim!
Biz öğrenciyken saat gibi işlerdi bu sistem yahu? O yıllarda bu organizasyonu kim kurduysa onu koyun şu işin başına allasen. Bence şimdiki sorumlular bizim zamanımızın ÖSS, yani birinci basamak sınavını bile geçememiş tipler!
Alın onları oradan hocam, dalga geçiyor bu haytalar!

X