Tek yatırımım piyanom: Emir Ersoy

Latin cazın efsane ismi, durmayan, sürekli üreten, Calypso Kralı Metin Ersoy’un oğlu, müzik çizgisinden çıkmayan, ama o çizginin sınırlarını da zorlamaktan çekinmeyen Emir Ersoy ile çok hızlı bir şekilde denk geldik. Kendisini kaçıramazdım, daha yakından tanıyın istedim.

Haberin Devamı

Tek yatırımım piyanom: Emir Ersoy

‘Cuban Portrait’, ‘10 Şarkı 10 Şarkıcı’ Rockuba, Karnaval, 1977 ve son albümlerinde ise Türkçe parçalara yaptığı latin uyarlamayı oyunculara okutan, YüzdeYüz İlham Veren Sohbetleri’mizde müzikseverlere, yolu, kulağı, yüreği müzik ile coşan herkese ilham olacağına inandığımız Emir Ersoy’u konuk etmekten mutluluk duyarız.

SINIRLARI ZORLUYORUZ

- Sürekli üreten, çizgisinden çıkmayan, ama o çizginin sınırlarını durmadan genişleten, içini dolduran bir sanatçısınız. Yaptığınız Latin –ki arka planında çok çeşitli soundları da görebiliyoruz- salsa-caz-latin müziğin bugüne kadar sizdeki süreçlerini irdelerseniz hangi aşamalardan geçti?
EMİR ERSOY: Güzel bir bakış açısı. Evet çizgiyi bozmadan ilerlemeye çalışıyorum. Bir çok müzik tarzı dikkatimi çekiyor. Birbirinden alakasız şarkılar, soundlar hoşuma gidiyor ve kendi müziğimin içinde onları denemeyi seviyorum. Hem sınırları zorluyoruz hem genişletiyoruz. Hatta bunun üzerine gitmeye devam edeceğim. Özellikle rap ve arabesk öğelerini kendi müziğimize adapte etmek çok lezzetli oluyor.

Haberin Devamı

MÜZİĞİM SAYGI GÖRÜYOR

- Evet, siz birçok Türkçe parçalarını latin altyapı ile yorumladınız. Bu ne kadar zor bir şey. Büyük ustasınız. Latin müziğini kendimize yakın görüyor, çok eğleniyoruz. Müzik piyasasında ve eğlence sektöründe yaptığınız müziğe önemli bir alan açtığınızı düşünüyor musunuz?
EMİR ERSOY: Açıkçası sadece kendi sevdiğim müziği yapmaya çalışıyorum. Müziğimi gün geçtikçe daha fazla insana dinletip sevdirebiliyorsam ne mutlu bana. Müzikal açıdan belli bir seviyenin üstünde iş yapıyoruz. Bu öncelikle müzisyenler tarafından beğenilip saygı görüyor, daha sonra dinleyici tarafından beğeniliyor. Dolayısıyla bence müzisyenler açısından daha çok yol açılıyor gibi geliyor.

BABAM SAHNEYE TARZAN GİBİ İPLE SALLANARAK İNMİŞ

- Babanızdan bahsetmeden geçmemiz mümkün değil. Calypso Kralı lakabıyla tanınan ve 70’li yıllarda fırtına gibi esen Metin Ersoy’dan devraldığınız bayrağı büyük bir başarıyla taşıyorsunuz. O dönemlere dönsek... Emir babasını sahnede izliyor, neler düşünüyor? Müziğin temelleri hayatınızda atılırken sizde bıraktığı izlerden bize bahsedebilir misiniz?
EMİR ERSOY: Babam inanılmaz bir adamdı. 80 yaşında hala çocuk heyecanıyla sevdiği müzikleri dinler, dinletirdi. Babam, İlham Gencer, Erol Büyükburç, bu insanlar Türkiye’de pop müziğini başlatmış, öncü olmuşlar. Daha ötesi var mı? Sahnede onları izlemek olağanüstü bir tecrübe oldu hep. Ben çok utanırdım. Çocukluğumda babam beni sahneye almak isterdi, ben kaçardım. Yıllar geçtikçe alıştım sahneye. Ve babamla aynı sahnede olmanın gururunu 30’lu yaşlarımda yaşadım. Sahnedeki duruşu, insanları avucuna alması, sahne tecrübesi... Muhteşemdi. Zaten herkes babamı sahne şovuyla anlatırdı bana. Bir keresinde Tarzan filmlerinin ilk aktörü Johnny Weissmuller gelmiş. Gazeteci Necmi Tanyolaç, aktörü Türkiye’ye ve babamın çalıştığı mekana getirmiş. Babam mekanın tavanından iple sallanıp bağırıyormuş. Bir de elindeki mızrağı müşterilerin masasındaki karpuza saplamış. Sınır yok. Neyse, babam evde hep latin ve caz plakları dinlerdi. Çocukluğumdan beri hep bu müzikler kulağımdaydı. Orada duyduğum parçaları çıkartıp çalışırdım piyanoda. Bir de doğduğum gün piyano almış babam bana. Hala saklıyorum. Düşündükçe ne güzel günlerde büyümüşüz.

Haberin Devamı

- Gerçekten ne güzel ve unutulmaz anılar... Peki babanız (rahmetle anıyoruz), sizi sahnede izliyor, sizce ne düşünür?
EMİR ERSOY: Babam hep gurur duyardı, bunu hep söylerdi. Arkadaşlarına ‘şu gün, şurada konserimiz var’ derdi. Benim konserlerimi de kendi konseri gibi görürdü. Yaptığımız müziği çok seviyordu. Arada bana örnek parçalar getirip onları da çalmamızı isterdi. Çok büyük heyecanı vardı müziğe. Son gününe kadar.

RİSKLİ SULAR!

- Birbirinden kıymetli albümleriniz var. ‘Cuban Portrait’, ‘10 Şarkı 10 Şarkıcı’ Rockuba, Karnaval, 1977... Son albümlerde Türkçe parçalara yaptığınız latin uyarlamayı genelde oyunculara okuttunuz. Şarkılara yeni yorum katmak ve bunları şarkıcılıkta iddiası olmayan sanatçılara okutmak... Riskli sular. Hangisi daha zordu: Şarkıları latin müziğine uyarlamak mı, oyunculara şarkı söyletmek mi?
EMİR ERSOY: Doğru, biraz riskli sular. Bazı şarkıları uyarlaması zordu, bazılarında da oyunculara söyletmesi. Ama birini seçecek olsam, yorumlamalar biraz daha zordu diyebilirim. Çoğu oyuncu profesyonel şarkıcı olmadığı için onlardan maksimum verimi almam için biraz çalıştık tabii.

Haberin Devamı

SAHNE IŞIĞI OLAN: CEM YILMAZ!

- Tek tek sorsam albümlerinizde şarkı söyleyenlerden hangisi olur sizce:
- En yeteneklisi: Gonca Vuslateri, Gökçe Bahadır.
- En komiği: Seda Bakan.
- En disiplinlisi: Belçim Bilgin.
- Oyunculukta kalsın: Erkan Kolçak Köstendil.
- Şarkıcılık yapsın: Gökçe Bahadır.
- En etkileyicisi: Leyla Lydia Tuğutlu.
- Sahne ışığı olan: Cem Yılmaz.
- En şaşırdığınız: Gülse Birsel.

Tek yatırımım piyanom: Emir Ersoy


- Sizin tarzınızda çalışan yok, yanılıyor muyum?
EMİR ERSOY: Evet yok. Ah keşke olsa.

- Peki son dönemde yeni türler çıkıyor. Pop müzik arayışta mı?
EMİR ERSOY: Pop müzik zaten arayış demek bence. O dönemde insanların ne hoşuna gidiyorsa o pop müzik oluyor. Aslında değişim süreci de hızlı oluyor, tüketim de... İyi mi kötü mü bilmiyorum ama çok hızlı değişiyor her şey. Caz, latin, blues ve klasik müzik stabil duruyor.

- Eski orkestra anlayışı çok daha kıymet görürdü sanki. Bu konuda sıkıntılar yaşıyor musunuz?
EMİR ERSOY: Bir ay kadar önce bir ödül töreninde sırf bize ödül vermek için ‘En İyi Orkestra’ kategorisi açmışlar. Gurur duyduk. Telefon açtılar, teşekkür ettim. ‘Bize siz ve orkestranız bunu düşündürttü’ dediler. Bir şeyleri başarıyoruz galiba.

Haberin Devamı

EŞİM GÖKÇE (BAHADIR) İLE BİRBİRİMİZİ ÖZLÜYORUZ

- Kesinlikle başarıyorsunuz... Geçen sene evlendiniz ve Gökçe (Bahadır) hanımla çok güzel görünüyorsunuz. İki sanatçının evliliğinin güzel ve zorlayıcı tarafları sizce nedir?
EMİR ERSOY: Teşekkürler. Sanat içinde bir evin her tarafı güzel olur. Zor tarafları var tabii ama bu bazen avantaj da oluyor. İkimizin de yoğun dönemleri oluyor ve birbirimizi özlüyoruz. İlk başta uzak kalmak zor geliyordu ama belki de bizi dinç tutan şeylerden biri de olabilir. Zaman gösterecek.

DEPREM MAĞDURU KADINLARA DESTEK KONSERLERİ YAPIYORUZ

- ‘İhtiyaç Haritası’ aracılığıyla depremzede kadınlara destek konseri verdiniz. Bu kıymetli katkılarınızdan da bahsedebilir misiniz lütfen?
EMİR ERSOY: Gökçe, deprem mağduru kadınlar için bir şeyler yapabilmeyi çok istiyordu. Biz de bir konser yapıp gelirini bu yönde kullanmak istedik. İhtiyaç Haritası’nın projelerini öğrenip onlara destek vermeye karar verdik. Şimdi deprem bölgesindeki kadınların iş istihdamları için kurulacak atölyelere aktardık konserin gelirini.

 

Haberin Devamı

SOHBETTEN İZLENİMLERİM

- Çok sakin ve dingin bir yapısı var.
- Müziğe kendini adamış biri vardı karşımda.
- Mütevazı.
- Sahnede orkestrasıyla beraber coşuyorlar, coşturuyorlar.
- Tarzı var ve buna önem veriyor.

 

İKİLİ SEÇENEKLERDEN
BİRİNİ SEÇİN

- Yürüyüş-Koşu: Yürüyüş.
- Sıkılmak-Sabretmek: Sabretmek.
- Susmak-Konuşmak: Susmak.
- Dans Etmek-Oturmak: Dans etmek.
- Klasik-Modern: Modern.
- Dobra-Politik: Dobra.
- Samimi-Mesafeli: Samimi.
- Uykucu-Uykusuz: Uykusuz.
- Sakin-Heyecanlı: Sakin.
- Kitap-Dergi: Kitap.
- Doğa-Konfor: Konfor.
- Kedi-Köpek: Köpek.
- Güneş-Yağmur: Güneş.
- Çay-Kahve: Çay.
- Et-Ot: Ot.
- Disiplinli-Rahat: Disiplinli.
- Unutur-Affetmez: Unutur.
- Tatlı-Tuzlu: Tatlı.
- Çin Yemeği-İtalyan Yemeği: İtalyan.
- Şarap-Rakı: Şarap.
- Esprili-Ciddi: Espirili.

 

KİMLİK

- Burcu: Terazi.
- Bekar-aile: Yeni evli.
- İlgi alanları: Tarih, futbol, kültür sanat.

 

YÜZDEYÜZ

- Senin için yüzdeyüz tek gerçeklik nedir?: İnsan, kalp kırmamak.
- Yüzdeyüz olmak istediğin yer neresi?: Ailemin yanı.
- Yüzdeyüz güvendiğin kişi?: Eşim, ailem.
- Yüzdeyüz bilmek istediğin şey? (kimsenin bilmediği ve senin öğrenmek istediğin bir şey): Babam ve arkadaşlarının cennette ne yaptıkları.

 

KİMSİN?

- Kimin beyninde olmak isterdin? -düşüncelerini merak ettiğin-: Chick Corea / Nicola Tesla.
- Kimin gözleriyle dünyayı görüp algılamak isterdin?: Kargaların.
- Bir hayvan olsan hangisi olurdun?: Köpek.

 

NOKTALI YERLERİ DOLDUR

- ..... çok iyi yaparım: Menemen.
- ..... hiç beceremem: Boya badana.
- Çevrem beni ..... biri olarak tanımlar: Komik.
- Az kişi bilir ben ..... biriyim: Çok disiplinli.

 

MANEVİ ANLAMDA YAŞAMDAN

- Kazandıklarım: Dostlarım.
- Yatırımlarım: Pek bir şeyim yok. Sadece 2019’da aldığım kuyruklu piyanom.

 

SANA DAİR KISA KISA

- Sanatçı olmasan ne olmak isterdin?: Futbolcu ya da bilim adamı
- 20 önceki haline döndün, ona ne öğüt verirdin?: Kazanıyorken biriktir, sigortanı yatır, çok çalış.
- Hayat motton varsa nedir?: Hep bir umudun olmalı yaşamak için...

 

İYİ Kİ...

- İyi ki yapmışım: duvarımı kiremit rengine boyamıştım. Çok hoşuma gidiyor.
- İyi ki kabul etmişim: yıllar önce ilk pop piyasasına girişim Alpay abinin teklifini kabul etmemle olmuştu.
- İyi ki başladım: Babam iyi ki doğduğum gün piyano almış.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları