Kanser ölümcül değil kronik hastalık olacak

Avrupa’nın en önemli onkoloji kongresinde (ESMO) Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin 15 yıldır üzerinde çalıştığı kanser aşısının ilk sonuçları da açıklandı. Ne zaman piyasaya sürülür, etkisi ne ve tek umut bu aşı mı? Akciğer, mesane ve rahim ağzı kanserlerinde yaşam süresinin arttıran ve tümör yayılımını durduran yeni çalışmalar neler? Gelin, tüm bu gelişmelere bir bakalım ve ayrıca kanser hastaları arasında çok konuşulan ama yüksek sesle pek söylenmeyen bir soruya cevap arayalım: “Kanseri duyunca kadınlar mı yoksa genellikle erkekler mi terk ediyor?”

Haberin Devamı

KANSER TEDAVİSİNDE UMUT HEP VAR

Germ hücreli tümör, yumurtalık- rahim- testis- mide kanseri ve diğer katı tümör tiplerine sahip, 44 kanser hastasına, Kovid aşılarından da tanıdığımız bir mRNA aşısı olan CARVac ile T hücrelerini aktive eden ve CAR-T adı verilen tedavi, kombine edilerek verildi. 27 kişi üzerindeki ilk sonuçlara göre- aşı, dozu derece arttırılarak verilince- hastaların yüzde 59’unda tümörler en az yüzde 30 oranda küçüldü, yüzde 95’inde ise tümör büyümesi tamamen durdu.

Kongreye katılan Tıbbi Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Deniz Tural diyor ki: “Bu, önemli bir çalışma ancak daha faz 3 ve sonrasında da onay süreçleri var. Bu da en az 2-3 yıl demek. Aşı, kamuoyunda heyecan yaratsa da henüz kullanılacak aşamada değil. Ama şu mümkün; immünoterapiler, gen analizi ile hedefe yönelik tedaviler, spesifik olarak kanser hücrelerinin hedeflendiği antikor kemoterapileri ya da bunların kombine edildiği tedavi türleri ile kanser bir noktada ‘ölümcül’ bir hastalık olmaktan çıkıp, ‘kronik’ bir hastalık olmaya doğru gidiyor. İnan bu söylediğim uzak değil ve umut hep var.”

Kanser ölümcül değil kronik hastalık olacak


3 MADDEDE ÇIĞIR AÇACAK YENİ GELİŞMELER


İşte Prof. Dr. Deniz Tural’ın derlediği ve umut veren çalışmalardan üçü:

Haberin Devamı

1. MESANE KANSERİ

Enfortumab adlı molekül, immünoterapi ile hastaya verildiğinde, kemoterapiye göre yaşam süresi iki kat artıyor. Enfortumab, kanser hücrelerinde bulunan Nectin-4 proteinine bağlanarak kemoterapinin hücre içinde salınmasına ve böylelikle kanser hücrelerinin daha çok kemoterapi etkisinde kalarak yok olmasına neden oluyor. Bu yeni seçenek 30 yıllık ‘klasik’ tedavi seçeneğine göre çok daha etkili ve evre IV hastalar için büyük bir umut. Ancak maliyeti çok yüksek ve sadece Amerika’da erişimi var.

2. RAHİM AĞZI KANSERİ

Ameliyat olma aşamasını geçmiş rahim ağzı kanserinde önce kemoterapi, sonrasında ise kemoterapi ile radyoterapi vermenin daha etkili olduğu belirlendi ve böylelikle yeni tedavi standardı oldu. Daha önce kemoterapi almış ve tedavi seçeneği azalmış rahim ağzı kanserinde ise Tisotumab vedotin adlı molekülün kemoterapiye göre daha etkili olduğu belirlendi.

Haberin Devamı

3. AKCİĞER KANSERİ

Uzun dönem- metastatik olmayan lokal grup; cerrahi öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi ile tedaviye yanıtın arttığı ve bu yeni yöntemle 20 yıl sonra bu grup hastada ilk kez hastaların daha uzun yaşadığı tespit edildi.

Evre IV küçük hücreli akciğer kanseri, daha önce tedavi almış ve tedavi seçeneğini tüketmiş hastaların; yüzde 40’ında Tarlatamab adlı molekülün hastalığa cevap verdiği görüldü.

Ameliyat şansını yitirmiş evre IV akciğer ADENO kanseri, RET mutasyonu olan hastalarda; yeni nesil spesifik RET inhibitörü Selpercatinib, kemoterapi ve imünoterapi kombinasyonuna kıyasla daha iyi etkinlik gösterdi.

KANSER Mİ DAHA ACIMASIZ YOKSA TERK EDEN ERKEKLER Mİ

Başlığı okuyan erkeklerin birçoğunun “Ama” diyerek 2014 yılında kaybettiğimiz Murat Gögebakan’ı hatırlatacaklarının farkındayım. Gögebakan da verdiği son röportajda, “Kanseri yendim ama ihanete yenildim” demişti. Doğrudur. Sevgiye, desteğe en çok ihtiyaç duyulan zamanda o kişiyi terk etmek neresinden bakarsanız bakın “acımasızlık.” Ve bunun da cinsiyeti olmaz ama katıldığım hasta hakları toplantısında açıklanan bir araştırma “Bir dakika!” dememe sebep oldu.

Haberin Devamı

KADINLAR ÇOĞUNLUKLA KALMAYI TERCİH EDİYOR

İngiltere merkezli bu araştırmaya göre kanser gibi “ölümcül” olabilecek bir hastalığa yakalanan kadınların eş- sevgili ya da partnerleri tarafından terk edilme oranı yüzde 57 iken, bu oran kadınlar da yüzde 24. Yani erkekler benzer bir hastalığa yakalandığında kadınlar çoğunlukla kalmayı seçiyor.

Yani doktor, “Kansersin” dediği an duran hayat, yeniden akmaya başladığında eskisi gibi olmuyor kadınlar için. Ölüm, yalnızlık korkusu, uzun ve meşakkatli olabilecek bir iyileşme dönemi, değişen dış görünüm gibi etkenler iki cinsin davranışları arasından belirgin farklar yaratabiliyor. Ben, tedavi sürecimde eşim tarafından sarıp sarmalandığım için “erkekler terk ediyor” söyleminin şehir efsanesi olabileceğini düşünmüştüm. Meğer, sadece şanslıymışım. Bu süreçte tanıştığım birçok kadından da terk edildiklerine dair geri dönüşler alınca, onlardan birinin hikayesine kulak verin istedim.

TEDAVİM DEVAM EDERKEN BENİ ALDATTI

Çiğdem K. meme CA hastası ve Genç Birikim Derneği hasta hakları savunucusu. Araştırma açıklanırken beraberdik. Hayli duygusallaştı. Sonradan öğrendim; o, 10 yıl sürecek kanser tedavisi ve çocuğu bu durumdan etkilenmesin diye uğraşırken, 12 yıldır beraber olduğu kocası onu aldatmış: “Bekârım diyerek kandırdığı bir kadın önce ailemi sonra beni aradı da öyle öğrendik ihanetini. O sırada tedavim devam ediyordu.” Sonrasını şöyle anlatıyor: “Acaba hata bende mi?’ diye düşündüm, ‘Keşke hiç hastalanmasaydım’ dedim. Çok üzüldüm ama sonradan anladım ki onun ahlaksızlığı neden benim suçum olsun? Hasta olmayı da ben seçmedim. Bir ömrü paylaşma niyetiyle yola çıktığınız kişinin hastalık bahanesi ile elini bırakması... Tarifi yok! Zordu. Hâlâ da zor. Ama şunu da fark ettim ‘Ben, bana yeterim ve ben de herkes kadar önemliyim.’ Bundan sonra beni kimse hayal kırıklığına uğratamaz kolay kolay. Boşanma davamız yeni başladı. Bakalım, hayırlısı.” 

Yazarın Tüm Yazıları