‘Damsız girilmez’ cinsiyet ayrımcılığı mı

Ankara Büro’nun başarılı ismi Mesut Hasan Benli’nin haberini okumuşsunuzdur: “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, özel bir mekânda verdiği ‘avukatlar partisi’ne erkek avukatların ‘damsız’ girişine izin verilmemesini kadın-erkek ayrımcılığı saydı ve hem partiyi düzenleyen baroya hem de mekâna 35’er bin lira para cezası uyguladı.” Yakın eğlence tarihimize bir bakınca 1980’lerde ‘Damsız girilmez’, ondan önce de ‘Aile salonumuz vardır’ uygulamalarının öne çıktığını görüyoruz. Bu ifadeler kadına ‘dam’ görevi yüklerken diğer yandan da “müessesemiz nezihtir” vurgusu yapıyor. Peki, bu ifadeler cinsiyet ayrımcılığına girer mi? İki farklı görüş var.

Haberin Devamı

ERKEK SAYISININ ÇOKLUĞU GÜVENLİK SIKINTISI YARATABİLİR

‘Damsız girilmez’ cinsiyet ayrımcılığı mı

Avukat Selin Nakıpoğlu, kadınların her gün erkekler tarafından ‘sebepsizce’ öldürüldüğü günümüzde ‘bir mekânda erkek sayısının fazla olmasının kadınlar açısından güvenlik sıkıntısı yarattığı durumlar olabildiğine’ dikkat çekerek, “Avrupa’da ‘yüz kontrolü’ olarak adlandırılan bu uygulamaya neden ihtiyaç duyuluyor onu sorgulamakta fayda var” diye soruyor. Hatırlatayım, 2022’de 334 kadın öldürüldü, 245 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Nakıpoğlu, diyor ki: “Yıl oldu 2023... Keşke bu tarz önlemler alınmak zorunda kalınmasa. Kadınların rahatsız olmadığı mekânları ve sokakları oluşturmak önemli. Zira esas ilkellik kadınları taciz etmektir. Taciz; cinsiyet ayrımına, güç ilişkisine dayalı erkek şiddetidir, maruz kalanı rahatsız eder. Toplumsal cinsiyet eşitliğini içselleştirmek ve farkındalığımızın artması bakımından önemli detayları atlamadan soruyu yanıtlamak gerekir diye düşünüyorum.”

Haberin Devamı

‘Damsız girilmez’ cinsiyet ayrımcılığı mı

YARGITAY: CİNSİYET AYRIMI DEĞİL

Erkek arkadaşlarım ve hatta eşimden de bildiğim üzere erkek erkeğe çıkılan geceler genelde yarım kalmış eğlence ile biter. Sebebi, birçok mekânın erkekleri içeriye ‘damsız’ almamasıdır. Benzer şekilde iki farklı mekânın kapısından çevrilen akademisyenler Burak Cop ve Engin Ader de ‘onur kırıcı muamele ve cinsiyet ayrımı’ iddiasıyla konuyu 2011’de mahkemeye taşıdı. 4 yıl sonunda mahkeme davacıların mekândan içeri alınmayışının sebebinin ‘cinsiyet ayrımı olduğuna yönelik yeterli delil olmadığı’na kanaat getirdi ve iki mekânın da “Müşteri yoğunluğundan dolayı alamadık” savunmasını dikkate alarak davayı reddetti. Yargıtay da kararı onadı.

‘Damsız girilmez’ cinsiyet ayrımcılığı mı

Haberin Devamı

BUNUN ADI CİNSİYET AYRIMIDIR

Avukat Süreyya Kardelen Yarlı öncelikle Yargıtay’ın kararına açıklık getiriyor: “Bu davada, ‘davacılar manevi zarara uğradıklarını ve cinsiyet ayrımcılığını ispatlayamamıştır’ diyor mahkeme. Davalılar ise ‘Çok kalabalıktı, cinsiyete bakmaksızın içeri almadık’ savunması veriyor. Kararın onanmasına bu açıdan bakmak lazım yani karşı taraf iddiasını ispatlayamadığı için onanmış. Demem şu ki eğer davacılar cinsiyet ayrımı sebebi ile mekâna alınmadıklarını ispatlayabilirlerse mahkemeyi kazanmaları olası.”

‘Damsız girilmez’ cinsiyet ayrımcılığı mı

AVUKATLARA DA YAPILIYORSA

Ankara Barosu’nun partisine erkek meslektaşlarının ‘damsız’ alınmamasına gelince... Diyor ki: “Zaten meslektaşımız partiden önce baroya bir e-posta atarak ‘cinsiyet ayrımcılığı’ konusunda uyarı yapmış. Bu bir delildir. Erkek meslektaşların sadece cinsiyetleri sebebi ile ‘damsız’ mekâna girememelerine ben de ‘cinsiyet ayrımı’ olarak bakıyorum. Burada Ankara Barosu’nun ya da mekânın motivasyonu, kadınları korumak olabilir ama bu durum kadınları ‘korunması gereken bir nesne’ algısına da kapı açıyor. ‘Erkeklerin eğlenmeye giderken yanlarında mutlaka bir kadın olması gerekir’ ya da ‘Kadınlar erkeklerin çok olduğu ortama girerse mutlaka sıkıntı yaşarlar’ gibi yargılarla ‘damsız girilmez’ konusunu ayakta tutmak bana da hem ayrımcılık hem de erkeklere potansiyel suçlu damgası vurmak anlamına geliyor. Temelde iyi niyetle yapılmış bir hareket olduğuna inansam da ‘eşitsizliği’ devam ettiren bir uygulama. Hele de avukatlık (elbette aramızda farkındalığı-bilinci yüksek olmayanlar da var) kadın farkındalığının toplumun diğer kesimlerine göre yüksek olduğu kabul edilen bir meslek olduğu için... Yani avukatlara da bunu yapıyorsak zaten... Geçmiş olsun.”

Haberin Devamı

‘Damsız girilmez’ cinsiyet ayrımcılığı mı

CİNSİYET AYRIMI YAPMAK ZORUNDAYIZ

Serkan Koca, barmenlik ile başlayan başarılı kariyerini mekân işletmeciliği ile taçlandıran bir isim. ‘Damsız girilmez’ konusunun uzun yıllardır tartışıldığını ve ticari ve güvenlik kaygıları açısından da tartışılması gerektiğini savunuyor: “Her ‘mekâncı’ mekânında kadın-erkek sayısının eşitliğini arzu eder. Tecrübe ile sabittir ki bu sayı eşit-eşite yakın olduğunda kavga olması, birinin diğerini rahatsız etmesi olasılığı azalıyor. Herkes kendi çemberinde daha mutlu oluyor. Mekânda çok fazla erkek olunca -kadın, erkek fark etmiyor- gelen müşteri rahatsızlık duyabiliyor. Yani mekâna giremeyen bir erkek, girdiği başka bir mekânda ‘erkek sayısından’ rahatsız olabiliyor. 10 erkeği birden bir mekâna alırsanız da -inan kaliteli insanlar olabilirler- bir süre sonra alkol ve müziğin de verdiği cesaret ile grup, ‘kontrolü zor’ hale gelebiliyor. Bu noktada da cinsiyet ayrımı yapmak zorunda kalıyoruz. Ayrıca Türkiye’de bir mekânın kalitesini de erkeklere kıyasla daha çok kadınlar belirliyor. Çok erkek olunca, ‘Abi, burası kalitesiz’ anlayışı hâkim. Kime göre? Hadi gel de anlat.”

Haberin Devamı

DAMSIZ ALIRIZ AMA TİPİNE BAKARIZ

Beyoğlu’nda gece kulübü işleten bir arkadaşım -adının verilmemesini rica etti- mekânlarına damsız misafir aldıklarını ama güvenliklerin mutlaka bir ‘tip’ analizi yaptığını söylüyor: “Yaşadıklarımızdan ders aldığımız-gelen müşterilerin huzuru ve mekânın saygınlığı için bunu yapmak zorundayız. Kadın-erkek ayrımı yapmıyoruz çünkü öyle kadın müşterilerimiz var ki... Mekâna geliş amacı eğlenmek değil. O sebeple ‘Ne giymiş, hal-hareket-tavırları nasıl, alkollü mü, kendinde mi, kurallarımıza uygun mu?’ hepsini bir ön analiz yapıyoruz kapıda. Kadın-erkekten çok eğlence adabını bilene kapımız açık.”

Yazarın Tüm Yazıları