Anne-baba olmak isteyene 'ehliyet' şart koşulabilir mi

Antalya’da bir anne 2 yaşındaki kızını, Trabzon’da da eşinin üzerine kuma getirmesini kabul etmediği için bir baba 3 kızını öldürdü. İstanbul’da bir baba ağlıyor diye bebeğinin vücudunda sigara söndürürken, Aydın’da bir anne 2 yaşındaki çocuğuna sigara içirdi. İnsanın bu haberleri okudukça içi daralıyor, öyle değil mi? Araba sürmek için ehliyet, iş bulmak için diploma soruluyor, anne-baba olmak içinse hiçbir şeye ihtiyacınız yok! Çocuk ve genç psikiyatristi Doç. Dr. Veysi Çeri bu duruma dikkat çekmek için çok tartışılacak bir öneri ortaya attı: ‘Ebeveyn olmak isteyenler ‘ehliyet’ alsın.’

Haberin Devamı

ÇOCUKLAR DEĞİL EBEVEYNLERİ HASTA

Çocuk ve Genç psikiyatristi Doç. Dr. Veysi Çeri,Önerim bazı kesimlerden çok tepki çekti ama linç yemeyi göze alarak bunu dillendirmek zorundaydım’ diyor. Kendini neden böyle bir zorundalık içinde gördüğünü ise şu sözlerle açıklıyor: “Adli vakalara giriyorum, nelerle karşılaştığımızı görsen, inan kanın donar. Örnek vereyim, bir anne; çocuğa kötü muamelesi ispatlanmış, ceza almış, şükür ki olması gerektiği gibi olmuş ve çocuk devlet korumasına alınmış. Buraya kadar her şey normal. Peki, ya sonra? Kadın tüm olaylardan sonra ikinci çocuğu yapıyor, kimse de ne yapıyorsun demiyor? Hop, en başa dönüyoruz, ikinci çocuğa da kötü muamele. Yani aklın bu durumu alıyor mu? Olacak iş mi?”

Anne-baba olmak isteyene ehliyet şart koşulabilir mi

ETİK Mİ

Haberin Devamı

“Bazı kişiler, ‘Etik değil. İnsanların çocuk sahibi olup olmayacağına karışamazsın’ diyor. Anlıyorum ama insanların da anne-baba olmadan önce bir eğitim alması, nasıl bir sorumluluk yüklendiklerini bilmeleri gerekmez mi? Bunu deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki; bana tedavi için gelen çocuk ve gençlerin yüzde 80’i hasta değil, hasta olan ebeveynleri. Yani çocuğu tedavi etmeniz onu aynı ortama geri gönderdiğiniz sürece işe yaramıyor. Tedavi etmeniz gereken çocuk değil, anne ve babalar.”

İKİ KİŞİNİN İNSAFINA TERK EDİLEMEZ

“Babanın kişilik bozuklukları, annenin depresyonu, bağlanma problemleri derken günün sonunda olan çocuğa oluyor. Günah değil mi bu çocuklara? Ki çocuğa cinsel istismardan bahsetmiyorum bile... Ruh sağlığı bozukluklarınızı tedavi etmeden, çocuk yapıyorsunuz sonra bilinçsizliğinizin cezasını ömür boyu çocuklar çekiyor. Hiçbir çocuk iki kişinin, anne babasının insafına terk edilmemeli. Çocuğunu en temel insani hakkından, yemek yedirmekten mesela, mahrum bırakan ebeveynler var.”

ANNE-BABALIK KUTSAL DEĞİLDİR

“Toplumumuzda psikoloji okur-yazarlığı çok düşük. Bizim gibi ataerkil toplumlarda anne-babalık kutsal görülüyor. Dolayısıyla da üzerine konuşulmuyor. Ebeveynler ne yaparsa, ‘Vardır bir bildiği’ deniyor, doğru kabul ediliyor. Oysa ebeveynlik kutsal değildir. Bu bakış açısını değiştirmemiz lazım. Anne ve baba çocuğa iyi bakım veren kişidir. Kişilerin bu bakımı verip veremeyeceği daha en baştan tespit edilebilir. Ebeveynlik için ‘ehliyet’ meselesini kullanmak isteyenler, iyi niyetle ortaya atılan bir fikrin başka bir kötülüğe evirilmesi gibi bir durum, ‘Şu gruptakiler üremesin’ gibi yaklaşımında kişiler olabilir. Bu açıdan önerime yapılan eleştirileri de haklı buluyorum ama bir çocuk ve genç psikiyatristi olarak, gördüklerime dayanarak, hiçbir çocuğun, hele de ömür boyu ailesinin yükünü omzunda taşımaması gerektiğine ve ortak akılla üretilecek bir çözüme inanıyorum.

Haberin Devamı

EHLİYET SORULAMAZ AMA EĞİTİM ŞART

Psikolog, Dr. Ozanser Uğurlu’yu aradım ve ebeveyn olmak için ‘ehliyet’ sorulmasına nasıl baktığını sordum. Özgürlükler meselesine atıf yaparak, böyle bir ehliyet sormanın insan haklarına aykırı olacağı ve etik olmadığını belirten Dr. Uğurlu, “Hocamız adli vakalara bakıyor, psikiyatrilik, ekstrem vakalar. Dolayısıyla onun cephesinden bakınca önerisini anlıyorum ancak yine de çocuk yapmak için ‘ehliyet’ zorunluluğu bana özgürlükler, insan hakları konusu başta olmak üzere fazlaca ütopik geldi. Zaten her çocuk sen ne kadar hazır hissedersen hisset ne kadar okursan oku kendi sürprizi ile geliyor. Süreçte öğreniyoruz hepimiz” diyor.

Haberin Devamı

EBEVEYNLİK OKULU

Peki, sorunların çözümünü nerede görüyor? Dr. Uğurlu diyor ki: “Bir ehliyet sormak yerine anne-baba olmak isteyene öncesinde eğitim verilebilir çünkü çoğumuz çocuk sahibi olmanın nasıl bir sorumluluk gerektirdiğini bilmiyoruz. Buna yönelik bir eğitim anne-baba adaylarına büyük yardım sağlayacaktır. Yaşadığımız bu modern dünyanın hızlı değişimi birçok dengeyi değiştirdi. Ebeveynler de bu zorlu yaşam koşullarından haliyle çok etkileniyorlar. O nedenle hem kendi duygularımızla nasıl başa çıkacağımız hem çocuğun böyle değişken bir ortamda sağlıkla büyümesi için ne gibi psikolojik beceriler kazanması gerektiğinin anlatıldığı bir ‘Ebeveynlik Okulu’ faydalı sonuçlar doğurabilir.”

Haberin Devamı

ETİK DEĞİL

Çocuk-kadına istismar konularında çalışan adli tıp uzmanı, Prof. Dr. Halis Dokgöz de ehliyet değil ama evlilik/hamilelik öncesi, eşlerin sıkı bir eğitimden geçmesinden yana. Prof. Dr. Dokgöz, “Ehliyet şartı bildiğim kadarı ile hiçbir ülkede yok ancak gönüllü eğitim süreçleri var. Kişiler çocuk sahibi olmadan önce, çocuğa maddi-manevi bakıp bakamayacakları ve ilişki durumlarına yönelik eğitimler alıyor. Bu tarz uygulamalar ülkemizde de yapılmalı ki gerçekten faydalı olur ancak bunu zorunluluk haline getirmek etik ve adli açıdan mümkün değil, altyapısı yok! Türkiye’deki uygulamalar daha çok genetik, kan ya da bulaşıcı hastalık taraması üzerinden yapılıyor. Psikiyatrik değerlendirme yapılmıyor. Keşke yapılsa böylece psikiyatrik hastalığı olanlar evlenemez ama bunu bir sürücü ehliyeti sınavına çevirmek mümkün değildir. İnsan haklarına aykırı” hatırlatması yapıyor.

Yazarın Tüm Yazıları