"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yeni Türkiye’nin yeni adabımuaşereti

TEPEDEKİ kabiliyetli belagat, aşağıdaki bir kabiliyetsize, çakma belagat olarak miras kalırsa, aşağıdaki çakma belagat de, ülkeye bunca yatırım yapmış, bunca hizmet etmiş, üstelik hayatı boyunca demokrasiye bütün yüreği ile bağlı kalmış bir Cem Boyner’e meşrebine uygun biçimde saydırmaya başlar.
Attığı lafa, ettiği küfre bakarsanız da meşrebinin ne olduğunu, adabımuaşeret treninin hangi sınıfında seyahat ettiğini hemen anlarsınız.
Bir de şunu anlarsınız.
Belagat çakmaysa, çıktığı ağız da mukallit olur.
Mizah zekâsı dersen, bula bula, Cem yerine Jim demeyi bulmuştur.


* * *


Bir de öteki vardır.
Üst kattaki üstün büyük öfkesi, alt kattaki, kraldan
fazla kralcı astın öfkesine sirayet ederse, aşağıdaki yeteneksiz öfke, büyüğünkini ağzı bozuk Türkçesi ile işte böyle tercüme eder. Sapla samanı, akla karayı, sandıkla kasayı birbirine karıştırır. Bir bakarsınız ağzından şu cümle çıkıvermiş: “Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda bizim adamlar seçilmezse, o seçimi gayrimeşru ilan ederiz...”
Rejim öyle bir rejim haline gelmiş, güç öylesine yozlaşmış, ağızların ayarı öylesine bozulmuş, asfalyalar öylesine atmıştır ki...
Normal demokraside “Oha” denilecek bir lafa, iki kelime etmeye bile çekinirsiniz.
Her gün kızdıkları insanların ensesinde boza pişiren Yeni Türkiye’den bir tek adam veya kadın da kalkıp, “Yahu bu ne biçim laf” demez, diyemez.


* * *


Yeni Türkiye’nin yeni siyasi adabımuaşereti işte budur.
Kibir dağlarının eteklerinde dolaşan kibircikler...
İtirazın mı var...
Şikâyetini bildireceğin merci bellidir. Kapısında da büyük harflerle Marko Paşa yazar.



Bu nepotizm lafını bir kenara yazdım


-BAŞBAKAN Davutoğlu konuşmasında il kongrelerinde yapılacak seçimler için şu talimatı verdi: “Bu süreçte nepotizm olmayacak.” Nepotizmin sözlük anlamı şu: “Akraba ve yakın arkadaşları kayırma...”
Evet bu cümleyi siz de bir kenara yazın. Başarabilirse, AKP’de bir devrim olabilir.

Demek ki belagat şehvetinin kurbanı olmadan konuşmak da mümkünmüş

BİR süredir AKP cenahının televizyonlardaki konuşmalarını hiç dinlemiyordum. Dün ilk defa kendimi Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasını izlerken buldum.
“O ses Türkiye”nin Çankaya’ya çıkmadan
önce salı günleri yaptığı konuşmalardan 5 noktada farklıydı. Bu da bana önümüzdeki dönem salı kâbuslarından kurtulabileceğimiz umudunu verdi.
-BİR: SALI DESİBELİ DEĞİŞTİ Ses tonunun desibeli, insani sınırlar içindeydi. Bağırmadı, çağırmadı.
-İKİ: SALI HAYALETİ GİTTİ Konuşmada hayali düşmanlara saldırı yoktu. Vurucu kırıcı deyimler, yumruk gibi hakaretlere itibar etmedi.
-ÜÇ: SALI ŞEHVETİ BASTIRILDI Kılıçdaroğlu’ndan söz ederken “CHP genel müdürü” gibi aşağılayıcı bir ifade kullanmadı. Üstelik teşekkür etti.
-DÖRT: SALI
YUMRUKLARI AÇILDI Salı konuşmalarının “onlar” ve “biz” kutuplaşmasına son verdi. Vatandaşları
“AK Parti’ye oy verenler”, “Yarın oy verecekler” diye ayırarak, hitabette yumuşama sinyalini devam ettirdi.
-BEŞ: SALI SALONU FERAHLADI Salondan gelen görüntüler ve alkışların havası da “salı kâbuslarında” Meclis’ten yansıyan havadan çok daha sakin ve umut vericiydi.


Mehmet Barlas ve çekirdek ailesine pazar günü uyarısı

HERKESE müjde...
Yarın bu köşe çok neşeli olacak. Pazar Yazısı şu cümleyle başlayacak: “Lütfen densizliğime yoldaş olun...”
İyi bir yolculuk olacak. “Gezi ruhuna sahip” herkesi bu densiz yolculuğumda bana arkadaşlık etmeye davet ediyorum.
Bedeni ve ruhu ile Gezi’de olanlar, sadece ruhu ile Gezi’ye katılan arkadaşlar hepiniz davetlisiniz. Tabii, aynı daveti sevgili dostum Mehmet Barlas’a ve çekirdek ailesine de yapıyorum.
Ben iyi ve samimi bir insanım, o nedenle davete icabet etme ihtimaline karşı baştan uyarmalıyım. Biliyorsunuz Barlas’ta sperm alerjisi vardır.
İyi haber şu: Söz... Eğer kendime hâkim olabilirsem, yarınki yazımda “sperm” kelimesini mümkün olduğunca az kullanacağım. Kötü habere gelince
Bol bol “testis”ten söz edeceğim.
Şimdiden iyi pazarlar... Rahat bir uyku çekin, bir sonraki yazımda yarınki şahane programın teaser’ları var.
İlginç konular değil mi...

Kadının tek taşı mı, erkeğin çift taşı mı daha kıymetlidir

-Erkeğin en kıymetli organı olan testisleri niye aşağı sarkar ve bu kadar korumasızdır..
-Evrim Teorisi: İnsanı Allah yarattıysa, testisler maymundan mı geliyor.
-Testisler niye evrim geçirmiyor.
-Kadınlar niye “cool” erkek sever. Sperm “cool” bir şey midir.
-Frikik atılırken futbolcular niye beyinlerini değil de önlerini korurlar.
-Kremaster kasları fitness hocaları nezaretinde geliştirilebilir mi.
-Burnu kırılan babalarla, testisleri kırılan babalar arasında ne fark vardır.
-Testislerle güneş panelleri arasında ne benzerlik vardır? Testislerden güneş enerjisi elde edilebilir mi.
-Ve gecenin sorusu: Niye geceleri sevişiriz. Ve bir de şu: Testislere bakarak hava durumunu öğrenebilir miyiz.
Evet hepsi yarın burada...

‘Onlar yönetsin, biz yaşayalım’ sloganı tuttu


HEPİNİZE, hepimize müjde..
Seçimlerden sonra ortaya attığım “Onlar yönetsin, biz inadına yaşayalım” sloganı fena halde tuttu. Vatandaş uyandı. Yaşayan yaşayana...
Son günlerde bizim mahallede kiminle karşılaşsam “Durup dururken iyi uyanıyoruz, durup dururken hayatımızı yaşıyoruz” diyor. Yani yenilmişlik duygusu atılmış, onun yerine inadına yaşamışlık duygusu gelmiş.
Bu iyi bir şey...
Trollere inat yaşamaya devam...
Bilin ki, siz yaşadıkça onlar ifrit oluyor.
Onlar korkutacak, biz ifrit edeceğiz...
Yaşasın yeni toplumsal mutabakatımız...

X